Göz Hastalıkları Ve Tedavileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Göz Hastalıkları Ve Tedavileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Göz Tümörleri Neden olur

Göz Tümörleri Neden olur

Gözlerimiz her ne kadar küçük birer organsa da çok çeşitli dokulardan oluşan, oldukça kompleks yapılardır. Bu nedenle çok çeşitli tümörleri de olabilmektedir.


Diğer organların tümörleri gibi göz tümörleri de iyi ya da kötü huylu olabilir. İyi huylu olmakla birlikte bazı tümörler bulunduğu yer itibariyle organın önemli bir parçasına baskı yapmak suretiyle oldukça zarar verici olabilir. Ya da bazen iyi huylu giden bir tümör kötüleşebilir.

İyi huylu olanlar arasında dermoid kistler, kan kistleri, v.s gibi çeşitli türde kistler, şalazyon, molluscum contagiosum, çeşitli yerlerde yerleşebilen ben'ler, keratoakantoma, skuamoz hücreli papillom, başta konjonktiva olmak üzere gözün çeşitli dokularının melanizisi, mukosel sayılabilir.

Dermoid kistlerin yüzeyel olanları çoğu kez göz çukurunun üst-dış yada üst-iç kısmında yerleşir, derin olanları ise göz çukurunun derinlerinde yerleşir.

Mukosel normal sinüs sekresyonunun drenajının burun veya çevre dokuların enfeksiyonu, tümör yada başka nedenlerle bozulmasıyla oluşur. Genellikle frontal (alın) yada etmoid (burun kökü arkası) sinüslerden kaynaklanır.

Kötü huylu göz tümörleri arasında ise kapaklarda cilt dokusundan kaynaklanan bazal hücreli karsinom ve skuamöz hücreli karsinom, göz yaşı bezlerinden kaynaklanan sebase bez karsinomu, pigment hücrelerinden kaynaklanan malign melanom, damar dokusundan kaynaklanan ve sıklıkla AİDS'le birlikte görülen Kaposi sarkomu, ayrıca hemainjiomlar, rhabdomiyosarkomlar, göz sinirinden kaynaklanan tümörler, ve başka yerlerdeki tümörlerden göze atlayan tümörler sayılabilir.

Malign melanom yetişkinlerde doğrudan gözden başlayan en yaygın tümördür. Gözün iris dediğimiz renkli kısmından, hemen arkasında merceğin asılı olduğu kısmından, yada daha sıklıkla damar tabakadaki hücrelerden başlayabilir. En sık 60'lı yaşlarda görülür. 30 yaşından önce görülme oranı %4 civarındadır.

Rhabdomiyosarkomlar çoğu kez çocuklukta görülür ve gözün hızlı ilerleyen öne doğru çıkması ile kendini gösterir.

Retinoblastomlar çocukluk çağının en yaygın tümörüdür, büyük çoğunluğu 3 yaşından önce belirgin olur. 20.000 canlı doğumda 1 görülür. Hastaların 1/3 ‘inde diğer gözde de olur. Ailesel geçişin etkisi vardır.

Başka yerlerden göze atlayan tümörlerden çocuklukta görülenler arasında sinir dokusundan kaynaklanan ve genellikle göğüs ya da karında başlayan nöroblastomlar, bir kemik tümörü olan Ewing sarkomu, akut miyeloid lösemi sayılabilir. Erişkinlerde başka yerden göze atlayan tümörler ise daha çeşitlidir ve başka yerlerdeki tümörlerin ilk belirtisi olarak %25 vakada gözde ortaya çıkmaktadırlar.

Belirtiler:Tümör eğer gözün açık kısımlarında ise zaten kendisi görülebilir. Bunun dışında, süregelen ve bir türlü kapanmayan yaralar, gözün öne doğru çıkması yada bir yana yer değiştirmesi, kapak düşüklüğü, çift görme, göz yaşarması, özellikle çocuklarda olmak üzere göz bebeğinde beyazlık görülmesi, gözde kızarıklık, büyüme gibi belirtiler olabilir.

Teşhis: Bazen rutin göz muayenesi ile tümör teşhis edilebilir. -İhtiyaç duyulduğunda- rutin muayeneye ek olarak fundus floresan anjiyografi, göz ultrasonu, renkli dopler ultrason, tomoğrafi, MR (magnetik rezonans görüntüleme), biyopsi,… gibi testlerden bir yada birkaçını da uygulamak gerekebilir. Tomoğrafi ve MR hem gözdeki yaygınlığı hem de başka organlara yayılma gösterip göstermediğini anlamada çok yararlı olmaktadır.

Tedavi:
Tedavide tümörün cinsine ve yerine göre, lazer, röntgen ışınları, radyoaktif plaklar, hormonlar, ilaçlar, dondurma, dar yada geniş kapsamlı çeşitli türde rezeksiyon ameliyatları kullanılmaktadır. Hastanın geleceği hakkında söz söylemede tümörün cinsi, tipi, büyüklüğü, yerleştiği yer, yaygınlığı, göz yuvarlağı dışında olup olmadığı, hastanın yaşı, başka organlara yayılım,… gibi pek çok faktör etkilidir.

Özellikle son zamanlarda transpupillertermoterapi, kombine tedaviler değer kazanmıştır. Transpupiller termoplasti+radyoaktif plak buna bir örnektir. Ayrıca bir kerede yüksek doz ışın tedavisi ile yine son zamanlarda özellikle başka yerden atlayan küçük tümörlere fotodinamik tedavi uygulamaları da yapılmaktadır.

Lens takmanın zararları nelerdir

Lens takmanın zararları nelerdir

Günümüzde sağlık açısından değil de, daha çok dış görünüş açısından tercih edilen kontakt lens kullanımı oldukça yaygınlaşmaktadır. Renkli gözlü olmak çoğu gencin dış görünüş olarak tercih ettiği bir durum olmaya başlamıştır. Lens kullanımına başlayan kişilerin yeterli seviyede bilinçlendirilmemesi ise kontakt lensin zarar oranını günden güne yükseltmektedir.

Güzel görünmek dışında kontakt lensi tedavi amaçlı kullananlar da var tabiki, yinede bu durum lensin zarar vermeyeceği anlamına gelmiyor.

Kontakt lens zararları nelerdir? Tahmin ettiğiniz gibi en başında lensin kullanımı sırasında temizliğine çok önem göstermek gereklidir. Günlük kullanımı tercih etmek ve gözlerimizi steril ederek dinlendirmek gerekmektedir. Ellerimizi lense dokunmadan önce iyice yıkamalı ve temizlemeliyiz. Aksi durumda lensin üzerine yapışan toz ve kir birikintileri gözler ile temas ettiğinde, mikroba ve enfeksiyona dönüşerek akıl almaz zararlara yol açabilir.

Bunlar toplum içerisinde lens kullanımı açısından bilinen yaygın kurallardır. Bir de en önemli unsurlardan biri olarak gözün yapısal durumu düşünülmelidir. Gözlerimizin yapısal olarak şeffaf kısmından damar bulunmamaktadır. Ve korneanın sağlıklı bir şekilde işlevini sürdürebilmesi için, gözyaşı ve nemine ihtiyaç vardır. Ancak lensin hatalı ve yanlış kullanımı sırasında, oksijen dolaşımı ve gözyaşı kanalları tıkanarak gözlerimizin, beynimize oksijensiz kaldığı iletisini göndermesini sağlar. Bu durum kontakt lens kullanımı açısından oldukça tehlikelidir. Yeterli oksijeni alamayan kornea gözün şeffaf kısımlarının üzerinde kısa sürede kan damarları meydana gelmesine sebep olur. Ve müdahale edilmediği durumlarda görme kaybına kadar ciddi boyutlara varabilir.

Kontakt lensin zararlarına maruz kalmak özenli lens kullananları da yakalayabilir. Örneğin; göz kuruluğu olan, alerjik reaksiyona karşı zayıf bünyesi olanlar, rüzgarlı ve tozlu ortamlarda çalışan kişilerin kontakt lens kullanımını tercih etmemeleri gerekir.

Yaptığımız araştırmalarda öğrendiğimiz, lensin zararları hakkında bir örneğimiz var sizinle paylaşmak istediğimiz. ABD ‘de Hyde adında genç bir kız lensinde meydana gelen bir parazitin korneasını yemesi sonucunda neredeyse tek gözünü kaybedecekti. Tek gözünde oluşan problemlerin, bulanık görme sıkıntısına yol açması ile doktora başvurduğunda, doktorlar gözünde ‘akantamoba‘ isimli bir enfeksiyona rastlamıştır. Aynı zamanda bu parazit bir kornea iltihabıdır. Tedavisi ise belkide aylar sürecek.

Sonuç olarak, lens zararları hakkında bilinçlenmeli ve sonrasında kullanıma başlamalıyız.

Mevsimsel Göz Nezlesi Nedenleri

Mevsimsel Göz Nezlesi Nedenleri

Göz nezlesi nedir?Göz nezlesi belirtileri 

Göz nezlesi çok geniş bir kavram, gözde kızarıklık, sulanma, kaşınma ve göz kapaklarının şişmesi gibi şikayetleri içerebilir. Bu şikayetlerin nedenleri birbirinden farklı olup, viral ya da bakteriyel enfeksiyonlar, herhangi bir şeylere gösterdiği alerjik reaksiyonlar göz nezlesine neden olabilir. Göz nezlesinin bazı türleri bulaşıcı olabildiği gibi bazı türleri bulaşıcı değildir.

Göz nezlesi tipleri veya çeşitleri

Göz nezlesinin bazı tipleri vardır. Bu tipler viral, bakteriyel ve alerjik göz nezlesi tipleridir. Alerjik tip göz nezlesi bulaşıcı değildir. Alerjik tip göz nezlesi kişinin kendi özelliğine bağlı olduğu için sadece hastanın kendisini rahatsız eder. Bakteriyel ve viral olan göz nezlesi bulaşıcıdır ve temas yolu ya da havada uçuşan damlacıklar ile bulaşır. Bakteriyel ve viral göz nezlesi tipleri okul, ev içi, toplu taşıma araçları, iş yerleri ve kalabalık ortamlardan bulaşabilir.

Mevsim değişikliği göz nezlesini etkiler mi?

Sonbahar ve ilkbahar mevsimlerinde göz nezlesi daha fazla görülen bir göz hastalığıdır. Özellikle sonbaharda gribal enfeksiyonlar ile birlikte göz nezlesinde artış ortaya çıkar. Bu mevsimde kalabalık ortamlar (otobüsler, tramvaylar, okullar, duraklar) gibi kalabalık ortamlarda dikkatli olmak önemlidir. Sonbaharda gözlerde en küçük bir kızarıklık, kaşıntı, çapaklanma, sulanma gibi şikayetler görüldüğünde mutlaka bir göz doktoruna baş vurmak gereklidir.

Göz nezlesi nasıl tedavi edilir?

Göz nezlesi adı altında toplanan birkaç göz hastalığında farklı tedavi yöntemleri uygulanır. Alerjik göz nezlesinde tablet ilaç tedavisi ve damla şeklinde olan ilaç tedavileri verilir. Alerjik göz nezlesi genellikle tekrarlar. Kişinin çevresindeki alerji yapan faktörler devam ettiği sürece alerjik göz nezlesi tekrarlama gösterir. Bakteriyel göz nezlesi ilaçlar ile tedavi edilebilir ve tedavi sonrası genellikle tekrarlama göstermez.

Fakat bakterinin bulaştığı kişi ya da eşyalar ile temas sonrası tekrar oluşabilir. Bakteriyel göz nezlesi oluşur ise vücut direncinin düşük olduğu anlamına gelir. Viral göz nezlesi ise çeşitli nedenler ile gelişir. Viral göz nezlesi bulaşıcıdır ve bakteriyel göz nezlesine göre daha fazla direnç düşüklüğü ile birlikte seyreder. Bu tip göz nezlesinde kesinlikle antiviral tedavi gereklidir. Bu nedenle mutlaka göz doktoruna gitmek önemlidir. Mevsimsel göz nezlesinden korunmak için sonbahar ve yaz aylarında güneş gözlüğü takmak faydalı olur.

Göz Ağrısı Neden Olur

Göz Ağrısı Neden Olur

Göz ağrısı nasıl tedavi edilir?

Gözün ağrılarını, göze ait ya da göze ait olmayan ağrılar olarak değerlendirmek gereklidir. Gözde bir konjonktivit gibi basit bir iltihaplanma, üveit denilen göz içindeki iltihaplanmalar, arpacık denilen göz kapağı iltihaplanmaları, göz tansiyonu, kirpik dibi iltihabı veya gözün hareketlerine ait ağrılar göze ait ağrılar olarak değerlendirilir. Bu tür göz ağrılarında mutlaka gözde kızarıklık, kaşınma, çapaklanma, yanma ve batma hissi oluşur. Gözün bu tip şikayetleri uzman bir göz doktoru tarafından tedavi edilmelidir.

Gözde hissedilen ağrıların bazıları da göz dışı nedenlerden olur. Örneğin, sinüzit gibi özellikle hava boşluklarının bozulması ve gözün ağırlığını hissetmek göz ağrısına neden olur. Göz ağrısının diğer bir nedeni ise diş iltihapları dır. Özellikle üst çene kemiğinde meydana gelen iltihaplarda gözde ağrı hissedilir. Gözün arkasındaki dokularda meydana gelen iltihaplarda ya da baş ağrılarında ilk olarak ağrı gözde hissedilir. Ayrıca hipertansiyonu olan kişilerde tansiyon ataklarında özellikle şakaklarda hissedilen göz ağrıları görülür. Bunların dışında travmalara bağlı (vurma, çarpma, toz kaçması, alerjik nedenler) gibi nedenler de göz ağrısına neden olur.

Psikolojik göz ağrısı olur mu?

Psikolojik olarak göz ağrısı olabilir. Fakat psikolojik göz ağrısı denilebilmesi için diğer nedenlerin dışlanması gereklidir. Psikolojik olarak göz ağrısı olan kişilerde göz yaşı eksikliği yok ise belirti olarak göz seyirmesi vardır. Özellikle heyecanlı kişilerde seyirmenin yoğunluğundan dolayı gözde ağrı hissedilir. Bazı kişilerde de psikolojik olarak göz kapağını kısma ihtiyacı ortaya çıkar ve bu durum zaman sürecinde kısık göze neden olur. Bu durum psikiyatristler ile göz doktorları tarafından tedavi edilir.

Göz ağrısı tedavisi

Göz ağrısı şikayeti ile doktora baş vuran hastalarda öncelikle gözün çevresi, gözün kapakları, gözün içi ve en son olarak gözün retinası kontrol edilir. Göz problemlerinde tedavi nedene yönelik yapılır. Eğer göz ağrısı sinüzit nedeni ile oluşmuş ise hastanın kulak, burun, boğaz doktoru tarafından da değerlendirilmesi gereklidir. Göz ağrısının nedeni kirpik dibi iltihabı ise kirpik dibinin hijyeni ve tedavisi gerekir. Göz ağrısının nedeni enfeksiyon ise damla tedavisi verilir. Göz ağrısının nedeni üveit, gözün içerisindeki bir iltihap ya da reaksiyona bağlı ağrı oluşur ise bu durumun vücuttaki sebebi de araştırılır ve tedavi tanıya göre uygulanır.

Göz ağrısının en önemli nedenlerinden biride ani başlayan ışıklar etrafında hale görerek ortaya çıkan ani göz tansiyonu krizleridir. Bu durumda ağrı çok fazladır ve hastada bulantı, kusmaya neden olur ve görmeyi azaltır. Göz tansiyonu krizlerinde tedavi lazer yardımı ile kanal açarak tansiyonu düşürmek ve ağrıyı gidermektir. Göz ağrıları tedavisinde en önemli nokta, hastanın zamanında göz doktoruna baş vurmasıdır.

Göz Alerjisi Neden Olur Göz Alerjisi Belirtileri

Göz Alerjisi Neden Olur Göz Alerjisi Belirtileri

Göz alerjisi tedavisi ve korunma yöntemleri 

Modern toplumun en önemli problemlerinden biride alerji problemleridir. Alerji tüm vücudun her yerinde görülebilen bir reaksiyondur. Göz alerjileri diğer alerjiler gibi hem çevresel hemde kişisel etkenlerden kaynaklanabilir.

Göz alerjisi genellikle mevsimsel gelişir ve en sık etken polenlerdir. Bunların dışında toz, toprak, sigara dumanı, tiner, boya kokuları, temizlik maddeleri, parfümler gibi etkenler gözlerde alerjik reaksiyona sebebiyet verir. Ayrıca evin içindeki bazı etkenler, kedi, köpek tüyleri gibi, halı tozları ve tüyleri gibi, özellikle havada uçuşan tozlar göz alerjilerine yol açabilir.

Bu etkenlerden herhangi biri gözde alerji yaptığında nedenin hangisi olduğunu ayırt etmek zordur. Vücut alerjileri cilt testi ile teşhis edilebilir iken, gözde oluşan alerjilerin etkenini tespit etmek mümkün değildir ve alerjik bir reaksiyon olduğunda mutlaka gözün tedavi edilmesi gereklidir.

Göz alerjisi belirtileri

Göz alerjilerinin belirtileri çok önemlidir. Özellikle çocukluk döneminde görülen göz alerjisinin en önemli belirtisi kaşıntı dır. Göz alerjisi bebeklerde, çocuklarda ve gençlerde görüldüğünde kesinlikle ihmal edilmemelidir.

Göz alerjilerinde gözlerde kızarıklık, yanma, batma, ışığa karşı hassasiyet, güneşe karşı hassasiyet, çapaklanma ve kaşıntı gibi şikayetler ortaya çıkar. Çocukluk alerjileri genetik olarak gelişebilir. Mevsimsel alerjiler (ilk bahar, son bahar) mevsimlerinde kendini belli eden alerjiler genellikle evde değil dışarıya çıkıldığında şikayetlere sebebiyet verir.

Göz alerjisi gözlere zarar verir mi?  

Göz alerjileri önemsiz gibi görülmelerine rağmen, ileri yaşlarda oluşabilecek önemli rahatsızlıklara neden olabilir. Özellikle çocukluk çağında görülen göz alerjisi ile birlikte kaşıntı olması durumunda yoğun kaşıma nedeni ile kirpik dibi iltihaplarına bağlı olarak arpacık oluşmasına ya da konjonktivit denilen enfeksiyonlara dönüşebilir.

Yine tedavi edilmeyen göz alerjilerinde uzun süren kaşıntılar, bazı hastalarda gözün kornea denilen şeffaf tabakası ince ise ileri dönemlerde görmeyi ciddi şekilde etkileyen keratokonus denilen hastalığın gelişmesine yol açabilir.

Günümüzde, keratokonus denilen korneanın incelmesi durumu, genellikle 20'li yaşlarda sık görülür ve mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Bütün bu komplikasyonların gelişmemesi için göz kaşıntısı ve alerjisi olan yetişkin ve çocukların uzman bir göz doktoru tarafından değerlendirilip tedavi edilmesi gereklidir.

Göz alerjisi teşhisi 

Alerjik göz hastalıklarının teşhisi göz muayenesinde hastanın şikayetleri ve yapılacak incelemeler ile konulur. Göz kızarıklığı na neden olabilecek diğer göz hastalıkları göz alerjisini taklit edebilir ve ayırıcı tanı için göz muayenesinin dikkatli yapılması önemlidir.

Örneğin, sebebi bilinmeyen iltihabi durumlar, göz kapağı iltihapları, bazı cilt hastalıklarının göz bulguları, göz kuruluğu hastalığı, gözün bağ ve damar yapılarının iltihapları, göz nezlesi, böcek ısırmaları, kirpik dibi bitleri gibi durumlar göz alerjisi ile benzer belirtiler gösterebilir. Kesin tanı için alerjen maddenin bulunması, göz yaşı ve kanda bazı maddelerin bakılması yöntemleri uygulansa da, en doğru bilgi uzman bir göz doktorunun yapacağı fizik muayene ve hastanın şikayetlerini doğru anlatması ile konulur.

Göz alerjisi tedavisi nasıl yapılır?

Göz alerjisi tedavisi oldukça önemlidir ve göz alerjilerini tedavi etmek mümkündür. Vücutta oluşan alerjilerin tedavisinde “Desensitizasyon” denilen aşılar ile tedavi mümkün iken, göz alerjilerinde bu mümkün değildir. Bu nedenle göz alerjisinin tedavisinde neden çevresel faktörler ise, çevre faktörlerinin düzenlenmesi gerekir.

Örneğin, çok ciddi bir alerji var ve çocuk ya da yetişkin açık havaya çıktığında alerjisi artıyor ise, gidilen yerin çamlık, çimenlik mi olduğunu dikkat ederek gidilen ortamlardan uzak durmak veya gitmeden önce alerji önlemini almak gibi yöntemlere dikkat edilmelidir.

Diğer bir etken olan ev ortamında gelişen göz alerjisi için de ev ortamının düzenlenmesi gerekmektedir. Örneğin, halı tozları ve tüyleri, kedi tüyleri, köpek tüyleri ve evde bulunan tüylü oyuncaklar gibi tüylü ve tozlu eşyaların ve hayvanların evden uzaklaştırılması gibi önlemler alınmalıdır.

Evin havasını nemlendirmek, havada uçuşan tozlar için evi sık sık süpürmek, evde ve yatak odalarında halı kullanmamak, alerji yapan temizlik maddelerini kullanmamak, sigara dumanından kaçınmak, alerji yapan parfümleri kullanmamak gibi önlemler alınmalıdır. Alınacak önlemler göz alerjisi ve diğer vücut alerjisi tedavisinin ilk basamağıdır.
Göz alerjisi tedavisinde ikinci basamağı ilaç tedavileri oluşturur. Günümüz koşullarında alerjiyi önlemede ve alerjik reaksiyonların ortadan kaldırılmasında oldukça faydalı göz damlaları vardır. Fakat bu damlalar mutlaka göz doktoru tarafından verilmelidir. Bu ilaç tedavileri ile alerji sadece baskılanır.

Göz alerjilerini tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. Göz alerjileri ve diğer alerjiler sık sık tekrarlama eğilimindedir. Alerjik ataklar başladığında tekrar göz doktoruna giderek muayene olunmalı ve verilen tedavi uygulanmalıdır. Bu yöntemlerin yanı sıra alerjik reaksiyonu oluşturan faktörlerden kaçınmak korunmanın en önemli yoludur.

Göz alerjisi nasıl önlenir?

Günümüz çocukları ve yetişkinleri genellikle apartman koşullarında yaşadıkları için çevre ile çok fazla ilişkileri yoktur. Ev yaşantısı durumunda evdeki alerjik reaksiyon riski daha da yükselir. Örneğin çok fazla bilgisayar kullanımı gözlerde bozulmalara neden olmaktadır. Bilgisayar başında göz kırpma sayısı azalır ve bu durum göz kuruluğuna yol açar. Bunun yanı sıra evde kedi, köpek, ve benzeri alerjik reaksiyonlar söz konusu olduğunda alerjik reaksiyonlar gelişir.

Ev yaşamında toz, tüylü eşyalar, kedi, köpek gibi alerjik sorunlar yaratan hayvanların ev ortamından, özellikle de yatak odalarından uzak tutulması gereklidir. Çevresel faktörler oldukça fazla ve bu faktörlerden hangisinin gözlerde alerji yaptığı bilinmemektedir.

Ancak dış ortamlarda çam, çimen, kavak ve benzeri ortamlarda bulunulduğunda alerji tetikleniyor ise bu ortamlara gitmeden önce alerjiden koruyan bir damla kullanmak ve koruyucu gözlük kullanmak faydalı olur. Evde alerji yapan etken fark edildiği taktirde hemen gözleri kapatarak göz kapaklarının üzeri ve çevresi temiz su ile yıkanmalıdır. Çünkü alerjik maddeler göz kapağı çevresine bulaşır ve kaşıdıkça göz içerisine girer. Bu durumda göz kapağı çevresini yıkayarak alerjik maddeleri uzaklaştırmak mümkün olabilir.

Şaşılık Neden Olur Belirtileri Ve Tedavisi

Şaşılık Neden Olur Belirtileri Ve Tedavisi

Çocuklarda ve erişkinlerde şaşılık neden olur?

Gözler tam karşıya bakarken birbirine paraleldir. Şaşılık, bir insanın iki gözünün ne tarafa bakıyor ise iki gözünde aynı tarafa bakamaması olarak tanımlanabilir. Yani kişi sağa baktığında sol gözü de o tarafa bakar. Fakat gözün biri o yöne yeteri kadar yönlenmiyor ise bu duruma şaşılık denir. Şaşılık doğuştan ya da daha sonradan oluşabilir.

Şaşılık probleminde yanıltıcı göz kaymaları yani yalancı şaşılık diye bilinen şaşılık ta vardır. Örneğin, bir bebeğin göz kapakları henüz yeterince oluşmamış ve burun yapısı olgunlaşmamış ise, bazen bebeklerin gözleri kayık gibi görülebilir. Göz kapağı normal gelişimini tamamlamış insanlarda hafif sağa bakıldığında gözün biri normal görülür iken, diğer gözde beyazlık tamamen kaybolur ve bu durumda da göz kayması varmış gibi görülebilir.

Şaşılık nedenleri

Şaşılığın nedenleri oldukça fazladır.

Doğumsal şaşılık nedenleri : Doğuştan olan şaşılık, doğuştan şaşılığın nedenleri ise çocuğun görme sisteminde oluşan kırma kusurundan veya gözde tümör oluşumundan, beyin tümörü varlığından doğumsal şaşılık oluşabilir.

3-4 yaşlarında oluşan şaşılık nedenleri :  Üç dört yaşlarında ortaya çıkan şaşılık nedenleri arasında en sık kırma kusurları (gözün birinin gözlük ihtiyacı olması nedeni ile şaşılık), psikolojik olarak şaşılık, kas bozukluklarına bağlı şaşılık gibi nedenlerden şaşılık meydana gelebilir.

Şaşılık tipleri veya çeşitleri 

Şaşılığın çeşitleri genellikle iki ana grupta değerlendirilir. Birincisi kırma kusuru nedeni ile oluşan şaşılıklar diğeri ise organik nedenli şaşılıktır.

Tip 1 şaşılık (organik nedenli şaşılık) : Organik nedenli şaşılıklar beyin tümörü, göz tümörü, travmatik etkenler gibi organik bir nedeni olan şaşılıklar dır.

Tip 2 şaşılık (kırma kusuru ile ilişkili şaşılık) : Kırma kusurlarına bağlı şaşılıklar gözlerin miyop, astigmat ya da hipermetrop olmasına bağlı gelişen şaşılıklar dır.

Bazı gözler içe doğru kayar iken bazı gözlerde dışa doğru kayar ve buna içe şaşılık (Ezotropya) denir. Bazı gözlerde dışa doğru kayar buna dışa doğru şaşılık (Egzotropya) denir.

Bazı gözlerde de bir göz aşağı bir göz yukarı bakabilir. Bazı gözlerde göz kendi içerisinde dönme yapabilir. Yani şaşılık bu şekillerde ve farklı tiplerde görülebilir.

Şaşılık belirtileri

Şaşılık problemi olan insanlar başkaları tarafından çift görüyormuş gibi zannedilir ama çift görmezler. Çünkü beyin bir tarafın görüntüsünü algılamak istemez. Örneğin, hastanın sağ gözü daha iyi görüyor ise sol gözden gelen görüntüler uygun olmayan görüntüler ise sol gözden gelen görüntüleri beyin kabullenmez ve sadece sağ gözden gelen görüntüleri kabul eder ve böylece şaşılık otaya çıkar.

Diğer göz sağlam olduğu halde yavaş yavaş tembel olur ve o gözün görme oranı 10'da 1-10'da 2 görüşlere kadar düşebilir. Diğer belirtilerinden biride şaşılık problemi olan kişi biri ile konuşurken bir gözü konuştuğu kişiye diğer gözü ise başka bir yere bakıyormuş gibidir ve bu durum dışa şaşılık olan insanlarda bu şekilde görülür. Estetik olarak iki gözün farklı yerlere bakıyor olması şaşılık bulgusudur. Şaşılığın gözler ile ilgili başka bir belirtisi genellikle olmaz. Fakat gözlerde yorgunluk hissi gizli şaşılıklarda sık görülen bir belirtidir.

Şaşılık teşhisi

Bütün çocukların 4 yaşından önce göz doktoru tarafından kontrol edilmesi gereklidir. Eğer ailede ve akrabalarda şaşılık ya da göz tembelliği bulunan başka biri var ise bu muayenenin çocuklarda 3 yaşından önce yapılması gereklidir. Bebeklerin gözleri içe dönük gibi görünür.

Bunun nedeni burun kökünün daha geniş olması ya da göz kapağının iç tarafında deri kıvrımının bulunmasından dır. Bebek büyüdükçe bu görünüm normale döner. Fakat bu durumun netleşebilmesi için tam bir göz muayenesi yapılmalıdır. Gerçekten şaşılık olan çocuklarda bu tip görünüm düzelmez. Yalancı şaşılık ve gerçek şaşılık arasındaki fark göz doktoru tarafından netliğe kavuşturulmalıdır

Şaşılık nasıl tedavi edilir?

Şaşılık tedavisinde belirli bir sıralama söz konusudur. Şaşılığın nedeni beyin tümörü, göz tümörü ve göz kası hastalıkları değil ise, bu durumda nedenin kırma kusuruna bağlı olduğu düşünülür. Yani, bu hastada miyop, hipermetrop ya da astigmat vardır ve neden olarak, bu nedenler tespit edilir ise gözlük tedavisi uygulanır.

Fakat şaşı olan göz yada gözlerden birinde göz tembelliği başlamış olabilir. Tembelleşen gözün çalışması için bazı egzersizler yaptırılır. Bu tedavilere rağmen hastada göz kayması devam eder ise gözün kaslarını kuvvetlendirme amaçlı çalışmalar (ortoptik egzersizler) yapılır.

Cerrahi tedavide, şaşılıkta gözün bir kası içeriye fazla çeker ve cerrahi tedavide bu kasın içeriye çekme gücünü azaltmaya yönelik bir işlem uygulanır. Operasyon esnasında bu kasın göze yapıştığı yerler değiştirilir. Bu operasyon ile estetik olarak göz düzeltilir. Fakat ameliyattan 3-5 yıl sonra göz tekrar bir miktar kayabilir. Göz kayar ise ameliyat ile tekrar düzeltilebilir.

Gizli şaşılık nedir? 

Gizli şaşılık durumunda hasta çok yorulduğunda gözlerinin kaydığını hisseder ve çevresindeki insanlar bunu fark etmez ya da fark edebilir. Bu kişinin çevresindekiler şaşılık olduğunu fark etseler bile söylemek istemezler. Gizli şaşılıklar genellikle gözler yorulduğunda ortaya çıkar. Gizli şaşılığın nedenleri belki bir küçük astigmat, küçük miyop ya da hipermetrop olabilir. Bu nedenlerin tedavisi yapıldığı zaman gizli şaşılık bazen ortadan kalkabilir ve düzelebilir. Gözlük tedavisi ile gizli şaşılık tedavi edilebilir iken, bazı hastalarda ameliyat gerekebilir.

Şaşılık ameliyatı nasıl yapılır? 

Şaşılık ameliyatı sırasında göz küresi yerinden çıkarılmaz. Üzerinde ufak bir kesi yapılarak şaşılığa neden olan kasa ulaşılır ve şaşılığın tipine göre çeşitli pozisyon değişiklikleri yapılmaktadır. Gereken durumlarda iki göze aynı anda müdahale edilebilir.

Şaşılık ameliyatları erişkinlerde lokal anestezi ile yapılabilir iken, çocuklarda genel anestezi şarttır. Şaşılık ameliyatından sonra erişkinler ve çocuklar günlük yaşantısına 1-2 gün içerisinde geri dönebilir. Fakat hastaların bazılarında tekrar operasyon yapılması gerekebilir. Her ameliyatta olduğu gibi şaşılık ameliyatlarının da riskleri vardır ve bu riskler mikrop kapma, kanama, çok nadir olarak görme kaybı gibi risklerdir.

Göz Tembelliği Belirtileri ve Tedavisi

Göz Tembelliği Belirtileri ve Tedavisi

Göz tembelliği nedenleri ve belirtileri

Göz tembelliği gözün yeterli görememesidir. Gözün yeterli görememesi gözün algılamasındaki bir bozukluktan kaynaklanır. Göz tembelliği göz sağlam olduğu halde beynin tam olarak uyarılmadığı için oluşur. Gözlerin görme derecesi birbirinden farklı olur ise beyne gelen uyarı birbirinden farklı olur ve bu durumda kötü gelen uyarıyı seçer ve kötü gelen uyarıyı sistemden kaldırır.

Beynin bu tür bir durumu gerçekleştirmesi bir taraftan kişi için avantaj sayılabilir. Çünkü bu tip bir durumda kişi her şeyi çit görebilir. Örneğin, sağ göz iyi uyarı gönderir iken, sol göz kötü uyarı gönderir ise zaman içerisinde sol gözün gönderdiği uyarıları beyin kabullenmez ve onu yok kabul eder.

Bu şekilde devam ettiği sürece göz tembelliği meydana gelir. Bunun en önemli nedeni gözlük kullanmayı gerektiren durumlarda küçük yaşlarda gözlük kullanımın yetersiz ya da hiç gözlük kullanmamış olmasıdır. Tembel olan gözlerin görüntüsü dışarıdan bakıldığında fark edilmez iken, bazı hastalarda da göz kayması şeklinde görülür. Bazı hastalarda da tamamen normalmiş gibi görünen bir göz tembel göz olabilir.

Göz tembelliği nedenleri

Göz tembelliğinin en sık karşılaşılan nedenlerinden biri kırma kusurudur. İki göz arasındaki kırma kusurunda da bir fark vardır. Örneğin bir göz 3 derece yok iken, diğer göz 5 derece yoktur ve bu durumda 5 derece yok olan gözde tembellik başlayabilir. Tembelliğin en fazla gelişimine neden olan kırma kusuru hipermetrop sorunudur. Bunun dışında astigmat, doğumsal göz problemleri, çocukken gözün birine uzun süre pansuman konulması veya sarılması, şaşılık gibi nedenler göz tembelliğine yol açabilir.

Göz tembelliği olduğu nasıl anlaşılır?

Göz tembelliği olup olmadığının anlaşılmasında en önemli yöntem göz muayenesidir. Karşıdan bakıldığında göz tembelliği olduğu anlaşılmaz. Eğer gözde bir kayma oluşmuş ise o gözde tembellik olma olasılığı yüksektir. Göz tembelliğinin çocuklarda erken teşhis edilmesi çok önemlidir. Bu nedenle çocukların 3-4 yaşlarında mutlaka iyi bir göz muayenesi yapılması gereklidir.

Erişkinlerde göz tembelliğini anlamak daha kolay olur. Çünkü erişkinler bir gözünün daha az gördüğünü ifade edebilir. Fakat erişkin yaşlarda göz tembelliğini teşhis etmenin çok fazla yararı olmaz. Göz tembelliğinin tedavisi mümkün olduğunca erken yaşta yapılmalıdır. Göz tembelliği teşhisi için görme muayenesi yapılır. Görme muayenesinde gözün biri kapatılarak açık olan gözün ne kadar gördüğü kontrol edilir.

Göz tembelliği tedavisi

Göz tembelliğinin tedavisinde önemli olan iki nokta vardır. Birincisi tedaviye erken başlamak, ikicisi ise nedene yönelik tedavinin doğru yapılmasıdır. Çocukların bir yaşından itibaren göz muayenesine getirilmesi önemlidir. Özellikle ailede gözlük takan bireyler var ise bu çocukların kesinlikle göz muayeneleri ihmal edilmemelidir.

Çocuk erken yaşlarda göz doktoruna getirilir ise göz doktoru gözün tembel olmasının nedenini araştırır ve gözlük ihtiyacını belirler. Çocuğun gözlük ihtiyacı belirlenip uygun gözlük numarası verildikten sonra, çocuğun tembel olan gözünün daha fazla çalışması için diğer sağlam olan göz kapatılır. Gözün kapatılmasının süreleri oldukça önemlidir. Bu nedenle bu tedaviyi iyi bir göz doktorunun yapması tedavinin başarısı açısından önem taşır. Uygun tembelliğe uygun kapatma işlemi ve uygun süreler şeklinde yapılması gerekir.

Göz tembelliğinin tedavi edilmesi gerekir mi?

Göz tembelliği tedavi edilmez ise o göz tembel olarak kalır. Tembel kelimesini tercüme edecek olursak, tembel eli ayağı sağlam ve düzgün ama kıpırdamaya hali olmayan insan demektir. Tembel gözde düzgündür ancak kırma kusuru vardır ve bu kırma kusuru nedeni ile bu gözün gönderdiği uyarıları beyin algılamamaktadır.

Bu nedenle bu göz ömür boyu bu şekilde kalır. Tembel olan göz cisimleri iyi göremediği için takip etmede zorluk yaşar. Örneğin, tembel göz sorunu olan hasta sağ taraftaki bir kuşa bakar ve kuş hareket eder ve tembel olan göz bunu fark etmez. Bu gibi durum neticesinde o gözde yavaş yavaş kayma problemi ortaya çıkar. Yani göz tembelliği küçük yaşlarda tedavi edilmez ise o göz tembel olarak kalır.

Göz tembelliği kaç yaşına kadar tedavi edilir?

Göz tembelliğinin tedavisi en geç 5 yaşına kadar yapılmalıdır. Son yıllarda yapılan çalışmalar doğrultusunda 6 -7 yaşındaki çocuklarda da göz tembelliğinin tedavi edilebildiği görüşleri ortaya çıkmıştır. Fakat yapılan tedavide kapatmalar daha uzun süreli olur. Göz tembelliği için en ideal tedavi yaşları üç-üç buçuk yaşlarıdır. Çünkü bu yaşlardaki çocuklarda tam olması gereken gözlük numarası verilebilmektedir.

Bu gözlük tedavisi ile tembel göze neden olan kırma kusuru ortadan kaldırılır. Gözlük tedavisi ile birlikte tembel olmayan gözün kapatılması işlemi 4-5 saat bazende tam gün kapatmak üzere tedavi uygulanır. Gözü kapatma işlemi 3-5 veya 10 şeklinde her gün uygulanarak yapılır. Bütün bu yöntemler için öncelikle iyi bir göz doktoru ve göz muayenesi tedavinin en önemli kısmını oluşturur.

Miyop Neden Olur ve Belirtileri Nelerdir

Miyop Neden Olur ve Belirtileri Nelerdir

Miyop nedir? Miyop neden olur?

Miyop, gözün kırma kusurudur ve hastalar yakını iyi görür iken, uzağı göremezler. Miyopi durumunda gözün uzunluğu ya da kırma gücünün fazla olmasıdır. Miyoplarda, gözün kırıcı bileşenleri gözün ön - arka çapına göre daha güçlüdür ya da gözün ön-arka çapı gözün kırıcı bileşenlerine göre fazla uzundur.

Gözün uzunluğunun arttığı miyoplarda gözler biraz daha iridir. Gözün kısa olduğu miyoplarda da gözler biraz daha küçüktür. Fakat bazı kişilerde göz kapakları büyük olduğu için göz içeride çökük kalır ve gözler küçük gibi görünür ya da göz kapakları biraz fazla açılan kişilerde gözler iri görülebileceği gibi, gözler aslında iri değildir.

Miyopi tipleri veya çeşitleri

Gözün uzunluğu ile ilgili uzun gözler ve kırma gücü yüksek olan gözler dışında, dejeneratif miyopi denilen miyopi hastalığı vardır. Bu hastaların durumu biraz daha dramatiktir. Çünkü bu tip miyop gözlerde, retinalar biraz daha fazla incedir. Bu tip miyoplarda göz büyüdüğü için retina incelir. Retina yırtılmaları, retina dekolmanları gibi problemler dejeneratif miyoplarda daha sık görülmektedir.

Miyop belirtileri

Miyopi kendini genellikle okul çağlarında belli eder. Miyop yetişkinlik dönemine kadar bir miktar artış gösterebilir. Miyop sorunu olan çocukların genellikle net göremediklerine dair bir belirtisi yoktur. Ancak bu çocuklar okul dönemlerinde tahtayı göremeyebilirler. Miyopi çoğunlukla ergenlikten sonra fazla değişmez. Fakat dejeneratif miyopi tipi erişkinlik döneminde de ilerleme gösterebilir.

Televizyon seyretmek miyopiye neden olur mu?

Televizyonu yakından izlemek, yakından kitap okumak miyopiye neden olmaz. Aslında çocuklar zaten gözlerinde problem olduğu için televizyonu yakından seyreder.

Işık açık uyumak miyopi yapar mı?

Işık yanarken uyumak miyop riskini arttırmaz. Fakat gözleri dinlendirmek için karanlıkta uyumak önemlidir. Çünkü karanlıkta insan vücudu melatonin hormonu üretir ve bu melatonin hormonu da uyuma esnasında salgılanan bir hormondur ve vücudun uyurken dinlenmesini sağlar.

Bebeklerinde gece uyurken mutlaka karanlıkta uyuması gereklidir. Bunun nedeni gelişme hormonunun karanıkta salgılanmasıdır. Fakat miyopinin ışıkta uyuma ile ilişkisi yoktur. Çocuklarda kullanılan gece lambalarının miyopi oluşması ile ilişkisi yoktur. Ancak çocuklarda, erişkinlerde karanlıkta uyumalıdır.

Miyop tedavisi nasıl yapılır?

Miyopinin düzeltilmesinde kalın kenarlı ve içbükey (konkav) - mercekler göze gelen ışınların yayılmasını sağlayarak, görüntünün retinada net bir şekilde oluşmasını sağlarlar. Bu amaç ile kontakt lensler de kullanılabilir. Aynı optik özellikleri içeren kontakt lensler de kırma kusurunu düzeltmek amacı ile kullanılabilir.

Miyop tedavisinde gözlük ya da lensler ile hastanın görmesi düzeltilebilir. Miyoplu hastalar gözlüklerini ya da lenslerini çıkardıklarında yakını görebilecekleri gibi, uzağı göremezler. Miyop tedavisinde ayrıca lazer tedavisi de uygulanmaktadır.

Lazer ile miyop tedavisi yapılır mı?

Miyopların bir kısmından lazer operasyonu ile kurtulmak mümkün olabilir. 9-10 derecelik miyoplarda lazer tedavisine çok fazla gerek duyulmaz. Bu hastalara göz içerisine mercek tedavisi uygulanır. Yani küçük dereceli miyoplarda lazer tedavisi, büyük dereceli miyoplarda göz içerisinde mercek tedavisi uygulanır.

Çocuklarda miyop olduğu nasıl anlaşılır?

Çocuklarda miyop olduğunu anlamak o kadar kolay değildir. Hipermetroplarda göz içeri doğru kayar ama miyoplarda hemen dışarı doğru göz kayması olmaz. Gözleri dışa doğru kaymayan çocuklarda miyop olduğu çocuğun sakarlıkları ile anlaşılır.

Bu çocuklar çok fazla bir yerlere çarpar, televizyonu yakından seyreder, cisimleri çok fazla yaklaşarak bir şeyler yapmaya çalışırlar. Miyop doğuştan olabildiği gibi, okul çağlarında 7-10 yaşları arasında da başlayabilir. Bu tip durumlarda çocuğun miyop olduğu düşünülebilir. Bütün bunları göz önünde bulundurarak çocuklar 1-3-5 yaşlarında mutlaka göz muayenesi olmalıdır.

Gözlerde Kaşıntı Neden Olur

Gözlerde Kaşıntı Neden Olur

Göz kaşıntısına neden olan hastalıklar

Gözde kaşıntının en sık nedeni göz alerjisidir. Bu alerjiye vücut alerjisi eşlik edebilir ya da etmeyebilir. Vücutta hiç bir alerji olmadığı halde bile gözlerde alerjik problemler oluşabilir ve tatlı tatlı kaşınabilir. Fakat gözler kaşınırken gözleri ovmamak gereklidir.

Ayrıca göz kaşınmasının diğer nedenleri arasında göze yabancı cisim kaçması, aşırı ışıklı ortamlar, uykusuzluk, iltihabi göz hastalıkları, arpacık (it dirseği), kornea zedelenmesi, ortamda bulunan kimyasallar, göze kaçan sıvılar, grip, sinüzit, nezle gibi hastalıklar, bazı mantarlar ve göz kapağı bozuklukları gibi bazı sorunlar da gözlerde kaşıntıya yol açabilir.

Gözleri kaşımak gözlere zarar verir mi?

Gözleri bir yumurta gibi düşünür isek, yumurtayı ovalarken belki hiç bir şey olmaz. Ancak bir an vardır ki, bir anda yumurta kırılabilir. Bu tür bir problem gözleri ovarken de oluşabilir. Çünkü gözlerde 12 adet tabaka bulunmaktadır.

Gözlerde kornea, endotel hücreleri, ezis, mercek, pupil, lens, retina gibi birçok tabaka vardır ve bu tabakalar birbirine çok ince bağlar ile bağlıdır. Gözleri sert bir şekilde ovarken retina yırtılabilir ve ciddi ameliyat gerektiren bir tablo ortaya çıkabilir.

Ayrıca gözlerin kaşınması sonucu keratokonus denilen kornea incelmesi gibi bir problem oluşabilir. Eğer gözlerde bir kaşıntı var ise bunun nedeninin araştırılması için mutlaka bir göz hekimine gitmek gerekir. Kaşıntı alerjik ise antialerjik damlalar ile mutlaka tedavi edilmelidir. Alerjik göz kaşıntısı tedavi edilmez ise gözleri kaşıma sonucu viral ya da bakteriyel konjonktivit gelişebilir. Bu nedenle gözlerdeki kaşıntı mutlaka tedavi edilmelidir.

Göz kaşıntısı için doktora gitmek gerekir mi?

Basit bir göz kaşıntısı oluyor ve bu durum gözleri kaşımadan, ovmadan, soğuk su ile yıkandığında geçiyor ise bunun için göz doktoruna gitmek çok fazla gerekli olmayabilir. Fakat gözlerdeki kaşıntı sürekli tekrarlıyor ve rahatsız ediyor ise mutlaka doktora gidilmelidir.

Özellikle bahar aylarında polenlerin gözü rahatsız etmesi nedeni ile göz kaşıntısı oluyor ise alerjik olabileceği için mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Eğer tedavi edilmez ise gözler sürekli kaşınır ve ovulur ise gözlerde daha önemli sorun oluşmasına neden olabilir. Özellikle çocuklar yumrukları ile gözlerini ovuyor ise mutlaka doktora götürülmelidir.

Gözlerde kaşıntının tedavisi nasıl yapılır?

Gözlerde kaşıntının geçmesi için neden alerjik ise alerjik damlalar verilir. Gözlerde kaşıntı aralı aralı oluyor ise gözleri ovmak yerine soğuk su ile göz kapakları yıkanmalıdır. Fakat lens olan gözler kesinlikle çeşme suyu ile yıkanmamalıdır. Çünkü lens olan gözlerde çeşme suyu çok tehlikeli hastalıklara sebebiyet verebilir. Lens olmayan gözlerde su ile bol bol yıkamak kaşıntı hissini bastırır.

Gözlerdeki kaşıntı sık sık oluyor ise mutlaka göz doktoruna gidilmeli ve neden araştırılmalıdır.Göz kaşıntısı genellikle alerjiktir ve vücudun diğer bölgelerinde de alerji olabilir. Bu gibi durumlarda antialerjik damlalar ve antialerjik ilaçlar verilir. Özellikle bahar ayalarında alerjiler mutlaka tedavi edilmelidir. Alerjik sorunların kesin tedavisi yoktur. Ancak tedaviler ile alerji atakları daha kolay atlatılabilir.

Göz kaşıntısı nasıl önlenir?

Göz kaşıntısını engelleyebilmek için bazı önlemler alınabilir. Örneğin, güneş gözlüğü kullanılmalı, gözler ovmaktan kaçınılmalı, gün içerisinde özellikle bilgisayar başında iş yapanlar gözlerini aralı aralı kırpmayı unutmamalı, göz kaşıntısına alerjik bir besin neden oluyor ise o besini takip edip bulmalı ve o besin ya da besinlerden uzak durmalı, göz yaşı kanallarına masaj yapılmalı ve göz kapağı rahatsızlıkları veya kusurları, alerjik problemler var ise tedavi olmalı, yüz her sabah mutlaka yıkanmalı, eller başka yerleri değdikten sonra gözler kaşınmamalı gibi önlemler alınarak göz kaşıntısını engellemek mümkün olabilir.

Retina Dekolmanı Neden Olur

Retina Dekolmanı Neden Olur

Retina dekolmanı nedenleri ve tedavisi

Retina gözün iç ve arka bölümünü kaplayarak, gözün optik ortamlarında başlayan görme işlevini kendisinde gerçekleştiren ve görüntü uyaranlarını görme siniri aracılığı ile beyne ileten tabakadır (ağ tabaka).

Retina dekolmanı, retinanın en dış katı olan retina pigment epiteli (RPE) ile fotoreseptör (ışığa hassas) katları arasında sıvı birikerek, nörosensoryel retinanın yani sinir-duyu katmanının retina pigment epitelinden ayrılmasıdır. Ayrılmış retina bölgesinde görme fonksiyonunun kaybı, tam görme kaybına kadar ilerleyebilir.

Retina dekolmanı genellikle yüksek derece miyoplu hastalarda görülür. Retina dekolmanı orta yaş ve üzerinde daha fazla görülmekle birlikte her yaş grubunda görülebilir. Retina dekolmanı acil olarak tedavi edilmez ise kısmi ya da tam görme kaybına yol açabilir.

Retina dekolmanı belirtileri

Retina dekolmanı meydana gelen hastaların genelinde ilk başlarda ışık çarpmaları, oval-yuvarlak şekiller ve örümcek ağı şeklinde görüntüler görme, siyah ve kırmızı renklerde yağan noktalar şeklinde görünümler ve dekole yani ayrılmış retina bölgesine uyan görme alanı kaybı gibi belirtiler görülür. Dekolmanın yerine, tipine süresine göre belirtilerin şiddeti değişebilir.

Retina dekolmanı tipleri 

Retina dekolmanı genel olarak 3 farklı tipte değerlendirilir. Bunlar regmatojen (yırtıklı) retina dekolmanı, traksiyonel (çekintili) retina dekolmanı, eksudatif (seröz) retina dekolmanı gibi tiplerdir.

Regmatojen (yırtıklı) retina dekolmanı : En sık görülen retina dekolmanıdır. Işık çakması ve uçuşan cisimler gören hastalarda oluşan retina dekolmanlarında yaklaşık % 15'inde retina yırtığı bulunmaktadır ve bu tip sorunlara neden olan gözlerde oluşan retina yırtıklarının retina dekolmanına neden olma oranı % 33 veya % 55'tir. Bu hastaların % 40'ında hiç bir belirti olmayabileceği gibi, dekolmana bağlı görme alanı kaybı ile kendini gösterir.

Traksiyonel (çekintili) retina dekolmanı : Retina yüzeyindeki veya göz içindeki zarlar tarafından retinanın çekilmesi sonucu oluşur. Retina yırtığı olmamakla beraber, çekinti artar ise yırtıklı dekolman gelişebilir. Dekole retina hareketsizdir ve bazen ve bazı hastalarda uzak çevreye kadar yayılabilir. Bu tip retina dekolmanının en sık nedenleri diyabetik retinopati, proliferatif vitreoretinopati, delici göz yaralanmaları, prematüre retinopatisidir.

Eksudadif (seröz) retina dekolmanı : Enflamatuar veya tümöral bir retina veya damarsal hastalık sonucunda retina pigment epitelinin hasarına ve kan-retina bariyerlerinin bozulmasına bağlı olarak retina altı alana sıvı birikmesi nedeni ile retinanın ayrılması durumudur. Bu tip retina dekolmanına genellikle harada hastalığı, arka sklerit, kollagen-damarsal hastalıklar, sempatik oftalmi, ciddi derecedeki yüksek tansiyon, gebelik, malign melanom, koroid hemenjiomu ve sıçrama yapan tümörler nedeni ile oluşur. Bu hastalarda vitritis var ise uçuşan cisimler görülebilir.

Retina dekolmanı teşhisi 

Retina hastalıkları teşhisinde göz doktoru öncelikle hastanın şikayetlerini ve hastanın öyküsünü alır. Muayenede, hastanın daha önce retina sorunları yaşayıp yaşamadığı hastaya sorulur. Daha sonra bazı özel aletler ile göz muayenesi yapılır. Ayrıca retinanın tam olarak görüntülenmesi için indirekt oftalmoskop ve biyomikroskop gibi teşhis yöntemleri kullanılır.

Retina dekolmanı tedavisi 

Regmatojen (yırtıklı) retina dekolmanı tedavisi : Regmatojen retina dekolmanlarında genellikle cerrahi tedaviler uygulanır. Bu cerrahi yöntemler gözün dışından kalıcı veya geçici bir materyalle sklereya bası, lazer, kriyo ya da diyatermi kullanılarak yırtığın kapatılması işlemi, göz içi tamponad ve vitrektomi işlemleridir.

Traksiyonel (çekintili) retina dekolmanı tedavisi : Traksiyonel retina dekolmanı tedavisi de cerrahi tedavidir. Vitrektomi ve membranektomi, göz içi tamponadlar (hava, silikon yağı ve genleşebilen gazlar gibi) sklera basısı ve endolazer uygulaması gibi tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.

Eksudadif (seröz) retina dekolmanı tedavisi : Eksudadif retina dekolmanı tedavisinde nedene yönelik tedaviler uygulanır. Kortikosteroid ve radyasyon tedavisi, lazer ve kriyoterapi tedavisi gibi tedavi yöntemleri uygulanır.

Retina dekolmanı ameliyatlarında başarı oranı nedir?

Regmatojen (yırtıklı) retina dekolmanı tedavisinin başarı oranı % 90 civarındadır. Fakat bu hastaların % 35-60'ında iyi bir görme olanağı sağlanabilmektedir. Ameliyat sonrası görsel sonucu olumsuz etkileyen en önemli faktör, arka kutup olarak bilinen ve merkezde bulunan sarı nokta bölgesinde dekole oluşmasıdır.

Arka kutup dekolmanının süresi, yüksekliği, retinanın genişliği, hastanın yaşı, daha öncesinde göz yaralanması oluşmuş olması ya da katarakt ameliyatı geçirmiş olması bu ameliyatın başarı oranını etkilemektedir.

Traksiyonel retina dekolmanı cerrahisinin başarı oranı daha düşük ve bu ameliyatın başarı oranını etkileyen faktörler daha karmaşıktır.

Eksudadif retina dekolmanı ameliyatlarında başarı oranı ise nedene, erken ve doğru tanı ile doğru tedaviye bağlıdır.

Üveit Neden Olur Belirtileri Ve Tedavisi

Üveit Neden Olur Belirtileri Ve Tedavisi

Üveit neden olur?

Gözde birçok kısım vardır. Gözün dışında kornea denilen saat bölgesi gibi kısmın arakasında göz rengini veren üvea tabakası vardır. Üvea, önde iris denilen gözün renkli kısmının arkasında retinaya kadar gözün içini dolduran renkli hücre bölümüdür. Gözün bu bölümlerinin iltihaplanması ve reaksiyonunun, bir şekilde gözde rahatsızlık yapması gibi durumlara üveit denir.

Üveit nedenleri ve tipleri 

Gözün içerisinde gözün rengini veren üvea denilen tabaka çok damarlı bir yapıdır ve bu damarlı yapının her türlü reaksiyonu üveit adı verilen rahatsızlığa neden olur. Üveit iki farklı nedene bağlı gelişir. Üveit göze bağlı nedenlerden (gözün içerisinde bir reaksiyona bağlı, göz içi operasyonlara bağlı gibi) nedenler ve vücutta meydana gelen rahatsızlıklar gibi nedenlerden (romatizmal bir rahatsızlık, ankilozan sipondilit denilen omurga romatizması veya vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen bir iltihaplanma gibi) etkenler gözün üvea tabakasında sıvı birikimine neden olur. Bu durumda vücut bu sıvı birikimine karşı bir tepki oluşturur ve gözde üveit adı verilen ve mutlaka tedavi edilmesi gereken, uzman bir göz doktoru tarafından takip edilmesi gereken bir hastalık oluşur.

Üveitler genellikle başka organları da ilgilendiren hastalıklar ile birlikte görülür. Üveit bazende hiç bir nedene bağlı olmadan da gelişebilir. Üveitler virüs, mantar ve parazitler gibi etkenler ile oluşabileceği gibi, vücuttaki bir hastalığın belirtisi olarak ta ortaya çıkabilir.

Sistemik hastalıklara bağlı üveit, romatoit artrit, ankilozan sipondilit ve Behçet hastalığının da etken olduğu göz rahatsızlıklarından biridir. Ayrıca enfeksiyonlar, iltihabi hastalıklar, akciğer hastalıkları ve sedef hastalığı gibi hastalıklar, göz ameliyatları ve göz travmaları üveit oluşmasında etkilidir. Bu durumların tedavisi yapılmaz ise ciddi derecede görme kaybına yol açabilir.

Üveit belirtileri 

Üveit bir mikrobik reaksiyon değildir. Üveit genel olarak vücudun gösterdiği tepkisel bir reaksiyondur. Üveitin ilk belirtisi gözde kızarıklık oluşmasıdır ve genellikle tek gözde ortaya çıkar. Diğer bir üveit belirtisi gözde şiddetli ağrıdır.

Üveit oluşumunun diğer belirtileri ise ışıktan rahatsız olma, ışık yansımasının artması, gözün hareketleri ile meydana gelen göz ağrısı, gözde kanlanma, göz sulanması, göz bebeğinde küçülme, bu iltihabi durumun devam etmesi sonucu hızla artış gösteren görme kaybı gibi belirtiler görülür.

Üveit teşhisi nasıl konur?

Üveitin şiddeti, derecesi, tipi ne olursa olsun acil tedavi gerektiren bir göz hastalığıdır. Üveit tedavisi gecikir ise göz bebeğinde şekil bozuklukları, göz tansiyonu, katarakt ve ilerleyen durumlarda körlük gelişebilir. Üveitin bazı tiplerinin teşhisi gözün görünümü ile konulabilir.

Bu durumda gözün arka bölümünün tutulumu söz konusu ise görme kaybının hangi derecede olduğunun anlaşılması ve tedavinin faydasının takibi için anjiyografi, ultrasonografi ve ERG gibi ileri tetkikler yapılır. Üveitin nedenini araştırma amaçlı farklı dallarda hekimler tarafından da değerlendirmeler gerekebilir. Örneğin, romatoloji uzmanlarınca, cilt hastalıkları uzmanlarınca, göğüs hastalıkları uzmanlarınca ve nöroloji uzmanlarınca hasta değerlendirilir.

Üveit mutlaka tedavi edilmeli mi?

Üveitler mutlaka tedavi edilmesi gereken, tedavisi uzun süren, tedavisi meşakkatli olan ve deneyimli doktorlar tarafından tedavisi yapılması gereken bir göz hastalığıdır. Üveitler tekrarlayıcı dır. Üveit gözün ön tarafında oluşmuş ise gözün renkli kısmında yapışıklıklara neden olur. Bu tür yapışıklık oluşması göz bebeği hareketini bozar.

Böyle bir durumda üveit devam eder ise gözde katarakt oluşmasına yol açabilir. Üveit gözün arkasına yerleşir ve tedavi edilmez ise giderek arkaya doğru yerleşen üveit, görme hücrelerinin tahrip olmasına ve kalıcı görme kusurlarına sebebiyet verebilir. Üveit gözün arkasında göz sinirlerine ve göz damarlarına yerleşir ise geriye dönüşü olmayan körlüğe neden olabilir. Bu nedenle tek gözde kızarıklık veya üveit teşhisi konulan hastaların en kısa zamanda tedavi edilmesi gerekir.

Üveit tedavisi nasıl yapılır?

Üvea dokusunun tedavisi zordur ve mutlaka bu konuda eğitim almış uzman bir hekim tarafından yapılmalıdır. Çünkü üveitler genellikle tekrarlayıcı yerleşim gösterirler. Tedavide kortizon, kotizonlu damlalar, göz içi enjeksiyonlar, göz bebeğini büyüten ilaçlar ve gerekir ise ağızdan alınan ilaç tedavileri ile birlikte aylar süren tedaviler uygulanır.

Üveitin her tipi mutlaka böyle olmaz. Ancak üveitin cinsini ayırmak ve cinsine göre tedavi etmek önemlidir. Üveit tekrarladığında tedavisi her zaman aynı olmayabilir. Üveitlerin takip ve tedavisi, konusunda uzman göz doktoru tarafından yapılmalıdır.

Üveit tedavisi ve takibi nasıl olur?

Üveit tedavisi sırasında gereken durumlarda koyu camlı gözlük tedavisi verilebilir. Tedavi sırasında herhangi bir aktivite kısıtlaması yapılmaz. Fakat çok fazla şikayetler var ve kullanılan ilaçların yan etkileri oluyor ise araba kullanmak ve tehlikeli işler yapmak doğru olmaz.

Hastaların takibi çok önemlidir. Çünkü Hastalığın bazı bulguları takip sırasında fark edilir. Bu sayede yapılacak tedavi yöntemleri değiştirilebilir. Üveite neden olan başka bir hastalık söz konusu ise bu hastalıkların da tedavisi tedaviye eklenir.

Renk Körlüğü Belirtileri Nelerdir

Renk Körlüğü Belirtileri Nelerdir

Renk körlüğü nedenleri ve tedavisi

Renk görme her insanın hayata bakışında son derece önemlidir. İnsanlar, siyahtan beyaza kadar olan renkler arasında tüm renkleri, kırmızı, mavi ve yeşil gibi ana renklerden ve bu renklerin birbiri ile kaynaşmasından elde eder ve görürler.

İnsanlar normalde bu renkleri birbirleri ile karışık görür iken, bazı kişilerde bu renklerin bazılarını tanıyamama yani görememe durumu söz konusudur. Tıpta, renklerin mavi veya yeşil, kırmızı gibi renklerden birinin, ikisinin ya da üçünün görülmemesine ya da farklı tonlarda görülme durumuna renk körlüğü adı verilir.

Renk körlüğü neden olur?

Renk körlüğünün seviyesi olduğu gibi, konjenital (doğumsal) ya da edinsel (daha sonradan oluşan) renk körlükleri vardır.

Edinsel renk körlüğü : Sonradan oluşan renk körlükleri daha çok mavi ve yeşile aittir. Doğumdan sonra çeşitli hastalıklara bağlı oluşan renk körlüğünde yeşil ve maviyi görememe olasılığı daha yüksektir. Edinsel renk körlüğü göz siniri hastalıkları, sarı nokta hastalığı, tüberküloz ilaçları gibi nedenler renk körlüğüne yol açabilir. Edinsel renk körlüğü olan hasta, renkleri daha önceden tanıdığı için farkı daha çabuk fark eder.

Edinsel renk körlüğü kullanılan bir ilaca bağlı ise ilaç bırakıldığında düzelir. Fakat sarı nokta hastalığı ya da göz siniri iltihabı veya göz sinirini etkileyen diğer hastalıklara bağlı gelişen renk körlükleri tekrar düzelmemektedir. Sonradan meydana gelen renk körlüğü genellikle göz sinirine ait hastalıklara bağlı oluşan renk körlüğüdür.

Doğumsal renk körlüğü : Doğumsal olan renk körlükleri de kırmızı ve yeşile karşı daha fazladır. Doğumsal renk körlüğü olan insanlar daha önce rengi tanımadığı için hastalığını fark edemez.

Renk körlüğü belirtileri

Renk körlüğü genellikle kırmızı ve yeşile karşı olur. Fakat bazı kişilerde ender olarak üç renkte görülmeyebilir. Bu tip renk körlüğü total renk körlüğü olarak adlandırılır. Renk körlüğü görememe değildir. Renk öğrenerek görülen ve çocuklukta öğretilen bir algılamadır.

Örneğin, çocuklukta siyah, siyah olarak, beyaz, beyaz olarak öğretilir ve bu algı bu şekilde kalır. Renk körleri renkleri genellikle grinin tonları olarak görür. Grinin tonları olarak gören renk körleri kırmızıyı bir başka gri, yeşili bir başka gri, maviyi bir başka gri olarak görürler. Renk körlüğü sorunu olan hastalar kırmızıyı, maviyi, yeşili ayırt edebildikleri gibi, bu renklerin tonlarını ayırt edemezler.

Renk körlüğü tipleri veya çeşitleri

Renk kendi içinde farklı sınıflara ayrılır ve her renk körlüğü sorunu olanların seçemediği renk tonları birbirinden farklıdır. Örneğin kırmızı renge karşı renk körlüğü ya da kırmızı ve yeşile karşı renk körlüğü olanlar kendi içlerinde seviyelere ayrılırlar. Bu seviyelere göre hastalar kırmızının bazı tonlarını, yeşilin bazı tonlarını göremez durumda olurlar. Bu birbirinden ayrılan seviyeler renk körlüğünün seviyesi denilen durumunu gösterir. Renk körlüğü her hastada ayrı değerlendirilir.

Renk körlüğü genetik mi?

Renk körlüğü genellikle genetik bir göz rahatsızlığıdır. Genetik renk körlüğü hem dominant hemde resesif geçişli olabilir. Resesif geçişli renk körlüğünde kadın taşıyıcı, erkek hastadır. Bu tip bir durumda kadın bir kromozom bozukluğu nedeni ile genetik olarak hastalığı taşır. Bazen nadir olarak erkeklerde bu hastalığı taşıyabilir. Renk körlüğü özellikle akraba evliliklerinde daha sık görülür ve nesilden nesillere daha da kuvvetlenerek taşınırlar.

Renk körlüğü teşhisi 

Renk körlüğü teşhisi mutlaka uzman bir göz doktoru tarafından yapılır. Eğer ailede genetik olarak renk körlüğü var ise muayene sırasında hastaya bu zaten sorulur. Renk körlüğü çocuklarda 6-7 yaşından sonra teşhis edilir.

Renk körlüğü teşhisinde karışık renkler ile yapılan renk testleri teşhiste yardımcıdır. Daha hafif renk körlüğü olan hastanın ayırıcı tanısında ise birbiri ardına gelen ardışık renklerden oluşan cetveller vardır ve hastadan bunun içine renkleri tonlarına göre sıraya dizmesi istenir.

Eğer hasta bu renkleri doğru sıralayamaz ise renk körlüğü ve renk körlüğünün seviyesi anlaşılır. Renk körlüğü olan insanlar küçük renkli oyuncakları ayırmakta zorluk çekerler. Ormana gittiklerinde farklı tonlardaki yeşillikleri hep aynı tonlarda görürler ve bu yüzden yeşillik alanlardan pek hoşlanmazlar.

Renk körlüğü tedavisi

Renk körlüğü genellikle doğumsal bir rahatsızlıktır. Renk körlüğünün bu tipi tedavi edilemez. Renk körlüğü olan insanların sosyal yaşantısında diğer normal gören insanlardan bir ayrıcalığı yoktur. Renk körlüğü bazı meslekler dışında hiç bir şekilde çalışmaya engel olmaz. Örneğin, telefon tamircisi gibi kablolar ile çalışmak zorunda olanlar işinde zorlanır.

Renk karmaşası ile ilgili işler yapıldığında renk körlüğü olan insanlar bu meslekleri tercih etmemelidir. Bunların dışında tüm mesleklerini ve öğrenimlerini sürdürebilirler. Son yıllarda renk körlüğü olanlar için kontakt lensler geliştirilmiştir. Bu lensler uzman bir göz hekimi tarafından uygulandığında renk tonlarının daha iyi algılanması sağlanmaktadır. Bu lensler özel lenslerdir.

Renk körlüğü görme kaybına neden olur mu?

Doğumsal renk körlüğü olan hastaların renkleri ayrıştırmakta zorluk çekmelerinin dışında herhangi bir şekilde görme kayıpları olmaz. Yani, renk hücrelerinin zayıf çalışması ya da çalışmaması gibi durumlarda kişilerin görsel seviyeleri etkilenmez. Renk körlüğü olan insanlar, toplumda herhangi bir şekilde ayırt edilmezler. Doğumsal renk körleri renk körü olduğunun farkında olmazlar. Yani renk körlüğü herhangi bir hastalık söz konusu değil ise görme kaybına neden olmaz.

Renk körlüğü olanlar araba kullanabilir mi?

Renk körlüğü olan kişiler renkleri tanımadığı için renk körü olduklarını bilmezler. Kişinin renk körü olduğu herhangi bir işe girerken, askere giderken ya da ehliyet alırken istenen sağlık raporu için yapılan muayenelerde ortaya çıkar. Türkiye'deki kanunlar gereğince renk körlüğü olan insanlar ehliyet alamazlar. Ancak kuzey ülkelerinde ya da renk görmenin çok bozuk olduğu ülkelerde bu durum kanunlar ve bazı teknik detaylar ile çözüm bulmuştur.

Çünkü renk körü olan bir hasta rengi görmüyor anlamına gelmez ve renk körlüğü olan kişi trafik ışıklarında kırmızıyı, sarıyı ve yeşili ayırt edebilir. Fakat renk görmesi düşük olan kişi yolda araba kullanırken karşıdan gelen arabanın biri gri, biri yeşil ise ve kişide yeşil renk görme bozukluğu var ise önündeki yolu boş olarak görür. Dolayısı ile trafik kazasına zemin hazırlar. Bu nedenle renk görmesi bozuk olan kişilere Türkiye'de ehliyet verilmemektedir.

Tavuk Karası Hastalığı Neden Olur

Tavuk Karası Hastalığı Neden Olur

Tavuk karası (gece körlüğü) belirtileri ve tedavisi

Tavuk karası, gece körlüğü veya tıptaki adı ile retinitis pigmentosa kalıtımsal bir hastalıktır. Göze bir ışık geldiğinde kornea, iris ve lens tabakasından geçerek arkaya doğru gider. Gözün arkasında sarı nokta denilen, merkez görme alanı olan ve görüntünün buradan beyne giderek yorumlandığı kısmı vardır. Retina tabakası denilen bu tabakanın bir başka dejenerasyonu da retinitis pigmentosa yani tavuk karasıdır.

Halk arasında tavuk karası olarak bilinen bu göz hastalığı retina hücrelerinin bozulması ile başlar. Bu hücrelerin bozulması sarı noktaya uzak bir bölgeden başladığı için hasta bu bozukluğu fark edemez. Ancak hastalık ilerledikçe çevresindeki cisimleri görmekte zorlanmaya başlar ve bu nedenle trafik kazaları, bir şeyleri çarpma ve bardak devirme gibi kazalara sebebiyet verir. Tavuk karası hastalığı çocukluktan itibaren ortaya çıkabilir iken, 40'lı yaşlara doğru körlük gelişir.

Tavuk karası hastalığı (gece körlüğü) nedenleri

Tavuk karası genellikle genetik bir hastalık olup, kalıtım yolu ile anne veya babadan geçer. Bazı hastalarda dominant geçişli olur iken, 100 kadar gen bu durumdan etkilenebilir ve bu 100 kadar genden herhangi birinin bozukluğu diğer nesillere taşınır. Bu nedenle bu hastalığın düzeltilmesi çok zordur.

Tavuk karası hastalığı edinsel olarak kazanılmaz. Çünkü bu hastalık doğuştan vardır ya da yoktur. Milyarda bir ihtimal bazı idrar söktürücü ilaçların tavuk karası hastalığına etken olduğu bilinmektedir. Tavuk karası hastalığı olan kişilerin gözü dışarıdan normaldir ve hastalık karşıdan bakma ile anlaşılmaz. Tavuk karasını ancak göz doktoru muayenede anlayabilir.

Tavuk karası hastalığı (gece körlüğü) belirtileri 

Tavuk karası olan kişi dışarıdan bakıldığında normal görünür. Fakat hasta kendisi baktığı zaman ilk başlarda bir şey hissetmez iken, alaca karanlıkta seçmeler zorlaşır. Çünkü gözün içindeki basil veya çubuk denilen hücrelerin alaca karanlıkta algılaması gerekir iken, bu hastalık varlığında bozukluk başlamıştır.

Hasta da erken dönemde alaca karanlıkta görme güçlüğü, ilerleyen dönemlerde gece görme güçlüğü, hastanın görme alanında daralma ve giderek körlük oluşması gibi şikayetler başlar. Tavuk karası sorunu olan kişiler tünelden bakar gibi sadece ortayı görürler.

Tavuk karası hastalığı (gece körlüğü) teşhisi

Tavuk karası ancak hastanın şikayetleri nedeni ile göz doktoruna gittiğinde anlaşılır. Doktor muayenesinde öncelikle göz dibi muayenesi yapılır. Göz dibi muayenesi, gözün arkasındaki retina tabakasında görme hücrelerini ve birikmiş pigmentleri gösterir.

Göz dibi muayenesinden sonra, görme alanı denilen çevresel görmenin ne kadar daraldığını gösteren muayene yapılır. Bunlardan sonra gerekir ise daha ileri tetkik olan elektroretinografi tetkiki yapılır.

Tavuk karası (gece körlüğü) tedavi edilir mi?

Tavuk karasının kesin bir tedavisi ve ameliyat ile düzeltme gibi tedavi yöntemi yoktur. Tavuk karası oluşması durumunda retina tabakası zaten yeteri kadar hasar görmüştür. Bazı göz doktorları tavuk karası hastalığında A vitamini ve omega 3 önermektedirler. Bu yöntem ile hastalığın ilerlemesi bir miktar önlenebilir.

Tavuk karası hastalığı için gen terapi tedavisi uygulanmakta idi. Bu tedavi yönteminin deneme aşamasında birçok ölüm ve kanser vakaları görülmüş ve FDA tarafından tüm dünyada gen tedavisi yasaklanmıştır.

Tavuk karası hastalığı tedavisinde biyonik göz tedavisi 7 yılda 23 hastada denenmiş ve sadece 2 boyutlu siyah ve beyaz görme sağlanabilmiştir. Biyonik göz tedavisinin tavuk karası hastalığında başarı oranının sadece % 10 olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle biyonik göz tedavisi gece körlüğünde çok fazla tercih edilmemektedir.

Ayrıca son yıllarda tavuk karası hastalığında uygulanan elektro akupunktur tedavisinde başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Bu konuda uzman Türk göz hekimleri, bu tedavi yöntemini uygulayabilmektedir.

Günümüzde tavuk karası hastalığı için geliştirilen kök hücre tedavisi olarak bilinen yeni bir tedavi yöntemi de gündeme gelmiştir.

Tavuk karası (gece körlüğü) hastalığı kök hücre tedavisi nedir?  

Kök hücre tedavisi sayesinde görme yeteneği % 10'un bile altında olan birçok hastanın görme yeteneğini yeniden kavuşabilecekleri konusunda yayınlar vardır. Kök hücre tedavisi ile tavuk karası rahatsızlığı olan hastalar görme yeteneklerini tekrar geri kazanabilecekleri bilinmektedir.

Tüm dünyada tavuk karası hastalığı için yeni tedavi yöntemleri çalışmaları devam etmektedir. Kök hücre tedavi yönteminde retinaya kendini yenileyebilen kök hücreleri nakledilmektedir. Bu tedavi yöntemi oldukça yeni bir yöntem olup dünya'da sayılı merkezlerde, Türkiye'de ise Hacettepe Üniversitesi ve bazı özel göz hastanelerinde uygulandığı hakkında bilgiler vardır. Kök hücre tedavisi sayesinde halk arasında tavuk karası olarak bilinen retinitis pigmentosa hastaları normal görme olanağının sağlanacağı doğrultusunda bilgiler verilmiştir.

Çocuklarda tavuk karası hastalığı nasıl anlaşılır?

Tavuk karasının başka göz hastalıkları ile ilgisi yoktur. Fakat tavuk karası hastalığı olan hastaların % 50'sinde değişik bir tip katarakt gelişebilir. Bu nedenle çocuklar erken dönemde mutlaka göz muayenesinden geçmelidir. Çocuklar doğumundan itibaren etrafındaki herkesin kendisi gibi gördüğünü zannederler Yani çocuklarda doğuştan bir göz sorunu olduğunda çocuk büyüdüğünde bile bunu anlayamaz.

Herhangi bir göz hastalığı olmasa bile çocukların 2-4-7-12 yaşları arasında mutlaka bir göz doktoruna götürülmesi gereklidir. Bu muayeneden sonra doktor duruma göre aileleri bu konuda yönlendirir. Tavuk karası teşhisi konulan çocukların kontrolleri yaş büyüdükçe sıklaştırılmalı ve doktorun önerdiği tavsiyeler uygulanmalıdır.

Göz Yanması Neden Olur

Göz Yanması Neden Olur? Göz Yanması Nasıl Geçer?

Göz yanmasına neden olan faktörler

Gözlerde yanmaya en sık neden olan faktör göz kuruluğudur. Göz kuruluğu ise çok fazla okumaktan, çok fazla bilgisayar ekranına bakmaktan, klimalı ortamlarda durmaktan meydana gelir ve bu durumda da gözlerde yanma hissi oluşur. Bilgisayar ekranına bakarken ya da okurken çok fazla odaklanırız ve gözleri kırpmayı unuturuz.

İnsanlar, normalde dakikada 30 kez gözlerini kırparlar. Bu göz kırpma hareketi sayesinde gözün yüzeyini nemlendirmesini ve orada var olan mikropların ya da toz gibi yabancı cisimlerin atılması sağlanır. Fakat bu göz kırpma sayısı dakikada 15 veya bilgisayar oyunu oynarken dakikada 7 göz kırmasına kadar düşebilir ve bu nedenle gözlerde kuruluk ve yanma olur.

Bunun dışında gözlerde herhangi bir enfeksiyon varlığında, gözde irritasyon yapabilecek yabancı bir madde kaçtığında, alerjik reaksiyonlar, sigara dumanı, saç spreyleri, parfümler, bazı deterjanlar ve benzeri kimyasallar, hava kirliliği, yüzme sularında bulunan klor gibi çevresel etkenler ile de göz yanması oluşabilir.

Göz yanması sabah veya öğleden sonraları oluyor ise bir anlam ifade eder. Eğer sabah kalkıldığında göz yanması oluyor ise gece sıvılarının azalmasına bağlı göz kuruluğu belirtisi olarak meydana gelebilir. Yanma öğleden sonraları oluyor ise, bu göz kuruluğunun diğer bir belirtisi olabilir.

Göz yanmasına neden olan hastalıklar 

Göz yanması gözde oluşabilecek birçok hastalığın belirtisi olabilir. Gözün herhangi bir hastalığında belirti sayılabilecek üç ana bulgu vardır ve bu bulgular gözlerde yanma, gözlerde kızarıklık ve görmenin azalması gibi belirtilerdir. Bu üç ana bulgu bazen basit bir göz hastalığının ana bulguları olabileceği gibi, bazende ileride ciddi sorunlara yol açabilecek göz hastalığı bulguları olabilir.

Göz yanmasının en sık nedenlerinden biri kuru göz hastalığıdır. Fakat göz kuruluğuna kızarıklık, yanma da eşlik ediyor ve gözleri yıkama, dinlendirme, çay banyosu, göz yaşı damlası ile geçmiyor ise bakteriyel bir enfeksiyon, viral bir enfeksiyon, göz nezlesi, göze yabancı cisim kaçması ve orada yerleşmiş olması gibi ihtimaller söz konusu olabilir. Bu gibi durumlarda mutlaka bir göz doktoruna gitmek önemlidir.

Göz yanması nasıl iyileşir ve nasıl önlenir?

Göz yanması durumunda öncelikle gözün soğuk su ile yıkanması gerekir. Bu sayede göze kaçmış olan küçük bir toz veya sinek gibi cisimlerin çıkması sağlanabilir. Fakat bu cisimleri çıkarmak için gözü çok fazla tahriş etmemekte gerekir.

Basit yıkama ile çıkmayan yabancı cisimler için doktora gitmek ve bu cismin doktor tarafından çıkarılması daha doğru olur. Göz yanması enfeksiyonlar nedeni ile de oluşabileceği için bu enfeksiyonlar mutlaka tedavi edilmelidir. Tedavi edilmeyen enfeksiyonlar çok ciddi görme kayıplarına yol açabilir.

Bilgisayar kullanmaktan meydana gelen göz kuruluğu ve yanması için bazı önlemler alınabilir. Örneğin, bilgisayar ekranı kullanan kişiden en az 1 metre uzakta durmalıdır. Çok parlak ışıkta bilgisayar kullanılmamalıdır. Özellikle çocuklar çok uzun süre bilgisayar oyunu oynamamalıdır. Karanlıkta bilgisayar ekranına bakılmamalıdır. Bilgisayar başında çalışanlar dakikada en az 20-30 defa gözlerini kırpma hareketi yaptırmalıdır.