çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Şaşılık Neden Olur Belirtileri Ve Tedavisi

Şaşılık Neden Olur Belirtileri Ve Tedavisi

Çocuklarda ve erişkinlerde şaşılık neden olur?

Gözler tam karşıya bakarken birbirine paraleldir. Şaşılık, bir insanın iki gözünün ne tarafa bakıyor ise iki gözünde aynı tarafa bakamaması olarak tanımlanabilir. Yani kişi sağa baktığında sol gözü de o tarafa bakar. Fakat gözün biri o yöne yeteri kadar yönlenmiyor ise bu duruma şaşılık denir. Şaşılık doğuştan ya da daha sonradan oluşabilir.

Şaşılık probleminde yanıltıcı göz kaymaları yani yalancı şaşılık diye bilinen şaşılık ta vardır. Örneğin, bir bebeğin göz kapakları henüz yeterince oluşmamış ve burun yapısı olgunlaşmamış ise, bazen bebeklerin gözleri kayık gibi görülebilir. Göz kapağı normal gelişimini tamamlamış insanlarda hafif sağa bakıldığında gözün biri normal görülür iken, diğer gözde beyazlık tamamen kaybolur ve bu durumda da göz kayması varmış gibi görülebilir.

Şaşılık nedenleri

Şaşılığın nedenleri oldukça fazladır.

Doğumsal şaşılık nedenleri : Doğuştan olan şaşılık, doğuştan şaşılığın nedenleri ise çocuğun görme sisteminde oluşan kırma kusurundan veya gözde tümör oluşumundan, beyin tümörü varlığından doğumsal şaşılık oluşabilir.

3-4 yaşlarında oluşan şaşılık nedenleri :  Üç dört yaşlarında ortaya çıkan şaşılık nedenleri arasında en sık kırma kusurları (gözün birinin gözlük ihtiyacı olması nedeni ile şaşılık), psikolojik olarak şaşılık, kas bozukluklarına bağlı şaşılık gibi nedenlerden şaşılık meydana gelebilir.

Şaşılık tipleri veya çeşitleri 

Şaşılığın çeşitleri genellikle iki ana grupta değerlendirilir. Birincisi kırma kusuru nedeni ile oluşan şaşılıklar diğeri ise organik nedenli şaşılıktır.

Tip 1 şaşılık (organik nedenli şaşılık) : Organik nedenli şaşılıklar beyin tümörü, göz tümörü, travmatik etkenler gibi organik bir nedeni olan şaşılıklar dır.

Tip 2 şaşılık (kırma kusuru ile ilişkili şaşılık) : Kırma kusurlarına bağlı şaşılıklar gözlerin miyop, astigmat ya da hipermetrop olmasına bağlı gelişen şaşılıklar dır.

Bazı gözler içe doğru kayar iken bazı gözlerde dışa doğru kayar ve buna içe şaşılık (Ezotropya) denir. Bazı gözlerde dışa doğru kayar buna dışa doğru şaşılık (Egzotropya) denir.

Bazı gözlerde de bir göz aşağı bir göz yukarı bakabilir. Bazı gözlerde göz kendi içerisinde dönme yapabilir. Yani şaşılık bu şekillerde ve farklı tiplerde görülebilir.

Şaşılık belirtileri

Şaşılık problemi olan insanlar başkaları tarafından çift görüyormuş gibi zannedilir ama çift görmezler. Çünkü beyin bir tarafın görüntüsünü algılamak istemez. Örneğin, hastanın sağ gözü daha iyi görüyor ise sol gözden gelen görüntüler uygun olmayan görüntüler ise sol gözden gelen görüntüleri beyin kabullenmez ve sadece sağ gözden gelen görüntüleri kabul eder ve böylece şaşılık otaya çıkar.

Diğer göz sağlam olduğu halde yavaş yavaş tembel olur ve o gözün görme oranı 10'da 1-10'da 2 görüşlere kadar düşebilir. Diğer belirtilerinden biride şaşılık problemi olan kişi biri ile konuşurken bir gözü konuştuğu kişiye diğer gözü ise başka bir yere bakıyormuş gibidir ve bu durum dışa şaşılık olan insanlarda bu şekilde görülür. Estetik olarak iki gözün farklı yerlere bakıyor olması şaşılık bulgusudur. Şaşılığın gözler ile ilgili başka bir belirtisi genellikle olmaz. Fakat gözlerde yorgunluk hissi gizli şaşılıklarda sık görülen bir belirtidir.

Şaşılık teşhisi

Bütün çocukların 4 yaşından önce göz doktoru tarafından kontrol edilmesi gereklidir. Eğer ailede ve akrabalarda şaşılık ya da göz tembelliği bulunan başka biri var ise bu muayenenin çocuklarda 3 yaşından önce yapılması gereklidir. Bebeklerin gözleri içe dönük gibi görünür.

Bunun nedeni burun kökünün daha geniş olması ya da göz kapağının iç tarafında deri kıvrımının bulunmasından dır. Bebek büyüdükçe bu görünüm normale döner. Fakat bu durumun netleşebilmesi için tam bir göz muayenesi yapılmalıdır. Gerçekten şaşılık olan çocuklarda bu tip görünüm düzelmez. Yalancı şaşılık ve gerçek şaşılık arasındaki fark göz doktoru tarafından netliğe kavuşturulmalıdır

Şaşılık nasıl tedavi edilir?

Şaşılık tedavisinde belirli bir sıralama söz konusudur. Şaşılığın nedeni beyin tümörü, göz tümörü ve göz kası hastalıkları değil ise, bu durumda nedenin kırma kusuruna bağlı olduğu düşünülür. Yani, bu hastada miyop, hipermetrop ya da astigmat vardır ve neden olarak, bu nedenler tespit edilir ise gözlük tedavisi uygulanır.

Fakat şaşı olan göz yada gözlerden birinde göz tembelliği başlamış olabilir. Tembelleşen gözün çalışması için bazı egzersizler yaptırılır. Bu tedavilere rağmen hastada göz kayması devam eder ise gözün kaslarını kuvvetlendirme amaçlı çalışmalar (ortoptik egzersizler) yapılır.

Cerrahi tedavide, şaşılıkta gözün bir kası içeriye fazla çeker ve cerrahi tedavide bu kasın içeriye çekme gücünü azaltmaya yönelik bir işlem uygulanır. Operasyon esnasında bu kasın göze yapıştığı yerler değiştirilir. Bu operasyon ile estetik olarak göz düzeltilir. Fakat ameliyattan 3-5 yıl sonra göz tekrar bir miktar kayabilir. Göz kayar ise ameliyat ile tekrar düzeltilebilir.

Gizli şaşılık nedir? 

Gizli şaşılık durumunda hasta çok yorulduğunda gözlerinin kaydığını hisseder ve çevresindeki insanlar bunu fark etmez ya da fark edebilir. Bu kişinin çevresindekiler şaşılık olduğunu fark etseler bile söylemek istemezler. Gizli şaşılıklar genellikle gözler yorulduğunda ortaya çıkar. Gizli şaşılığın nedenleri belki bir küçük astigmat, küçük miyop ya da hipermetrop olabilir. Bu nedenlerin tedavisi yapıldığı zaman gizli şaşılık bazen ortadan kalkabilir ve düzelebilir. Gözlük tedavisi ile gizli şaşılık tedavi edilebilir iken, bazı hastalarda ameliyat gerekebilir.

Şaşılık ameliyatı nasıl yapılır? 

Şaşılık ameliyatı sırasında göz küresi yerinden çıkarılmaz. Üzerinde ufak bir kesi yapılarak şaşılığa neden olan kasa ulaşılır ve şaşılığın tipine göre çeşitli pozisyon değişiklikleri yapılmaktadır. Gereken durumlarda iki göze aynı anda müdahale edilebilir.

Şaşılık ameliyatları erişkinlerde lokal anestezi ile yapılabilir iken, çocuklarda genel anestezi şarttır. Şaşılık ameliyatından sonra erişkinler ve çocuklar günlük yaşantısına 1-2 gün içerisinde geri dönebilir. Fakat hastaların bazılarında tekrar operasyon yapılması gerekebilir. Her ameliyatta olduğu gibi şaşılık ameliyatlarının da riskleri vardır ve bu riskler mikrop kapma, kanama, çok nadir olarak görme kaybı gibi risklerdir.

Gözlerde Kaşıntı Neden Olur

Gözlerde Kaşıntı Neden Olur

Göz kaşıntısına neden olan hastalıklar

Gözde kaşıntının en sık nedeni göz alerjisidir. Bu alerjiye vücut alerjisi eşlik edebilir ya da etmeyebilir. Vücutta hiç bir alerji olmadığı halde bile gözlerde alerjik problemler oluşabilir ve tatlı tatlı kaşınabilir. Fakat gözler kaşınırken gözleri ovmamak gereklidir.

Ayrıca göz kaşınmasının diğer nedenleri arasında göze yabancı cisim kaçması, aşırı ışıklı ortamlar, uykusuzluk, iltihabi göz hastalıkları, arpacık (it dirseği), kornea zedelenmesi, ortamda bulunan kimyasallar, göze kaçan sıvılar, grip, sinüzit, nezle gibi hastalıklar, bazı mantarlar ve göz kapağı bozuklukları gibi bazı sorunlar da gözlerde kaşıntıya yol açabilir.

Gözleri kaşımak gözlere zarar verir mi?

Gözleri bir yumurta gibi düşünür isek, yumurtayı ovalarken belki hiç bir şey olmaz. Ancak bir an vardır ki, bir anda yumurta kırılabilir. Bu tür bir problem gözleri ovarken de oluşabilir. Çünkü gözlerde 12 adet tabaka bulunmaktadır.

Gözlerde kornea, endotel hücreleri, ezis, mercek, pupil, lens, retina gibi birçok tabaka vardır ve bu tabakalar birbirine çok ince bağlar ile bağlıdır. Gözleri sert bir şekilde ovarken retina yırtılabilir ve ciddi ameliyat gerektiren bir tablo ortaya çıkabilir.

Ayrıca gözlerin kaşınması sonucu keratokonus denilen kornea incelmesi gibi bir problem oluşabilir. Eğer gözlerde bir kaşıntı var ise bunun nedeninin araştırılması için mutlaka bir göz hekimine gitmek gerekir. Kaşıntı alerjik ise antialerjik damlalar ile mutlaka tedavi edilmelidir. Alerjik göz kaşıntısı tedavi edilmez ise gözleri kaşıma sonucu viral ya da bakteriyel konjonktivit gelişebilir. Bu nedenle gözlerdeki kaşıntı mutlaka tedavi edilmelidir.

Göz kaşıntısı için doktora gitmek gerekir mi?

Basit bir göz kaşıntısı oluyor ve bu durum gözleri kaşımadan, ovmadan, soğuk su ile yıkandığında geçiyor ise bunun için göz doktoruna gitmek çok fazla gerekli olmayabilir. Fakat gözlerdeki kaşıntı sürekli tekrarlıyor ve rahatsız ediyor ise mutlaka doktora gidilmelidir.

Özellikle bahar aylarında polenlerin gözü rahatsız etmesi nedeni ile göz kaşıntısı oluyor ise alerjik olabileceği için mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Eğer tedavi edilmez ise gözler sürekli kaşınır ve ovulur ise gözlerde daha önemli sorun oluşmasına neden olabilir. Özellikle çocuklar yumrukları ile gözlerini ovuyor ise mutlaka doktora götürülmelidir.

Gözlerde kaşıntının tedavisi nasıl yapılır?

Gözlerde kaşıntının geçmesi için neden alerjik ise alerjik damlalar verilir. Gözlerde kaşıntı aralı aralı oluyor ise gözleri ovmak yerine soğuk su ile göz kapakları yıkanmalıdır. Fakat lens olan gözler kesinlikle çeşme suyu ile yıkanmamalıdır. Çünkü lens olan gözlerde çeşme suyu çok tehlikeli hastalıklara sebebiyet verebilir. Lens olmayan gözlerde su ile bol bol yıkamak kaşıntı hissini bastırır.

Gözlerdeki kaşıntı sık sık oluyor ise mutlaka göz doktoruna gidilmeli ve neden araştırılmalıdır.Göz kaşıntısı genellikle alerjiktir ve vücudun diğer bölgelerinde de alerji olabilir. Bu gibi durumlarda antialerjik damlalar ve antialerjik ilaçlar verilir. Özellikle bahar ayalarında alerjiler mutlaka tedavi edilmelidir. Alerjik sorunların kesin tedavisi yoktur. Ancak tedaviler ile alerji atakları daha kolay atlatılabilir.

Göz kaşıntısı nasıl önlenir?

Göz kaşıntısını engelleyebilmek için bazı önlemler alınabilir. Örneğin, güneş gözlüğü kullanılmalı, gözler ovmaktan kaçınılmalı, gün içerisinde özellikle bilgisayar başında iş yapanlar gözlerini aralı aralı kırpmayı unutmamalı, göz kaşıntısına alerjik bir besin neden oluyor ise o besini takip edip bulmalı ve o besin ya da besinlerden uzak durmalı, göz yaşı kanallarına masaj yapılmalı ve göz kapağı rahatsızlıkları veya kusurları, alerjik problemler var ise tedavi olmalı, yüz her sabah mutlaka yıkanmalı, eller başka yerleri değdikten sonra gözler kaşınmamalı gibi önlemler alınarak göz kaşıntısını engellemek mümkün olabilir.

Çocuklarda Polikistik Böbrek Hastalığı Nedenleri

Çocuklarda Polikistik Böbrek Hastalığı Nedenleri

Çocuklarda polikistik böbrek hastalığı tedavisi 

Polikistik böbrek hastalığı kalıtsal olan bir hastalık olduğu için çocuklarda da rastlanan bir hastalıktır. Erişkin tipi polikistik böbrek hastalığında, böbrekte çok sayıda kistler meydana gelir ve bu kistler sağlam böbrek dokusunun yerini alıp çocukta böbrek yetmezliğine neden olabilir. Bu hastalıkta bulgu, ultrasonografi filminde böbrek kistlerinin görülmesi ile tanısı konulabilir. Çocukluk döneminde oluşan kistler hemen belirti vermez iken, 20-25'li yaşlara doğru belirtiler gösterebilir.

Anne veya babasında polikistik böbrek hastalığı olan, çocukta 25 yaşında ultrasonografi filminde böbrek kistleri hala görünmüyor ise polikistik böbrek hastalığı olmadığı anlaşılabilir. Çocuklarda görülen polikistik böbrek hastalığının seyri erişkinlerinkine göre çok farklıdır. Böbrek yetmezliği genelde erken dönem ilk aylarda ortaya çıkar ve daha hızlı ilerler. Çocuklarda görülen polikistik böbrek hastalığı ile erişkinlerde görülen polikistik böbrek hastalığı ayrı hastalıklardır. Otozomal genetik geçişli polikistik böbrek hastalığı araştırma sonuçlarına göre 400 ile 1000 canlı doğumdan birinde rastlanan bir hastalıktır.

Erkek çocuklar ve kız çocuklarda genelde eşit oranda görülür. Otozomal dominant polikistik böbrek hastalığında her iki böbrek normalden büyüktür ve değişik büyüklükte çok sayıda kistler taşır. Böbrekler büyümelerine rağmen, çoğu kez normal şekillerini korur. Böbrekler tüm batını kaplayacak kadar büyüyebilir. Otozomal dominant geçişin özelliği olarak anne veya baba'dan birinde bu hastalık var ise çocuğa geçiş riski % 50 civarıdır.

Otozomal dominant geçişli hastalıklardan çocuklarıda korumak için akraba evliliklerinden uzak durmak önemlidir. Böbrek kistleri bazen anne karnında da ultrasonografik görüntülemede tanısı konulabilir. Fakat yenidoğan bebekte bile kist tanısı konulsada hemen belirti göstermeyebilir. Otozomal dominant geçişli hastalığı bulunan ailelerin çocukları çocukluk çağından itibaren araştırılması ve böbrek yetmezliği oluşmadan tedavinin başlaması gerekmektedir. Erken tedavi ile böbrek yetmezliği ve hipertansiyon gibi hastalıkların oluşmasını geciktirmek mümkün olabilir.

Çocuklar Neden Altını Islatır (Enuresis)

Çocuklar Neden Altını Islatır (Enuresis)

Çocuklarda altını ıslatma nedenleri ve tedavisi

Çocuklar genellikle 3-4 yaşlarına kadar altlarını ıslatır. Gündüzleri çocukları takip etmek daha kolay olduğu için (2-3 yaş civarlarına kadar) geceleri alt ıslatmayı bırakmaları daha geç olur. Çocuk 4-5 yaşından sonra altını ıslatmaya devam eder ise alt ıslatma (enuresis) sorununun olduğu söz konusu olabilir.

Çocuklarda altını ıslatmanın nedenleri arasında, genetik yatkınlık, sinir kas kontrolünün gecikmesi, idrar yollarında enfeksiyon, idrar kesesinde tonus azlığı, çok derin uykuya dalmasına neden olan aşırı yorgunluk, ayaklarını ve bel bölgesini aşırı üşütme, şeker hastalığına bağlı çok su içme, kum dökme, bağırsak parazitleri, kansızlık, kalsiyum, magnezyum, çinko eksikliği, A-BD-E vitamini eksiklikleri, geniz eti, iri bademcikler gibi nedenlerden dolayı çocuklarda altını ıslatma ya da idrar kaçırma problemleri meydana gelebilir.

Gece uykuda altını ıslatma problemi erkek çocuklarda kız çocuklarına göre daha fazla görülür. Gündüz idrar kaçırma ise kız çocuklarında erkek çocuklarına göre daha fazladır. Hem anne hemde babanın çocukluğunda altını ıslatma sorunu olmuş ise bu anne babanın çocuklarında altını ıslatma %70-80 daha fazla görülür. Sadece anne ya da baba bu problemi yaşamış ise bu oran % 40-45'tir. Yani, çocuklarda alt ıslatma sorununda genetik faktörlerde yer almaktadır.

Çocuklarda altını ıslatma (idrar kaçırma) psikolojik mi?

Çocuklarda idrar kaçırmanın psikolojik nedenlerden kaynaklanabileceği bazı görüşlere göre bildirilmiştir. Fakat uykuda idrar kaçıran çocuklarda psikolojik sorunlar durumun nedeni değil sonucu olarak kabul edilmektedir. Psikolojik nedenler arasında genellikle yeni kardeş, okul değiştirme, okula başlama, sevdiği birini kaybetme, aşırı baskılı tuvalet eğitimi, gün içerisinde korku yaşaması, anne babanın ayrılması, evde huzursuzluk, ailenin aşırı ilgisi veya ilgisizliği gibi benzeri nedenlerin aslında neden değil sadece bu durumu tetikleyen bir faktör olduğu son yıllarda yapılan araştırmalarda ortaya çıkmıştır.

Çocukların bazılarında 8-10 yaşlarına kadar altını ıslatma problemi görülür ve bu çocuklar akılları erdikçe utanç, idrar kaçırma korkusu nedeni ile evden çıkmak istememe, ailesi ile herhangi bir yere gitmek istememe, arkadaşlarından uzaklaşma ve cinsel yaşamdan korkma gibi psikolojik sorunlar yaşayabilirler. Bu nedenle altını ıslatma yaşı çok ilerlemeden bu çocukların doktora götürülmeleri ihmal edilmemelidir.

Çocuklarda altını ıslatma tanısı

Çocuklarda alt ıslatma daha ciddi işeme bozukluklarından ayırt edilmesi için çocuk ürolojisi ya da çocuk cerrahisi tarafından değerlendirilmelidir. Fizik muayenede ayrıntılı öykü alınır ve işeme, dışkılama çizelgesinin tutulması istenir. Tanıda tam idrar tahlili genellikle yeterli olabilir. Bu tanı aşamaları geçildikten sonra alt ıslatmanın altta yatan bir nedeni yok ise tedavi planı yapılır. Çocuğun altını ıslatma sebebi ciddi ise daha ileri tetkikler istenebilir.

Çocuklarda altını ıslatma (idrar kaçırma) nasıl tedavi edilir? 

Gece uykuda altını ıslatan çocukların yaklaşık % 15'i kendiliğinden düzelebilir. Fakat tedavi geciktikçe, çocuklarda psikolojik sorunlar yaratabilir. Özellikle gündüz uyanık iken altını ıslatan çocuklarda durum daha ciddi problem haline gelir. Bu sorun kendiliğinden geçmez ve doğru tedavi edilmesi gereklidir. Bu durum tedavi edilmez ise böbreklerde ciddi problemlere yol açabilir. Alt ıslatma tedavisi genellikle sebebe yönelik yapılır. Eğer altını ıslatma sebebi idrar yollarındaki bir enfeksiyon ise antibiyotik tedavisi gerekebilir. Çocukta psikolojik nedenlere bağlı altını ıslatma sorunu var ise buna yönelik tedavi verilebilir.

Çocuklarda alt ıslatma ya da idrar kaçırma tedavisi 6 yaşından itibaren, çocuğu ödüllendirme, alarm cihazı gibi davranış terapileri ve idrar yapımını azaltan veya mesaneyi genişleten ilaçlar ile % 80-90 oranında tedavi edilebilmektedir. Gece idrar üretimi normal olup mesanesi gelişmeyen çocuklarda alarm tedavisi, gece idrar üretimi fazla olduğu için uykusunda işeyen çocuklarda ilaç tedavisi daha etkilidir. Gündüz idrar kaçıran çocuklarda tedavinin amacı, bu kaçırmayı ve böbreklerin zarar görmesini önlemektir. Gece altını ıslatma sorunu çocukların % 1-2'sinde 20'li yaşlara kadar sürebilir. Uykuda ya da uyanıkken altını ıslatan çocuklar uzman çocuk cerrahisi ya da çocuk ürolojisi uzmanları tarafından değerlendirilmelidir.

Altını ıslatan (idrar kaçıran) çocuklara ceza vermek doğru mu? 

Çocuklarda alt ıslatma problemi çocuk tembellik yapıyor diyerek ceza vermek ya da dövmek gibi yollar hiç doğru değildir. Altını ıslatan çocuğa ceza vermek Amerika, Fransa, İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde de yaygındır. Bu ülkelerde gece altını ıslatan çocukların % 20-25'inde, Türkiye'de ise bu oran daha fazladır ve ceza verilerek bu durum düzeltilmeye çalışılmaktadır. Aslında tamamen bir hastalık olarak değerlendirilmesi gereken bu durum nedeni ile çocuklar suçlanmamalı ve ayıplanmamalıdır. Altını ıslatan çocukları suçlamak yerine bir an önce bir uzmana baş vurulması çok önemli bir durumdur.

Bebeklerde Ve Çocuklarda Hirschprung Hastalığı

Bebeklerde Ve Çocuklarda Hirschprung Hastalığı (Doğumsal Bağırsak Kusurları)

Hirschprung hastalığı nedir?Hirschprung hastalığı tedavisi

Hirschprung hastalığı ya da doğumsal (konjenital) agangliyonik megakolon olarak ta tanımlanan bağırsakların gevşemesini sağlayan sinir hücrelerinin (ganglion hücreleri) yokluğu ile meydana gelen ve yeni doğan döneminden itibaren klinik bulgu veren bir hastalıktır. Bu hastalığın bilinen tarifi ilk olarak 1886 yılında, Kopenhag Çocuk Hastanesinden Harald Hirschprung tarafından tarif edilmiştir. Bağırsaklar kasılıp gevşeyerek hareket ederler. Fakat bu hastalık varlığında gevşemeyi sağlayan hücreler olmadığı için bağırsağın etkilenen kısmı kasılı kalır.

Bu durumda meydana gelen fonksiyonel (işlevsel) tıkanıklık dışkının aşağıya doğru geçmesine engel olur. Bu gibi bir durumdan kaynaklanan bağırsak tıkanıklığı (intestinal obstrüksiyon), cerrahi yöntem ile içinde sinir hücresi bulunmayan bağırsağın çıkarılması işlemi ve yerine normal bağırsağın eklenmesi şeklinde tedavi edilir. 1948 yılında Bill ve Sewenson bu hastalığı düzeltmek için yapılan ilk cerrahi yöntemi gerçekleştirmişlerdir. Hirschprung hastalığı olan çocukların ailelerinde bu hastalık varlığı yaklaşık % 6 civarındadır.

Kısa segment hastalıklı çocukların erkek kardeşlerinde hastalığın görülme oranı % 4 iken, kız kardeşlerinde bu oran % 1'dir. Hirschprung hastalığı ortalama olarak 5000 canlı doğumda 1 oranında görülür. Erkek çocuklarda kız çocuklarına oranla 3 kat fazla görülür. Hastalık genellikle bebeklik döneminde tanınır. Hirschprung hastalığı bazı hastalık ve sendromlar ile birlikte görülebilir. Hastaların % 90'ında down sendromu vardır. Bu hastalıkta genetik yatkınlık söz konusudur.

Hirschprung hastalığı belirtileri 

Hirschprung hastalığının en sık görülen belirtisi kabızlıktır. Ganglion hücresi bulunmayan bağırsak kısmı kasılı olur ve buradan aşağıya doğru geçmesi gereken dışkı zorlanır. Ganglion hücresi bulunmayan bağırsak kısmı ne kadar uzun ise kabızlık ta daha fazla olur ve hastalığın belirtileri de o kadar erken ortaya çıkmaya başlar.

Yeni doğan bebeklerin % 70'inde ilk dışkılama (mekonyum çıkarma) ilk 24 saat içerisinde olur. Bebeklerin % 90-95'i ise doğumdan sonra ilk üç gün içinde kaka yaparlar. Bu süre içerisinde kakasını yapmamış bebeklerde genellikle Hirschprung hastalığı düşünülmelidir. Bu süre içerisinde bağırsakların içinde biriken dışkı ve gaz, bebekte göz ile görülebilen karın şişkinliğine ve gerginliğine (abdominal distansiyon) denilen duruma neden olur. Bu şikayetler ile birlikte safralı (sarı yeşil renkte) kusma ve hiç beslenmeme (bebeğin emmemesi) olabilir. Karın şişkinliği ve safralı kusma olan bebeklerde bağırsak tıkanıklığı (intestinal obstrüksiyon) olabileceği araştırılmalıdır.

Daha büyük çocuklarda görülen Hirschprung hastalığı belirtilerinde kronik bir kabızlık durumu söz konusudur. Bu çocuklarda yaşıtlarına göre gelişim geriliği vardır. Çocuğun dışkısı içeride uzun kaldığı için, dışkının içinde bulunan bakteriler dışkının kötü kokulu olmasına neden olur. Bazı çocuklarda bakteriler bağırsak duvarına yerleşerek kana karışırlar ve çocuğun hayatını tehdit edecek derecede ishal atakları görülür. Enterokolit adı verilen bu durum geliştiğinde çocuk hastane koşullarında tedavi edilmelidir.

Hirschprung hastalığı teşhisi

Hirschprung hastalığı tanısında öncelikle anneden çocuğun öyküsü alınmalıdır. Doğumdan sonra ilk dışkılaması geciken, karın şişkinliği ve kabızlık durumu olan çocuklarda Hirschprung hastalığı akla getirilmelidir. Fakat çocukluk döneminde kabızlık çok sık görülen bir durumdur. Bu nedenle teşhis konulurken kabızlığın diğer nedenleri araştırılmalı sebebi bulunamayan kabızlıkta bu hastalık için ayrıntılı incelemeler yapılmalıdır.

Bunların yanı sıra hastalığın tam teşhisini koymak için bazı tetkikler gerekir. Bu tetkikler düz karın grafileri (röntgen filmi), baryumlu kolon grafisi, anorektal manometrik inceleme ve rektal biyopsi gibi tanı yöntemleri kullanılır.

Hirschprung hastalığı tedavisi

Hirschprung hastalığında uygulanacak tedavi cerrahi tedavidir. Cerrahi tedavide ganglion hücresi bulunmayan bağırsak kısmı çıkarılır ve ganglion hücresi bulunan bağırsak kısımları birbirine eklenerek cerrahi işlem tamamlanır. Bazı olgularda tek bir ameliyat yeterli olur iken, bazı olgularda ilk ameliyat kolostomi (kalın bağırsaktan göbek üstüne çıkış deliği açılması işleminin) yapılması olmak üzere birkaç ameliyat daha yapılması gerekebilir. Hirschprung hastalığının cerrahi tedavisi genellikle iyi sonuç verir. Özellikle tanısı erken konulan ve hastalıklı bağırsak kısmı kısa olan olgularda tedavi sonuçları daha başarılı olur. Günümüzde Hirschprung hastalığının cerrahi tedavisi laparoskopik (kapalı ameliyat) yöntemi ile de yapılmaktadır.

Çocuklarda Ve Bebeklerde Kabızlık Neden Olur

Çocuklarda Ve Bebeklerde Kabızlık Neden Olur

Çocuklarda ve bebeklerde kabızlık belirtileri ve tedavisi 

Çocukluk döneminde kabızlık sorunu olmaması için, bebeklere 6'ıncı aydan itibaren lifli gıdalar verilmesi önerilir. Çünkü beslenme şekli kabızlığın oluşmamasında çok önemli bir yer tutar ve hatalı beslenme şekli ileride kabızlığa neden olur. Bol su ve lifli besinler kabızlığın önlenmesinde en önemli yoldur. Çocuğa devamlı karbonhidratlı gıdalar ile beslemek, lifsiz gıdalar ile beslemek ve yetersiz su vermek çocuklarda kabızlık sorunu oluşturabilir. Bunun yanı sıra çocuğa çok fazla inek sütü vermekte kabızlık yapar.

Altta yatan ciddi bir hastalık olmadan yaşanan kabızlık sorunu fonksiyonel kabızlık olarak adlandırılır. Fonksiyonel kabızlık çocuklarda genellikle 2-3 yaşları arasında görülür. Çünkü çocuğun sfinkter (kaka tutma) kontrolü bu yaşlarda gelişir. Bu yaşlarda çocuklarda tuvalet eğitimi de başlar ve bu nedenle de çocuklar daha sık kabızlık yaşar. Bu tip kabızlık psikolojik olabilir. Psikolojik kabızlık çocuk kakasını tutmaya yeni öğrendiği için, oyun oynamayı bırakmak istemediği ve tuvalete gitmediği için, kakasını yaparken acı duyacağını zannettiği için gibi nedenler psikolojik kabızlığa yol açabilir. Çocuklar karbonhidratlı gıdaları daha fazla severler ve yerler. Bu tür beslenme de çocuklarda kabızlık nedenidir. Bu yüzden aileler bu konuda dikkatli olmalıdır. Ayrıca ailenin beslenme alışkanlıkları çocukların kabız olmalarında etkilidir.

Çocuklarda ve bebeklerde kabızlığa neden olan hastalıklar

Çocuklarda görülen kabızlıkların % 90'ı fonksiyonel (nedeni bulunamayan) kabızlıktır. Diğer nedenler ise anal stenoz, anüsün önde yerleşmesi pelvik kitle ve imperfore anüs gibi sindirim sistemi bozuklukları, hipertiroid, hiperkalsemi, hipokalsemi, kistik fibrozis, şeker hastalığı, renal tübüler asidoz, çöyak hastalığı ve multipl endokrin neoplazi gibi metabolik ve gastrointestinal hastalıklar, spinal kord anomalileri, spinal kord travması, nörofibromatozis, ensefalopati, tethered kord, serebral palsi gibi nörolojik bozukluklar, hirschsprung hastalığı, intestinal nöronal displazi, intestinal pösodoobstrüksiyon, visseral miyopatiler, visseral nöropatiler gibi bağırsak sinir kas bozuklukları, prune belly sendromu, gastroşizis, down sendromu gibi kas anomalileri, skleroderma, sistemik lupus eritematozis, ehlers danlos sendromu gibi bağ dokusu hastalıkları, opiyatlar, fenobarbital, sükralfat, antiasitler, antihipertansifler, antidepresanlar, sempatomimetikler gurubu ilaçlar, ağır metal zehirlenmesi, D vitamini zehirlenmesi, botulizm ve inek sütü protein intoleransı gibi diğer nedenlerde çocuklarda ve bebeklerde kabızlığa sebep olan faktörlerdir.

Çocuğun veya bebeğin kabız olduğu nasıl anlaşılır? 

Düzenli olarak kakasını yapmayan veya kaka yaparken zorlanan çocuğun kabız olduğu düşünülmelidir. Çocuk kakasını yapamadığı için huzursuz ve hırçın davranışlar sergiler. Bazen bu yüzden çocuk evden çıkmak istemeyebilir. Sık sık karın ağrısı şikayeti olur. Eğer çocuk karın ağrısını ifade edemeyecek kadar küçük ise hırçın ve huzursuz olur. Kabızlık uzun sürer ve mide bulantısı şikayetleri olur ise çocuk iştahsız olur ve yemek, yemek istemez. Kabızlık çektiği için tuvaletini yapmak istemez ve bu durumda kaçırmalar olabilir. Çocuk kaka kaçırmaya başlar ise kabızlık ciddi bir hal almış demektir.

Seyrek ve katı dışkılama olarak tanımlanan kabızlık çocukluk döneminde sık rastlanan ve uğraştıran ama çözümü olan bir rahatsızlıktır. Yeni doğan bir bebeğin ortalama günde 4 kez kaka yapması normal kabul edilir. Bebeklik çağında ise ortalama 5-8 kez kaka yapması normal kabul edilir. Eğer bebek bu normal kabul edilen dışkılama sayısından daha az sayıda kaka yapıyor ise bir süre sonra kabızlık başlayabilir.

Çocuklarda kabızlık psikolojik olur mu?

İki yaş civarında başlayan kabızlıklar genellikle beslenmenin doğru olmaması yani bol lifli beslenmeme ve bol su içilmemesinden dolayı olur. Zamanından önce ya da yanlış şekilde başlatılan tuvalet alışkanlıkları da iki yaş civarı kabızlıklara neden olur. Aynı zamanda hiç bir sebep olmadan çocuk sadece kakasını tutabilmeyi öğrenmeye başladığı için tutar ve kabız olur. Yaşadığı kabızlık nedeni ile zaman içerisinde karnı ağrıyacağı için, canı acıyacağı için, dışarıya gitmek istemediği için, kakasını kaçıracağından korktuğu için çocuğun psikolojisi etkilenir ve psikolojik kabızlık gelişebilir.

Kabızlık sorunu olmayan bir çocukta bile ileri yaşlarda psikolojik kabızlık oluşabilir. Örneğin, ana okulu sınıflarında, aynı sınıfta herhangi bir çocuk kakasını veya çişini kaçırdığında diğer çocuklarda psikolojik bir baskıya neden olur. Çünkü çocuk böyle bir durum yaşadığında öğretmen kızar ya da diğer çocuklar dalga geçer ve bu durumda bazı çocuklar kendini kasmaya başlar. Bu tür bir psikoloji bazı çocuklarda zaman içerisinde kabızlığa neden olur. Bu duruma ana okulu çocuklarında çok sık rastlanır. Daha büyük çocuklarda okul stresi, sınav stresi, başarısızlık stresi ve sınıfta öğretmenin tuvalete gitmeye izin vermemesi gibi yaşam koşulları psikolojik kabızlık nedenidir. Bunların dışında ailevi sorunlarda çocuklarda psikolojik kabızlığa neden olur.

Çocuklarda veya bebeklerde kabızlık nasıl tedavi edilir?

Çocuklarda genellikle fonksiyonel kabızlık denilen altta yatan ciddi bir nedenin olmadığı (tuvalet alışkanlığı, beslenme tipi) gibi kabızlıklar görülür. Altta yatan ciddi bir neden olur ise bunun tedavisi nedene yönelik yapılır. Fonksiyonel kabızlıklar hem aile ve çocuklar hemde doktor için uğraşması zor olan kabızlıklar şeklinde de görülebilmektedir. Fakat fonksiyonel kabızlıklar tedavi edilmez ise giderek artış gösterir. Kabızlık nedeni ile çocuğun makat bölgesinde çatlaklar ve yaralar oluşmaya başlar.

Bu nedenle çocuk kakasını iyice tutmaya çalıştığı için kaçırmalar olur ve bu kaçırmalar öncelikle lekelenme şeklinde olur iken, kabızlık ilerledikçe kaka şeklinde görülür. Kabızlık tedavisi uzun dönem süren bir tedavidir. Kabızlık tedavisi yapılırken çocuğun tuvalet eğitimi, doğru beslenme alışkanlığını, doğru zamanlarda tuvalete çıkma alışkanlığını kazandırmak ta gerekir. Bütün bunlara dikkat edilmez ise tedavi edilen kabızlık tekrarlar.

Kabız olan çocuğun veya bebeğin beslenmesi nasıl olmalı?

Daha önce kabızlık yaşamayan çocuk kabız olmaya başlamış ise ilk olarak beslenmesi gözden geçirilmelidir. Çocuğun beslenmesi makarna, pilav, hazır gıdalar ve çok miktarda inek sütü şeklinde ise bunların değiştirilmesi gerekir. Bol lifli beslenme bütün yaş gruplarında da önemli olduğu gibi çocuklarda da önemlidir. Her yaş grubunda mide ve bağırsak siteminin sağlığı ve ileride kolon kanserinden korunmak için bol lifli beslenme önerilmektedir. Bu alışkanlık çocuklukta başlar ise ileri yaşlarda da devam eder.

Bol lif içeren beslenme şekli derken kasıt, lifli ve sorbitol içeren meyveler (elma, erik, kayısı, üzüm, turunçgiller, kiraz, armut, hurma) gibi meyveler, bol lifli sebzeler (kabak, yeşil fasülye, havuç, brokoli, bezelye, bamya, kereviz, yer elması, pırasa) gibi sebzeler, baklagiller (nohut, kuru fasulye, börülce, mercimek, bakla) gibi ve bol su kabız olmamak için tüketilmesi gereken gıdalardır. Ekmek tam tahıllı ekmekler ile değiştirilmelidir. Makarna, pilav ve hazır besinler gereğinden fazla veriliyor ise azaltılmalıdır. Küçük çocuklarda sıfır karbonhidratlı beslenme olsun denilemez.

Çünkü yetişmekte olan çocuklarda karbonhidrata da ihtiyaç vardır. Mümkün olduğunca kepekli ekmek, kepekli pirinç, kepekli makarna ve bulgur pilavı tercih edilmelidir. Patlamış mısır kabızlık sorununda faydalıdır ve günde bir su bardağı kadar patlamış mısır vermenin bir sakıncası olmaz. Kabızlık çeken çocuklara inek sütü 500 ml'den fazla verilmemelidir. Sebze yemeklerinin zeytin yağı ile pişirilmesi kabızlık probleminde oldukça fayda sağlar. Çocuklarda kabızlık için aktarlarda satılan bitki çayları kullanılmamalıdır. Bol su, ıhlamur çayı, papatya çayı, nane çayı gibi çayların birinden bir yada yarım fincan içirmek faydalı olabilir. Fakat özellikle kabızlık çözücü bitki karışımları veya sinameki bitkisi çocuklarda ve hamilelerde önerilmez.

Çocuklarda İdrar Yolu Enfeksiyonu Neden Olur

Çocuklarda İdrar Yolu Enfeksiyonu Neden Olur

Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu belirtileri ve tedavisi 

Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonları (İYE), çocukluk döneminde sık görülen önemli bir hastalık nedenidir. İdrar yolu enfeksiyonları çocuklarda en sık karşılaşılan ikinci enfeksiyon ve en sık görülen genitoüriner sistem hastalığıdır. İdrar yolu enfeksiyonları kız çocuklarında erkek çocuklarına göre daha sık görülür. Çocukluk çağında geçirilen üst üriner sistem enfeksiyonları böbrek hasarı, ileri yaşlarda hipertansiyon ve böbrek yetmezliği için önemli bir risktir.

Son yıllarda çocukluk dönemi idrar yolu enfeksiyonlarının nedeni ve doğal seyri ile buna bağlı olarak renal parankimal hasara yatkınlığı olan faktörler iyi bilindiği için ani başlangıçlı idrar yolu enfeksiyonları görülme oranı ve uzun dönemli gelişebilecek hastalıkları en aza indirebilmek için hızlı, uygun ve detaylı bir inceleme gerekmektedir. Ayrıca erkek çocuklarının sünnetsiz olması, yeteri kadar anne sütü emmemiş çocuklar, üreteropelvik bileşke darlığı, adinamik üreter segmenti, posterior üretral valv, çift toplayıcı sistem gibi anatomik bozukluklar, kronik karaciğer hastalığı, kabızlık, çok fazla antibiyotik kullanımı, mesanenin disfonksiyonel ya da nörojenik nedenlere bağlı yeterince boşaltılamaması gibi birçok etken idrar yolu enfeksiyonlarına neden olabilir.

Özellikle tekrar eden idrar yolu enfeksiyonlarının altında yatan vezikoüretral reflü ve tıkanma gibi üriner sistem anatomisine bağlı bozuklukların olması durumunda ciddi komplikasyonlar açısından oldukça önemlidir. Türkiye'de çocuklarda tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarına bağlı kronik böbrek yetmezliği halen önemini korumaktadır. Bu gibi durumlar göz önünde bulundurulduğunda idrar yolu enfeksiyonlarının erken tanısı ve tedavisinin önemi büyüktür.

Çocukluk dönemi idrar yolu enfeksiyonlarının sınıflandırılması 

-İdrar yolu enfeksiyonu bulguları olmadan uygun koşullarda alınan idrar kültüründe üreme olması belirtisiz bakteriüri,

-Antibiyotik tedavisi verilmesine rağmen idrar kültüründe üreme olması geçmeyen bakteriüri,

-Üst üriner sistem üreter kısmının enfeksiyonu üretrit, renal pelvis ve parankimin enfeksiyonu piyelonefrit,

-Alt üriner sitemin üretra bölümünün enfeksiyonu üretrit, mesane enfeksiyonu sistit,

-İdrar yolu enfeksiyonu tedavisi sonrası idrar kültüründe üreme olmamasına rağmen aynı enfeksiyon etkeni ile tekrar idrar yolu enfeksiyonu gelişmesi durumu relaps, farklı bir etken ile enfeksiyon oluşması reenfeksiyon,

-İdrar yolu enfeksiyonu ile birlikte anatomik bir bozukluk, taş gibi kolaylaştırıcı bir etkenin olması komplike, olmaması durumu ise komplike olmayan idrar yolu enfeksiyonları olarak tanımlanır.

Son yıllarda yapılan çalışmalarda hastaların ilk ve tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu şeklinde sınıflandırılması önerilmiş, tekrarlayan enfeksiyonlar düzelmeyen bakteriüri, bakteriyel persistans (relaps) reenfeksiyon olarak alt sınıflara ayrılmıştır.

Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonuna neden olan bakteriler

İdrar yolu enfeksiyonunun, tüm yaş grubu çocuklarda en sık görülen etkeni gram negatif enterik bakterilerdir. Escherichia coli en sık (% 80-85) etken olup, klebsiella, proteus, enterobacter spp, morganella morganii ve enterobacter ailesinin diğer üyeleri daha az enfeksiyona neden olurlar.

Pseudomonas aeruginosa, staphylococcus saprophyticus (genellikle genç kızlarda), staphylococcus aureus, Grup B streptokoklar (yenidoğan döneminde) idrar yolu enfeksiyonlarında saptanan diğer bakterilerdir. İdrar sondası takılması, suprapubik aspirasyon sonrası nazokomiyal enfeksiyon etkenleri idrar yolu enfeksiyonlarına yol açabilir.

Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonları belirtileri

İdrar yolu enfeksiyonlarının belirtileri çocuğun yaşı, enfeksiyonun üriner sitemdeki yeri ve şiddetine göre değişkenlik gösterir. Yeni doğan ve süt çocukluğu döneminde idrar yolu enfeksiyonu belirtileri genellikle hastalığa özgü değildir. Belirtiler birçok çocukluk dönemi rahatsızlıklarında görülebilen kusma, kilo alımında yetersizlik, emme güçlüğü, huzursuzluk, uzamış sarılık, ishal, kötü kokulu idrar ve ateş benzeri belirtilerdir.

Bu dönemde hastalar dikkatli bir şekilde değerlendirilmeli ve idrar yolu enfeksiyonu açısından tetkikler yapılmalıdır. İki yaşından sonraki çocuklarda görülen idrar yolu enfeksiyonu belirtilerinde karın ağrısı, kasık ağrısı, ateş gibi belirtiler de görülür iken, okul çağı çocuklarda ağrılı çiş yapma, suprapubik hassasiyet, ani ve sık idrara çıkma, karın ağrısı, kasık ağrısı, kabızlık, işeme bozuklukları gibi belirtiler ile hastaneye baş vururlar. Yüksek ateş ve yan ağrısı gibi belirtiler pyelonefrit olabileceğini düşündürmelidir. Şikayetlerini anlatabilen çocuklarda çocuğun şikayetleri ve muayene ile enfeksiyonun yeri tahmin edilebilir.

Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu teşhisi 

İdrar yolu enfeksiyonu düşünülen çocuklarda dikkatli öykü ve fizik muayene tanıyı koyma ve altta yatan anatomik ve fonksiyonel anomalileri saptamak için önemlidir. İşeme ve kabızlık öyküsü alınmalı, aile bireylerinin ürolojik anomalilerinin olup olmadığı sorgulanmalıdır. Çocuğun fizik muayenesinde boyu, kilosu ve kan basıncı ölçülmelidir. Dış genital ve sakral bölgenin (sakral gamzelenme, fimozis, libial füzyon) dikkatli incelemesi yapılmalıdır. Genital muayenede meatus darlığı, labial adezyon ve vulvovajinit değerlendirilmelidir. Şiddetli kabızlık ve enkoprezis olan çocuklarda rektal muayene yapılmalıdır.

Fizik muayeneden sonra idrar yolu enfeksiyonları teşhisinde idrar analizi, lökosit esteraz testi, nitrit testi, idrar kültürü gibi tahliller yapılır. Ayrıca radyolojik görüntüleme yöntemleri ile idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda radyolojik inceleme üriner sitem malformasyonlarını ortaya çıkarmak, akut pyelonefrit tanısından emin olmak, renal skarın olup olmadığını değerlendirmek, taş ve obstrüktif üropatiyi saptamak amacı ile yapılır. Ultrasonografik görüntüleme idrar yolu enfeksiyonlarının değerlendirilmesinde ilk basamak olarak kullanılır. Ayrıca voiding sistoüretrografi tetkiki, radyonüklid sistografi, intravenöz pyelografi, dimerktaptosüksinik gibi görüntüleme tetkikleri yapılır.

Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu tedavisi

İdrar yolu enfeksiyonu tedavisi genellikle ampirik olarak başlanıp, kültür antibiyogram sonucuna göre tedavinin devamı düzenlenir. Ampirik tedavide çocuğun yaşı, toksik bulguları olup olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle ilk üç yaşlarında idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda renal parankim hasarlanması riski yüksektir. Ateşli, kusması olan, ağızdan beslenmesi olmayan tüm çocuklar ve küçük yaş grubundaki yeni doğan ve süt çocukları hastaneye yatırılarak tedavi edilmelidir.

Küçük çocuk, süt çocuklarında ilk idrar yolu enfeksiyonu komplike olarak kabul edilmelidir. Çünkü renal hasara yol açan idrar yolu anomalileri ile beraber görülmesi sıktır. 90 günlükten küçük çocuklarda ürosepsis riski yüksek olduğu için dikkatli olunmalıdır. Hastane koşullarında tedavi edilecek çocuklarda kan ve idrar kültürü alınır. Bu çocuklarda intravenöz sıvı ve parenteral amprik antibiyotik tedavisine başlanır. 90 günlükten daha büyük çocuklarda tedavi seçimi hastanın belirtilerine göre düzenlenir. Toksik bulguları olan çocuklar yatırılarak, olmayan çocuklar ayakta uygulanacak 7-14 gün arası parenteral veya ağız yolu ile verilen antibiyotikler ile tedavi edilirler.

Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu nasıl önlenir?

Çocuklarda tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarını önlemek için öncelikle bağırsak parazitlerinin tedavisi yapılmalıdır. Köpük banyoları genital bölge yüzey gerilimini azaltarak ascendan bakteri girişini kolaylaştırdığı için tavsiye edilmemektedir. Pamuklu bezden yapılmış iç çamaşırları önerilmektedir. Naylon ve dar pantolonlar vulva hijyenini olumsuz yönde etkilediği için kullanılmamalıdır.

Deodorant ve benzeri meteryaller vulvada irritasyona yol açabileceğinden bu maddelerin kullanımı doğru değildir. Çocuğun perinesi temiz ve kuru olmalı yıkandıktan sonra dikkatli bir şekilde silinmelidir. Absorban özelliği olan tuvalet kağıtları kullanılmamalıdır. Çocuğun tuvalet eğitimi verilirken silme ve kurulama önden arkaya doğru ve bir kez olacak şekilde uygulanmalıdır. Çocuğun kabızlığı giderilmelidir. Mesanenin tam boşalması tedavinin ve idrar yolu enfeksiyonunu önlemenin en temel yoludur.