Hayvanlar Alemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayvanlar Alemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

CANLI DOĞURANLAR (POECİLİİDAE), (GOODEİNAE)

Bilim insanlarının yapmış olduğu çalışmalara göre Canlı Doğuranlar familyası iki gruba ayrılmıştır; 
Bu gruplar Poeciliinae ve Goodeinae'dir. Bugün tüm dünya genelinde balık severlerin akvaryumda en fazla besledikleri balık türleri arasındadır. Çünkü Canlı Doğuran Balıkların bakımları hem daha kolay ve hem daha dayanıklı balıklardır.

Canlı Doğuran tüm Balıklarda (Poeciliidae) ailesinde dişler olduğu bilinmektedir. Tür ve çeşitlerine göre irili ufaklı bu mikro dişler bitkilerdeki yosunları kemirmelerine yaramakta, verdiğimiz yemleri sıkıca tutup beslenmelerini kolaylaştırmaktadır.
Bu familya grubundaki balıkların yumurtaları anne karnında gelişir. Anne karnında yumurtadan çıkan gelişkin yavrular anne tarafından suya salınırlar. Öteki balık türlerine oranla hem daha gelişmiş hem de daha iri doğan canlı doğuran yavruları, doğduktan hemen sonra kendi kendine beslenmeye başlayabilirler. Bu sebeple bu balıklarda yeni doğanları besleme diye bir durum söz konusu olmamıştır.

Dişi canlı doğuran balık, su ısısına göre her 28 günde bir doğurur. Bu zaman eğer su daha soğuksa uzar, eğer su daha sıcaksa da daha az olur. Doğurmaya hazır dişi balığa yukarıdan bakıldığında karnının fark edilir bir biçimde genişlediği görülür. Özellikle rengi çok koyu olmayan türlerde dişi balığa yakından bakıldığın da karaltı şeklinde yavrular görülebilir. Bu üçgen karaltı doğumdan önce en iri boyutlara ulaşır.

Yaşayan yavru sayısını artırmak amacıyla hamile balığı doğumdan önce diğer balıklardan ayırmak kurtaracağınız yavru sayısını arttıracaktır. Bu amaçla balığı ya akvaryumcularda satılan özel plastik balık üretme hücresine veya en iyisi çok sık bitlendirilmiş küçük bir akvaryuma ayırın. Bu aşamada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta doğum aşaması yaklaştıkça hamile balık normale göre çok daha fazla hassaslaşır. Bu nedenle doğumuna az kalmış bir balığı kepçe vb. ile yakalamaya çalışmak doğacak yavruların ölü doğmasına sebep olabilir.

Canlı Doğuran balıklardan ekseriyetle lepistesler ve kılıçkuyruklar çoğu meraklıların akvaryum hobisine başlangıç balıkları ve çoğumuzun da tutkusu ola gelmektedir. Yalnızca aynı tür canlı doğuranlar değil; Poecilia cinsinin diğer türleri olan velifera, lepistes (reticulata), moli (sphenops) kendi aralarında ve Xiphophorus ırkından olan ay kılıç ve plati (maculatus),  kılıçkuyruk (helleri),  kendi aralarında çiftleşip ve sağlıklı yavrular meydana getirebilirler.

Canlı Doğuranları  üretme ve çoğaltma konusuna gelince; Şayet tankınızda, en az iki adet erkek ve dişi mutlu ve sağlıklı balığınız varsa, istemeseniz bile dişinin hamile kalacağını belirtmeye gerek bile yoktur. Fakat yine de sağlıklı bir doğum ve yavrularda düşük kayıp oranı yakalamak için, 1 erkek - 3 dişi  oranını oturtmanız tavsiye edilir. 

Böylelikle tankınızdaki kavgaların önüne geçmek ve yine aynı zamanda hamile dişilerin çok daha az rahatsız edilmelerini sağlamak için de ortam müsait hale getirilmiş olabilecektir. Bu balıklarda hamilelik süresi, kimi kaynaklarda değişiklik göstermekle birlikte, genellikle 20 gündür. Fakat bu sürenin, tankınızın ısısı, bakımı, balıklarınızın yaşı ve sağlığı vb. gibi bir sürü faktör tarafından önemli oranda değiştirilebileceğini unutmamak gerekir.

Canlı doğuranların yavrularının yetiştirilmesinde belki de en büyük risk yine bu yavruların ebeveynleri tarafından yenilmesi tehlikesidir. Her ne kadar iyi besleseniz de, yetişkinler bir şekilde yavrularını yerler. Bu yavruların yetiştirilmesindeki en büyük tehlike yetişkin anne ve babalarıdır. Çünkü doğduğu andan itibaren kendi kendine yetebilen, rahatlıkla yüzebilen ve tek başına beslenebilmelerine rağmen, ebeveynleri tarafından yenilebilmektedirler.

Doğum gerçekleştikten sonra yeni doğan yavruların gelişimini etkileyen çok fazla etken vardır. Bunların arasında doğru besleme, su sıcaklığının uygunluğu, saklanacak yerlerin çokluğu ve yavruların gezebileceği alanlar sayılabilir. Her şey bir yana doğru besleme en önemlisidir hiç şüphesiz. Çünkü tüm canlılarda olduğu gibi yavru aşamasında ölüm oranları yüksektir. Yavru balıkları gün içinde 4–5 öğün, azar azar beslemeniz önerilmektedir. 

Çevrede onları yiyebilecek büyüklükte balıklar olmasa bile sığınabilecekleri alanları onlara oluşturmanız balıklarınızın kendilerini güvende hissetmelerini sağlayacaktır. Bununla birlikte rahatça yüzebilecekleri geniş akvaryumlar yavru balıkların daha çabuk büyümelerini ve daha  sağlıklı olmalarını sağlayacaktır. Az miktarda akıntı ise yavru balıkların kas sistemlerin gelişimini olumlu yönde etkileyecek, diğer taraftan mantar ve parazitlerin çoğalmasını engelleyebilecektir.

Ayrı bir tankta yavruların yetiştirilmesi akvaryumun en altına yeterli oranda kum konulmuş, bitkili, saklanacak yerleri olan ufak bir alan yavruların yetiştirilmesi için önemlidir. Ayrıca filtre tercihi olarak da suda çok fazla akıntıya neden olmayacak sünger filtreler tercih edilebilir. Akvaryumda bitkilerin mevcut bulunması yavrular için çok önemlidir. Çünkü bu bitkiler sudaki amonyak ve nitrat gibi maddelerin ortamdan uzaklaştırılmasını sağlayarak balıklar için hızlı ve sağlıklı bir büyüme ortamı sağlayacaktır. Bu sayede yavrular bitkinin yapraklarında oluşan yosunları keyifle yiyeceklerdir.

NESLİ TÜKENEN HAYVANLAR NELERDİR?

Daha önce yaşamış fakat nesli devam etmeyen ve bitme aşamasına gelen hayvanların listesini sizler için hazırlamış bulunmaktayım. Nesli tükenen hayvanların neslinin devam etmemesinde bir takım etkenler bulunmaktadır. Örneğin, doğa olayları yada insanlar evet bir çok hayvanın nesilinin tükenmesine biz insanlar neden olmaktadır. Konuyu fazla dağıtmadan isterseniz nesli tükenen hayvanlar hangileri kısaca bakalım.

NESLİ TÜKENEN VE TÜKENMEYE YAKIN HAYVANLAR

    Balonlu Fok: Atlantik kıtasının kuzeyinde küçük bir bölümünde yaşayan balonlu foklar neredeyse yok denecek durumdadırlar.

    Proboscis Maymunu: Latince adıyla Nasalis larvatus yalnızca Güneydoğu Asya da bulunan Borneo adasında ağaçlarda yaşayan ender bir türdür. Ve yakın gelecekte bu hayvanın da görülmesi mümkün olmayacaktır.

    Kakapo: Dünyanın en şişman papağanı olan bu tür aynı zamanda uçamayan tek papağan türüdür. Yeni Zelanda’ya özgü bu papağan türü yakın gelecekte artık görülemeyecek canlı türleri arasındadır.

    Olm: Orta ve Güneydoğu Avrupa'da deniz altında yaşayan bu kör canlı su altında yaşayan nadir canlılardan biridir. Soyları neredeyse yok denecek kadar azdır.

    Dugong: Afrika’nın batı kıyılarından pasifik okyanusuna uzanan bölgede nadir olarak rastlanan bir deniz ineği türüdür. Hatta bu canlının soylarının tükendiği bile iddialar arasındadır.

    Aksolotl: Meksika’ya özgü bu hayvanlar köstebek semenderinin en tanınmış türleridir. Deniz dışında yaşayamayan canlı Meksika’da yiyecek olarak tüketildiğinden nesli ciddi tehlike altındadır.

    Hint Gharial Timsahı: Sadece Hindistan’da yaşayan bu timsah türünün şu an 200’lerin altında olduğu ve yakın gelecekte bu sayının daha da düşeceği hatta bir süre sonra da bu türün yok olacağı kabul edilmektedir. İlginç bir timsah türü olan bu canlılara müthiş bir balık avcısıdır.

    İnce Loris: Güney Asya özgü bu hayvan bir tür maymun cinsinden gelen, ilkel bir primat türüdür. Sadece geceleri ortaya çıkan ince lorisde soyu tükenmekte olan hayvanlar arasındadır.

    Hindistan Cevizi Yengeci: Adından da anlaşılacağı gibi Hindistan cevizi ağaçlarının tepesine tırmanmasıyla ünlü olan bir yengeç türüdür. Dünyanın en büyük eklem bacaklılarına örnek olan bu canlının nesli neredeyse tükenmektedir.

    Solenodon: Memeli canlılar arasında kabul edilen zehirli bir türdür. Ve sayıları yok denecek kadar azdır.

    Florida Puması: Kedigiller ailesinden olan bu puma türü de nesli tükenmekte olan hayvanlar arasındadır. Amerika kıtasında yaşayan tek puma türüdür. Ve sayısı oldukça azdır.

    Gooty Örümceği: Yalnızca Hindistan yaşayan bu canlı türü parlak renkleri yüzünden koleksiyonerlerin hedefinde olan bu örümcek de soyu tükenmekte olan canlılar arasındadır.

    Sakallı Akbaba: Atmacagiller ailesinden olan bu tür cinsine ait te türdür. Nuri kuşu olarak da bilinmektedir.

    Kalkık Burunlu Maymun: Adeta estetik yapılmışçasına bir buruna sahip olduğundan kalkık burunlu olarak tanımlanan bu maymun türü Asya’nın yüksek tepelerinde nadir olarak görülmektedir.

    Pallas Kedisi: Orta Asya’da yaşayan Manul olarak da adlandırılan oldukça küçük bir kedi türüdür. Yakın gelecekte bu kedi türü de neslinin tükenmesiyle karşı karşıyadır.

    Yabanarısı Yarasası: Bu yarasa domuz burunlu yarasa olarak da bilinmektedir. En küçük memeli hayvan olarak kabul edilen yarasanın da nesli tükenmek üzeredir.

    Quokka: Avustralya’nın batı kesiminde bulunan, bir kanguru türü ağaç kangurusu olarak da biliniyor. Oldukça küçük ve sevimli bu canlının da yakın gelecekte soyunun tükeneceği düşünülüyor.

    Ganj Nehir Yunusu: İndus nehir yunusu olarak da tanımlanan bu nehir yunusu Pakistan ve Hindistan’da yaşayan bir türdür. Yakın gelecekte bu türe rastlanılmayacağı düşünülmektedir.

    Okapi: Zürafagiller ailesinden olan geviş getiren toynaklı bir türdür. Sayıları günden güne yok olma tehlikesi altındadır.

    Sayga: Orta Asya’da yaşayan bu antilop türü ilginç burun yapılarıyla diğer antiloplardan ayrılmaktadır. Sayıları son derece azdır.

AKVARYUMDA LEPİSTES BALIĞI YETİŞTİRME

Son yılların en büyük hobilerinden biri akvaryumda balık yetiştirmektir. Birçok balık yetiştiren akvaryum tutkunlarının yetiştirdiği balıklardan biride rengarenk yapıları ve ilginç kuyruk yapılarıyla akvaryuma bakanların beğenisi kazanan lepistes balıklarıdır.

Ama tabi he balık gibi lepistes balığının akvaryumda yetiştirilmesi içinde dikkat edilmesi gereken birtakım durumlar vardır. Bende bu nedenle bu konuda tam bilgisi olmayan akvaryum severler için lepistes balığının akvaryumda nasıl yetiştirileceğine dair bir araştırma yapıp sizlerle paylaşmak istedim.
Lepistes balığı yapı olarak oldukça narin bir balıktır. Bu nedenle bu balığı yetiştirirken birtakım şeylere özellikle çok dikkat etmek gerekmektedir. Lepistes balıkları yetiştirmek isteyenlerin ilk olarak öğrenmeleri gereken şey bu balık türünün beklemiş suyu tercih ettikleridir. O nedenle bu balığı almadan önce akvaryumunuza yerleştireceğiniz kum, taş, hotum gibi materyalleri çok iyi dezenfekte edip akvaryumunuza yerleştirin. Mümkünse 100 lt civarında bir akvaryum alın. Ayrıca akvaryumda iki hava çıkışı ve filtre olmasına özen gösterin. Bu arada söylemek de fayda var diye düşündüğümden belirteyim akvaryuma koyacağınız kum deniz değil dere kumu olmalıdır. Bunların dışında akvaryuma ileride özellikle yavru lepisteslerinde kolaylıkla sığınabileceği büyüyüp uzayan bitkiler koymanız lepistesleriniz için yaşanılası bir ortam hazırlamanın olmazsa olmazı konumundadır. Lepistesler ısı sıcaklığından çok fazla etkilenen balıklar oldukları için bu dengeyi sağlayabilmek adına düzgün bir ısıtıcı almalı ve akvaryumun ısısını 26 ile 28 derece arasında sabitlemelisiniz. Son olarak uygun bir floresan ışık takarak akvaryumunuzu hazırlamayı teknik olarak tamamlayın.

Şimdi alacaklarınızı söyledik bunları aldıktan ve gereken hijyeni sağladıktan sonra içine yerleştireceğiniz taşları, kumu, hortumlarınızı ve filtrelerinizi nereye koyacağınızı belirleyip yerleştirin. Daha sonra akvaryumunuzu bildiğiniz çeşme suyu ile dolduruyorsunuz. Damacana suyu akvaryuma kesinlikle koymuyorsunuz. Suyumuzu doldurduktan sonra balık severlerin ve bir an önce balık koymak isteyenlerin hoşuna gitmese de en az iki hafta süreyle motoru çalışır vaziyette bekleyip suyu dinlendirmek gerekmektedir. Bu bekleyiş esnasında sadece balıklarınız için değil akvaryuma yerleştireceğiniz bitkileriniz içinde uygun bir su ortamı yaratmış olursunuz.

Yeterli süre dolduktan sonra ilk olarak akvaryuma koyacağınız uygun olan bitkileri akvaryuma yerleştiriyoruz. Bazılarınız yaşasın artık sıra balıklara geldi diye düşünebilir. Ama maalesef lespisteslerinizi koymadan önce iki hafta daha bekletmeniz gerekiyor. Suya bitkileri koyduktan sonra suyun bulanıklaştığını göreceksiniz. İşte balıkları koyabileceğiniz nokta bu bulanıklık geçip temiz bir su görüntüsü ile karşılaştığınızda akvaryumunuz hazır duruma gelmiş demektir.

Bu sırada akvaryumunuza karidesler kullanılarak hazırlanmış yem ve nitrivec olarak bilinen bakterilerden suya ilave ederek suyu tamamen hazırlanmış hale getirin. İlk olarak akvaryumunuza 1 ya da 2 lepistes balığı koyun. Bir anda çok fazla balık ilavesi yapmak suyu hazırlamak adına yaptığınız her şeyin boşa gitmesine neden olacağından buda dikkat etmeniz gereken diğer bir durumdur. Sonrasında iki hafta kadar bekleyip akvaryumunuzu inceleyin ve koklayın. Koklayın diyoruz çünkü akvaryumdan ıslak ot kokusu almanız gerekmektedir. Eğer bu koku yerine çirkin bir koku alıyorsanız bir problem var demektir. Böylece daha balık koymadığınız için soruna müdahale daha kolay olacaktır.


Gelelim akvaryuma koyacağımız lepisteslere,

Akvaryuma koyacağınız lepistes adetlerini 1 erkeğe 2 adet dişi olacak şekilde belirleyin. Kuyruğu zarar görmüş pulları dökülmüş ve mat görünüşlü balıkları almaktan kaçının. Genç ve parlak görünüşlü olan lepistesler sağlıklı olanlardır. Evet balıklarımızı seçip satın alıp geldikten sonra balıkları torbadan çıkarmadan akvaryumun içine yerleştiriyoruz. Bu şekilde bir saat kadar bekletip balıkların akvaryumdaki suya adapte olmalarını sağlıyoruz. Bir saatin ardından balıkların bulunduğu torbanın suyunu biraz boşaltıp içine akvaryumdaki sudan yarı yarıya olacak şekilde ilave edip bir süre daha beklettikten sonra balıkları torbanın içinden alarak akvaryuma koyabilirsiniz. Balıklarınız koyduktan sonrada yazımızın başında da hassas olduğunu belirttiğimiz lepisteslerinizin akvaryuma alışmalarını sağlamak için ışıkları kapatıp yem atmadan bekliyoruz. Çünkü bu nakil süreci balıkların yaşadığı stres yüzünden bu aşamada en çok yaşanan balık kayıplarının önüne geçmenizi sağlayacaktır.

Bütün bu süreçleri geçtikten sonra balıklarınız için günde 2 kere hemen tüketilebilecekleri oranda yem vererek balıklarınızı beslemeye başlayabilirsiniz. Çok fazla yem vermek suyun çok çabuk kirlenmesine neden olacağından çok fazla yem vermemeye dikkat edin.

Bunların dışında akvaryumunuza tuz, ilaç gibi maddeler karıştırmayın. Akvaryumunuzu sadece on gün de bir tamamen olmamak koşulu ile dip temizliği yapın ama akvaryumu kesinlikle tamamen temizlemeyip su ilavesi yapın. Bunun dışında iki ay arayla filtrelerin temizliğini yapmanız gerekmektedir. Fakat bu temizliği musluk suyu ile yapmamanızda fayda vardır. Çünkü musluk suyundaki klor suda bulunması gereken bakterileri öldürebileceğinden akvaryumunuza zarar verebilir.

Son olarak eğer balıklarınız akvaryumunuzun her yerinde güvenli bir şekilde yüzüyorlar renklerinde herhangi bir matlık ve yüzgeçlerinde pullanma yoksa her şey yolunda demektir. Sadece dişiler doğum zamanında bitkilerin arasına saklanarak askıdaymış gibi durabilirler. Bu yazdıklarımıza dikkat ederek uzun yıllar balıklarınızı seyrederek keyifli zamanlar geçirebilirsiniz.

KİRPİNİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

Kirpi hani o üzerindeki dikenlerle tanıdığımız bildiğimiz sevimli minicik hayvandır. Peki hiç merak ettiniz mi kirpi nasıl bir hayvandır. Ne yer ne içer. Merak edenler yazımızı okumaya devam edin.

Kirpinin özellikleri nelerdir?

Kirpi vücudu yaklaşık 2,5 cm civarında dikenlerle örtülü minik sevimli bir hayvandır. Genel olarak kirpilerin kilosu yarım kilo ile bir kg arasında olmaktadır. Fakat bazıların kilosu nadir olarak da olsa bir buçuk kiloya kadar çıkabilmektedir. Kirpilerin koku alma ve işitme duyuları çok gelişmiştir. Tırmanabilen, koşabilen ve yüzebilen hayvanlardır.
Tehlike hissettiği anda kendilerini güvenceye almak için vücutlarını yuvarlak hale getirirler. Yaşam alanı olarak kaya diplerini ve toprak altlarını kullanırlar. Sulu ve nemli yerleri seven kirpiler genel olarak birçok iklim tipine uyum sağlayıp yaşamayı başarırlar. Fakat Avrupa ve Asya’da daha yaygın olarak yaşamaktadırlar.

Genel olarak geceleri ortaya çıkan kirpileri bu yüzden bizde çoğunlukla gece geç saatlerde görürüz.  Kirpiler tıpkı kış uykusuna yattığı en bilinen hayvan olan ayılar gibi kış uykusuna yatarlar.

Sıcaklıkların 4-5° düşmesiyle birlikte soğuktan korunmak için kış uykusuna yatarlar. Bununla birlikte çöllerde yaşayan kirpiler de yazın çok sıcak havalarda yaz uykusuna yatmaktadırlar.

Memeli hayvanlardan olan kirpilerin hamilelikleri altı hafta boyunca devam eder. Bu hamileliklerin bitiminde çoğunlukla sekiz tane yavru dünyaya gelmektedir. Doğan yavruların dünyaya geldiklerinden birkaç saat sonra dikenleri çıkmaya başlar. Bir kirpinin ortalama ömrü on beş ile yirmi yıl arasındadır.

Peki kirpiler ne yerler,

Geceleri avlanmaya çıkan böcek, fare, sümüklü böcek ve solucanla beslenen kirpiler ayrıca bunların dışında zehirden etkilenmedikleri için zehirli böcekler ve yılan yavrularını da rahatlıkla yiyebilmektedirler. Ayrıca çok mecbur kaldıklarında bitkide tüketebilmektedirler. Bununla birlikte kirpiler laktozu sindiremezler. Bu nedenle iyilik olsun diye önlerine koyacağınız inek sütü kirpilerin ölmesine neden olabilir.

Bunların dışında kirpiler hakkında en çok bilinenlerden biride etlerinin egzamaya, hemoroide iyi geldiği noktasıdır. Bu sebeple ne yazık ki birçok kirpi öldürülse de kirpi etinin tam olarak iyi gelip gelmediği kanıtlanmamıştır.

AKBABANIN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

Akbaba, oldukça iri bir yapıda leşle beslenen yırtıcı bir kuş türüdür. Akbabaların büyük ve kel yapıda başları ve büyük kursakları vardır. İri ayakları ve yassı olan tırnak yapıları sayesinde hem rahat bir şekilde yürürler hem de bu sayede leşlerini çok rahat tutarlar. Ayrıca akbabaların gagaları da leşlerin derilerini ve etlerini koparacak kadar güçlü bir yapıya sahiptirler. Akbabalar okyanus adaları ve Avustralya dışındaki tüm tropikal ve ılıman alanlar da yaşayabilmektedir.

AKBABALARIN ÖZELLİKLERİ

Akbabalar asıl olarak çorak arazilerde ve dağlık alanlarda yaşamaktadırlar. Keskin göz yapıları sayesinde çok uzak noktaları bile çok rahat bir şekilde görebilen akbabalar yüksekten uçan kuşlardır. Yüksek ağaç tepelerine ve sarp kayalıklara yuva yapan akbabalar genel olarak toplu olarak yaşarlar.

Akbabalar nasıl beslenir?

Akbabalar genel olarak yemek seçmeyen hayvanlardır. Leş, dışkı, çöp ve nadir olarak da canlı hayvan yiyebilmektedirler. Fakat canlı hayvan konusunda genel olarak savunmasız olan minik hayvanları tercih ederler. Akbabalar avlanacakları noktada kendilerine belirledikleri sürünün üzerinde saatlerce ve sürekli dönerek uçarlar. Bu arada gözlerine sürünün hastalıklı ve zayıf olanını kestirip ölmesini beklerler. Ayrıca akbabalardan herhangi biri bir leş bulduğunda diğer akbabalarda kilometrelerce ötede olsalar da bunu hemen fark edip onun yanına gelirler.

Akbaba cinsler, türleri

•    Kral Akbaba: Arjantin ile Güney Meksika arasında bulunan bölgede yaşamaktadır. Bu akbaba türü parlak renkli, gözleri kırmızı halkalı, baş ve boyun tarafı kırmızı renkli, sırt tarafı sarı, alt tarafı beyaz renkte yakası ise gri renktedir.

•    Bu akbabanın boyu 70 cm uzunluğundadır. Kanatlarını açtıklarında kanat uzunlukları 1,7 metreye ulaşmaktadır. Bu akbaba türü genel olarak yağmur ormanlarının üst taraflarında yaşamaktadırlar. Ve yağmur ormanlarının üzerinde küme halinde uçmaktadırlar.

•    Kızıl Akbaba: Hindistan, Kuzey Afrika ve Güney Avrupa sınırları içerisinde kalan bölge içerisinde yaşayan bu akbaba türünün kabarık ve kızıl kahverengi tüyleri vardır. Ayrıca bu türün yaka kısmı beyaz renktedir. Türkiye’nin batısı haricinde tüm bölgelerinde görülen bu tür genel olarak kayalık bölgelerde yaşarlar.

•    Mısır Akbabası: Türkiye’de en yaygın görülen bu akbaba türü kayalık alanlarda ve açık arazilerde yaşarlar. Kuzey Afrika, Güney Avrupa, Orta Doğu, Hindistan ve Doğu Afrika sınırları içerisinde ki bölgede yaşamaktadırlar. Mısır akbabalarının baş derileri sarı, siyah renkli ve tüysüz yapıları vardır.

•    Amerika Kara Akbabası: Amerika Kara Akbabasının kanatları ve kuyrukları kısa, uzun bir boynu, kafalarının üstü çıplak ve siyah renkte 60 cm boylarındadır. Amerikan Kara Akbabası adından anlaşılacağı gibi Amerika’nın tropik bölgelerinde ve nadir olarak ılıman bölgelerde yaşarlar.

•    Kara Akbaba: Çin’den Güney Avrupa’ya kadar olan bölge içerisinde yaşamlarını sürdüren kara akbaba türü eski dünya türlerindendir. Ve bu akbaba türü diğer akbaba türlerinden daha büyüktürler. Koyu kahverengi tüyleri vardır. Boyun bölgelerinde hiç tüy yoktur. Bu akbaba türü yaşamak için dağlık alanları seçerler.

Kara Akbabaları 10 kg ağırlığında, ortalama 1 metre boylarındadır. Kanatlarının açık halleri iki yüz yetmiş santimetre olmaktadır.

AKVARYUMDA DİSCUS BAKIMI VE DİSCUS BALIĞI AKVARYUMU NASIL OLMALIDIR?

Akvaryumların en gözde canlılarından biri olan Discus balığıdır. Discus balıkları göz alıcı vüct yapıları ve muhteşem ötesi renkleriyle akvaryumda balık beslemekten zevk alan birçok kişinin tercih ettiği bir balık türüdür.

Latince isimleri Symphsodon aequifasciatus olan discuslar güney Amerikalı cichlid ailesinin üyeleridir. Fakat ataları güney Amerikalı olsa da günümüzde akvaryumda gördüğümüz discus Asya’daki balık üretim çiftliklerinde üretilmektedirler.
Hatta bu nedenle Güney Amerikalı olan ve amazon nehrinde yaşayan discuslar  ile bugün akvaryumda beslediğimiz discus balıkları arasında fiziksel çok fazla fark olduğunu söylemek de fayda vardır.

Discus balıkları güzelliklerinin yanında son derece hassas ve narin yapılı balıklardır. Bu yüzden de bu balıklara akvaryumda bakmak oldukça zordur. Tecrübesiz kişiler bu balıkların istemeden de olsa ölmelerine neden olabilirler. O yüzden bu balığı yetiştirmek isteyenlerin öncesinde bu balığı incelemesi hakkında araştırma yapması çok önemlidir.

Nasıl bir akvaryumda hangi koşullarda yaşaması gerektiğine göre bilinçli davranış gerekmektedir.  Bu sayede uzun yıllar bu muhteşem görünüşlü balıkları zevkle izleyebilirisiniz.


Gelelim discus balığının akvaryumunun nasıl olması gerektiğine,

20 cm. uzunluğa kadar ulaşabilen discus balıklarının doğal yaşam alanları ağaç köleri,kayalık alanlar ve derin çatlakların görüldüğü yerlerdir. Bu nedenle bu balığı beslemek isteyenler akvaryumlarının içine uygun ağaç kökleri koyarak bu balık için uygun alan ve suyu yaratmalıdırlar.

Discus balığını yetiştrmek istediğiniz akvaryum en az 400 litre kapasiteli olmalı ve su sıcaklığı 26 ile 30 derece arasında olmalıdır. Ayrıca akvaryum suyunun sertliği 0–12 dh değerlerinde olmalıdır. Yine suyun ph değerinin 5.0-8.0 aralığında olmasına da özen gösterilmelidir.

Discus balıklarının narin yapıları akvaryumdaki en ufak bir değişiklikden bile etkilenip hastalanabilirler.Hatta şöyleki bu durum balığınızın felç olmasına bile neden olabilmektedir.

Etçil balıklar olan Discus’ları beslerken buna dikkat edilmesi gerekmektedir. Yem atıldığında harekete geçmekte aktif olan balıkların bu anlamda takip edilmesi ve yem yemeyenlerin gözlenmesi gerekmektedir. Eğer yemeyen var ise akvaryuma ilaç verilmesi gerekmektedir.

Son olarak dikkat edilmesi gereken nokta bu balıkların akvaryumda sadece kendi cinsleri ile yaşamaları gerektiğidir. Tüm bu koşulları sağladığınızda akvaryumun her bölgesinde salına salına yüzen sizi görünüşleri ile mutlu edecek bu balıklara uzun süre sahip olabilirsiniz.

DÜNYANIN EN ZEHİRLİ HAYVANLARI HANGİLERİDİR?

Dünya üzerinde çok sevimli bizi varlıklarıyla mutlu eden hayvanlar olduğu gibi varlıklarından oldukça korktuğumuz ve bizi ürketen hayvanlardan mevcuttur. Bunlardan bazıları ise korkutucu olmasalar bile oldukça tehlikelidir. Bugün sizlere genel olarak Avustralya’da yani çok şükür ki bizlere oldukça uzakta yaşayan dünyanın en tehlikeli on zehirli hayvanından bahsedeceğim.

Bu hayvanlar derecelerine göre en yüksek olandan en düşük olanına doğru ilerlersek,
1-Kutu Denizanası (Box Jellyfish):
Belki inanmayacaksınız ama dünyanın en zehirli hayvanı bu denizanasıdır. Bugüne kadar bilinen rakamlarla 5567 kişi bu denizanasının zehri yüzünden hayata veda etmiştir. Denizanasının zehri kişinin kalp, sinir sistemi ve derisine saldırmaktadır.

24 tane gözü olan ve vücudunda altmış adet zehirli dokungaç bulunan bu denizanası türünün ürettiği zehir normal bir denizanasına göre üç yüz elli kat daha fazladır. Saldırgan bir hayvan değildir.

Uyguladığı zehir genel olarak savunma amaçlı olsa da bu durum zehre maruz kalan kişiye otuz dakika içinde müdahale edilmez ise öldüreceği gerçeğini ne yazık ki değiştirmemektedir. Daha çok Asya ve Avustralya kıyılarında görülmektedir.

2-Zehirli Ok Kurbağası (Poison Dart Frog):
Kurbağa lafını görünce belki inanmamış olabilirsiniz ama bu hayvan dünyanın en zehirli hayvanları arasında ikinci sırada yer almaktadır. Bu 2,5 cmlik minik canlı ona dokunduğunuzda dört yüz farklı tür alkali zehri yaymaya başlar. Bu zehir kana karıştığı anda bir dakika içinde kişinin ölmesine neden olmaktadır. Hatta şöyle söyleyeyim derisindeki zehir yüz elli insanı aynı anda öldürebilecek güce sahiptir. Yapılan araştırmalarda bu zehre bir sinek ve karınca türünü yiyip vücudunda bileşenlerle birleştirerek ürettiği düşünülen ve yüz yetmiş beş adet belirlenmiş türü bulunan bu kurbağacık Kolombiya ve çevresinde yaşamaktadır.

3-Mavi Halkalı Ahtapot (Blue Ringed Octopus):
Büyük Mavi Halkalı Ahtapot (Hapalochlaena lunulata), Mavi Halkalı Ahtapot (Hapalochlaena) cinsinin 3 türünden biri olup ölümcül derecede bir zehre sahiptir. Bilindik ahtapotlara göre oldukça minik bir yapıda yaklaşık bir golf topu büyüklüğündedir. Ama zehri boyutuna göre oldukça güçlüdür. Şöyle ki vücudunda bulunan zehirle dakikada yaklaşık yirmi altı insanın ölümüne neden olabilir. Bu tehlikeli ahtapot Japonya’dan Avustralya’ya kadar olan bölümde yaşamını sürdürmektedir.

4-Mermer Yüzeyli Salyangoz (Cone Snail):
Bakmayın onun bir salyangoz türü olduğuna listemizde en zehirli dört hayvandan biridir. Yani o sizin bildiğiniz salyangozlardan değildir. Çok az zehir taşısa da bu zehrin bir damlası yirmi insanı öldürecek güçlüdür. Artık tamamı ne kadar canlıyı öldürür varın siz düşünün. Bu salyangoz türü genel olarak tuzlu sularda yaşar.

5-Büyük Patron (Inland Taipan):
Indland Taipan yılanı bütün yılanlar içinde zehri en etkili yılandır. İsminin anlamı Çincede büyük patron anlamına gelmektedir. Yılanların patronu da diyebileceğimiz bu yılan oldukça büyük, hızlı ve zehirlidir. Zehrine maruz kaldığınızda felç edip kasların zayıflamasına neden olur. Ayrıca zehri kan pıhtılaşmasını da önleyerek kişinin kan kaybından ölmesine neden olur. Üç türü bulunan bu yılan türü bir ısırığı ile yüz yirmi insanı öldürebilecek güce sahiptir.

6-Taş Balığı (The Stonefish):
Japonların “Sashimi” adlı oldukça pahalı yemeklerinin yapımında kullanılan bu balık türü dünyanın en zehirli balığıdır. Tropik sularda yaşayan bu balık ismini taşa benzemesinden dolayı almıştır. Taşa benzerliğinden dolayı çok kolay saklanabilen ve görünmeyen bu canlının üzerine bastığınız anda veya değdiğiniz anda sizi komaya sokup öldürebilecek bir güce sahiptir. Bu balık türü Hint ve pasifik okyanusunda görülmektedir.

7-Ölüm Avcısı (Death Stalker):
Ülkemizde Adıyaman ve Urfa’da görülen bu akrep türü orta doğuda yaygın olarak görülmektedir. Sarı renginden dolayı ona sarı akrepte denilmektedir. Bir kişiyi soktuğu an komaya sokup felç olmasına ve tedavi edilmediği takdirde bir saat içinde ölmesine neden olan bu akrep oldukça tehlikeli bir hayvandır.

8-Huni Ağ Örümceği (Sydney Funnel):
İki üç cm boyundaki bu örümcek dünyanın en zehirli örümceğidir. Toprağın altına tünel biçiminde ördüğü yuvasının girişine huni şeklinde bir ağ örer bu yüzden Sydney halkı bu örümceğe Huni ağ örümceği adını vermiştir. Bu örümceğin gözü oldukça karadır. Üstelik 2 metreye kadar sıçrayabiliyor olması onu daha da etkili hale getirmektedir. En tehlikeli dönemi ocak ve mart ayı olan örümceğin zehri otuz dakika içinde öldürücü etkiye sahiptir.

9-Kara Mamba (Black Mamba):
Anavatanı Afrika olan bu yılan dünyanın ikinci en uzun yılanı olan bu yılan türü aynı zamanda oldukça saldırgan ve zehirli bir yılandır. Genel olarak 2,5 metre civarında olan yılanın zaman zaman 4-5 metreye kadar uzadığı bilinmektedir. Oldukça hızlı olan bu yılan saatte 20 km civarında bir hıza ulaşabilmektedir. Kara mamba yılanının bir tek ısırığı yüz insanı öldürebilecek kadar zehir içerir. Kara mamba bu zehirle ölüm oranı yüzde yüz olan tek yılan olma unvanını da taşımaktadır.

10-Kral Kobra (King Cobra) :
Listemizin son hayvanı olan Kral Cobra yılanı 9 kg ağırlığında ve 6-7 m uzunluğunda dünyanın en uzun zehirli yılanıdır. Güneydoğu Asya’dan Hindistan’a kadar çok geniş bir yaşam alanına sahip olan bu Kral Cobra yılan yiyici olarak da tanımlanmaktadır. Bu adını küçük yılan ve küçük memelilerle beslenmesinden almaktadır. Bu yılan türü listemizin son sırasında olsa da zehri yirmi insanı öldürecek güçtedir.