Bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bebeklerde Ve Çocuklarda Hirschprung Hastalığı

Bebeklerde Ve Çocuklarda Hirschprung Hastalığı (Doğumsal Bağırsak Kusurları)

Hirschprung hastalığı nedir?Hirschprung hastalığı tedavisi

Hirschprung hastalığı ya da doğumsal (konjenital) agangliyonik megakolon olarak ta tanımlanan bağırsakların gevşemesini sağlayan sinir hücrelerinin (ganglion hücreleri) yokluğu ile meydana gelen ve yeni doğan döneminden itibaren klinik bulgu veren bir hastalıktır. Bu hastalığın bilinen tarifi ilk olarak 1886 yılında, Kopenhag Çocuk Hastanesinden Harald Hirschprung tarafından tarif edilmiştir. Bağırsaklar kasılıp gevşeyerek hareket ederler. Fakat bu hastalık varlığında gevşemeyi sağlayan hücreler olmadığı için bağırsağın etkilenen kısmı kasılı kalır.

Bu durumda meydana gelen fonksiyonel (işlevsel) tıkanıklık dışkının aşağıya doğru geçmesine engel olur. Bu gibi bir durumdan kaynaklanan bağırsak tıkanıklığı (intestinal obstrüksiyon), cerrahi yöntem ile içinde sinir hücresi bulunmayan bağırsağın çıkarılması işlemi ve yerine normal bağırsağın eklenmesi şeklinde tedavi edilir. 1948 yılında Bill ve Sewenson bu hastalığı düzeltmek için yapılan ilk cerrahi yöntemi gerçekleştirmişlerdir. Hirschprung hastalığı olan çocukların ailelerinde bu hastalık varlığı yaklaşık % 6 civarındadır.

Kısa segment hastalıklı çocukların erkek kardeşlerinde hastalığın görülme oranı % 4 iken, kız kardeşlerinde bu oran % 1'dir. Hirschprung hastalığı ortalama olarak 5000 canlı doğumda 1 oranında görülür. Erkek çocuklarda kız çocuklarına oranla 3 kat fazla görülür. Hastalık genellikle bebeklik döneminde tanınır. Hirschprung hastalığı bazı hastalık ve sendromlar ile birlikte görülebilir. Hastaların % 90'ında down sendromu vardır. Bu hastalıkta genetik yatkınlık söz konusudur.

Hirschprung hastalığı belirtileri 

Hirschprung hastalığının en sık görülen belirtisi kabızlıktır. Ganglion hücresi bulunmayan bağırsak kısmı kasılı olur ve buradan aşağıya doğru geçmesi gereken dışkı zorlanır. Ganglion hücresi bulunmayan bağırsak kısmı ne kadar uzun ise kabızlık ta daha fazla olur ve hastalığın belirtileri de o kadar erken ortaya çıkmaya başlar.

Yeni doğan bebeklerin % 70'inde ilk dışkılama (mekonyum çıkarma) ilk 24 saat içerisinde olur. Bebeklerin % 90-95'i ise doğumdan sonra ilk üç gün içinde kaka yaparlar. Bu süre içerisinde kakasını yapmamış bebeklerde genellikle Hirschprung hastalığı düşünülmelidir. Bu süre içerisinde bağırsakların içinde biriken dışkı ve gaz, bebekte göz ile görülebilen karın şişkinliğine ve gerginliğine (abdominal distansiyon) denilen duruma neden olur. Bu şikayetler ile birlikte safralı (sarı yeşil renkte) kusma ve hiç beslenmeme (bebeğin emmemesi) olabilir. Karın şişkinliği ve safralı kusma olan bebeklerde bağırsak tıkanıklığı (intestinal obstrüksiyon) olabileceği araştırılmalıdır.

Daha büyük çocuklarda görülen Hirschprung hastalığı belirtilerinde kronik bir kabızlık durumu söz konusudur. Bu çocuklarda yaşıtlarına göre gelişim geriliği vardır. Çocuğun dışkısı içeride uzun kaldığı için, dışkının içinde bulunan bakteriler dışkının kötü kokulu olmasına neden olur. Bazı çocuklarda bakteriler bağırsak duvarına yerleşerek kana karışırlar ve çocuğun hayatını tehdit edecek derecede ishal atakları görülür. Enterokolit adı verilen bu durum geliştiğinde çocuk hastane koşullarında tedavi edilmelidir.

Hirschprung hastalığı teşhisi

Hirschprung hastalığı tanısında öncelikle anneden çocuğun öyküsü alınmalıdır. Doğumdan sonra ilk dışkılaması geciken, karın şişkinliği ve kabızlık durumu olan çocuklarda Hirschprung hastalığı akla getirilmelidir. Fakat çocukluk döneminde kabızlık çok sık görülen bir durumdur. Bu nedenle teşhis konulurken kabızlığın diğer nedenleri araştırılmalı sebebi bulunamayan kabızlıkta bu hastalık için ayrıntılı incelemeler yapılmalıdır.

Bunların yanı sıra hastalığın tam teşhisini koymak için bazı tetkikler gerekir. Bu tetkikler düz karın grafileri (röntgen filmi), baryumlu kolon grafisi, anorektal manometrik inceleme ve rektal biyopsi gibi tanı yöntemleri kullanılır.

Hirschprung hastalığı tedavisi

Hirschprung hastalığında uygulanacak tedavi cerrahi tedavidir. Cerrahi tedavide ganglion hücresi bulunmayan bağırsak kısmı çıkarılır ve ganglion hücresi bulunan bağırsak kısımları birbirine eklenerek cerrahi işlem tamamlanır. Bazı olgularda tek bir ameliyat yeterli olur iken, bazı olgularda ilk ameliyat kolostomi (kalın bağırsaktan göbek üstüne çıkış deliği açılması işleminin) yapılması olmak üzere birkaç ameliyat daha yapılması gerekebilir. Hirschprung hastalığının cerrahi tedavisi genellikle iyi sonuç verir. Özellikle tanısı erken konulan ve hastalıklı bağırsak kısmı kısa olan olgularda tedavi sonuçları daha başarılı olur. Günümüzde Hirschprung hastalığının cerrahi tedavisi laparoskopik (kapalı ameliyat) yöntemi ile de yapılmaktadır.

Çocuklarda Ve Bebeklerde Kabızlık Neden Olur

Çocuklarda Ve Bebeklerde Kabızlık Neden Olur

Çocuklarda ve bebeklerde kabızlık belirtileri ve tedavisi 

Çocukluk döneminde kabızlık sorunu olmaması için, bebeklere 6'ıncı aydan itibaren lifli gıdalar verilmesi önerilir. Çünkü beslenme şekli kabızlığın oluşmamasında çok önemli bir yer tutar ve hatalı beslenme şekli ileride kabızlığa neden olur. Bol su ve lifli besinler kabızlığın önlenmesinde en önemli yoldur. Çocuğa devamlı karbonhidratlı gıdalar ile beslemek, lifsiz gıdalar ile beslemek ve yetersiz su vermek çocuklarda kabızlık sorunu oluşturabilir. Bunun yanı sıra çocuğa çok fazla inek sütü vermekte kabızlık yapar.

Altta yatan ciddi bir hastalık olmadan yaşanan kabızlık sorunu fonksiyonel kabızlık olarak adlandırılır. Fonksiyonel kabızlık çocuklarda genellikle 2-3 yaşları arasında görülür. Çünkü çocuğun sfinkter (kaka tutma) kontrolü bu yaşlarda gelişir. Bu yaşlarda çocuklarda tuvalet eğitimi de başlar ve bu nedenle de çocuklar daha sık kabızlık yaşar. Bu tip kabızlık psikolojik olabilir. Psikolojik kabızlık çocuk kakasını tutmaya yeni öğrendiği için, oyun oynamayı bırakmak istemediği ve tuvalete gitmediği için, kakasını yaparken acı duyacağını zannettiği için gibi nedenler psikolojik kabızlığa yol açabilir. Çocuklar karbonhidratlı gıdaları daha fazla severler ve yerler. Bu tür beslenme de çocuklarda kabızlık nedenidir. Bu yüzden aileler bu konuda dikkatli olmalıdır. Ayrıca ailenin beslenme alışkanlıkları çocukların kabız olmalarında etkilidir.

Çocuklarda ve bebeklerde kabızlığa neden olan hastalıklar

Çocuklarda görülen kabızlıkların % 90'ı fonksiyonel (nedeni bulunamayan) kabızlıktır. Diğer nedenler ise anal stenoz, anüsün önde yerleşmesi pelvik kitle ve imperfore anüs gibi sindirim sistemi bozuklukları, hipertiroid, hiperkalsemi, hipokalsemi, kistik fibrozis, şeker hastalığı, renal tübüler asidoz, çöyak hastalığı ve multipl endokrin neoplazi gibi metabolik ve gastrointestinal hastalıklar, spinal kord anomalileri, spinal kord travması, nörofibromatozis, ensefalopati, tethered kord, serebral palsi gibi nörolojik bozukluklar, hirschsprung hastalığı, intestinal nöronal displazi, intestinal pösodoobstrüksiyon, visseral miyopatiler, visseral nöropatiler gibi bağırsak sinir kas bozuklukları, prune belly sendromu, gastroşizis, down sendromu gibi kas anomalileri, skleroderma, sistemik lupus eritematozis, ehlers danlos sendromu gibi bağ dokusu hastalıkları, opiyatlar, fenobarbital, sükralfat, antiasitler, antihipertansifler, antidepresanlar, sempatomimetikler gurubu ilaçlar, ağır metal zehirlenmesi, D vitamini zehirlenmesi, botulizm ve inek sütü protein intoleransı gibi diğer nedenlerde çocuklarda ve bebeklerde kabızlığa sebep olan faktörlerdir.

Çocuğun veya bebeğin kabız olduğu nasıl anlaşılır? 

Düzenli olarak kakasını yapmayan veya kaka yaparken zorlanan çocuğun kabız olduğu düşünülmelidir. Çocuk kakasını yapamadığı için huzursuz ve hırçın davranışlar sergiler. Bazen bu yüzden çocuk evden çıkmak istemeyebilir. Sık sık karın ağrısı şikayeti olur. Eğer çocuk karın ağrısını ifade edemeyecek kadar küçük ise hırçın ve huzursuz olur. Kabızlık uzun sürer ve mide bulantısı şikayetleri olur ise çocuk iştahsız olur ve yemek, yemek istemez. Kabızlık çektiği için tuvaletini yapmak istemez ve bu durumda kaçırmalar olabilir. Çocuk kaka kaçırmaya başlar ise kabızlık ciddi bir hal almış demektir.

Seyrek ve katı dışkılama olarak tanımlanan kabızlık çocukluk döneminde sık rastlanan ve uğraştıran ama çözümü olan bir rahatsızlıktır. Yeni doğan bir bebeğin ortalama günde 4 kez kaka yapması normal kabul edilir. Bebeklik çağında ise ortalama 5-8 kez kaka yapması normal kabul edilir. Eğer bebek bu normal kabul edilen dışkılama sayısından daha az sayıda kaka yapıyor ise bir süre sonra kabızlık başlayabilir.

Çocuklarda kabızlık psikolojik olur mu?

İki yaş civarında başlayan kabızlıklar genellikle beslenmenin doğru olmaması yani bol lifli beslenmeme ve bol su içilmemesinden dolayı olur. Zamanından önce ya da yanlış şekilde başlatılan tuvalet alışkanlıkları da iki yaş civarı kabızlıklara neden olur. Aynı zamanda hiç bir sebep olmadan çocuk sadece kakasını tutabilmeyi öğrenmeye başladığı için tutar ve kabız olur. Yaşadığı kabızlık nedeni ile zaman içerisinde karnı ağrıyacağı için, canı acıyacağı için, dışarıya gitmek istemediği için, kakasını kaçıracağından korktuğu için çocuğun psikolojisi etkilenir ve psikolojik kabızlık gelişebilir.

Kabızlık sorunu olmayan bir çocukta bile ileri yaşlarda psikolojik kabızlık oluşabilir. Örneğin, ana okulu sınıflarında, aynı sınıfta herhangi bir çocuk kakasını veya çişini kaçırdığında diğer çocuklarda psikolojik bir baskıya neden olur. Çünkü çocuk böyle bir durum yaşadığında öğretmen kızar ya da diğer çocuklar dalga geçer ve bu durumda bazı çocuklar kendini kasmaya başlar. Bu tür bir psikoloji bazı çocuklarda zaman içerisinde kabızlığa neden olur. Bu duruma ana okulu çocuklarında çok sık rastlanır. Daha büyük çocuklarda okul stresi, sınav stresi, başarısızlık stresi ve sınıfta öğretmenin tuvalete gitmeye izin vermemesi gibi yaşam koşulları psikolojik kabızlık nedenidir. Bunların dışında ailevi sorunlarda çocuklarda psikolojik kabızlığa neden olur.

Çocuklarda veya bebeklerde kabızlık nasıl tedavi edilir?

Çocuklarda genellikle fonksiyonel kabızlık denilen altta yatan ciddi bir nedenin olmadığı (tuvalet alışkanlığı, beslenme tipi) gibi kabızlıklar görülür. Altta yatan ciddi bir neden olur ise bunun tedavisi nedene yönelik yapılır. Fonksiyonel kabızlıklar hem aile ve çocuklar hemde doktor için uğraşması zor olan kabızlıklar şeklinde de görülebilmektedir. Fakat fonksiyonel kabızlıklar tedavi edilmez ise giderek artış gösterir. Kabızlık nedeni ile çocuğun makat bölgesinde çatlaklar ve yaralar oluşmaya başlar.

Bu nedenle çocuk kakasını iyice tutmaya çalıştığı için kaçırmalar olur ve bu kaçırmalar öncelikle lekelenme şeklinde olur iken, kabızlık ilerledikçe kaka şeklinde görülür. Kabızlık tedavisi uzun dönem süren bir tedavidir. Kabızlık tedavisi yapılırken çocuğun tuvalet eğitimi, doğru beslenme alışkanlığını, doğru zamanlarda tuvalete çıkma alışkanlığını kazandırmak ta gerekir. Bütün bunlara dikkat edilmez ise tedavi edilen kabızlık tekrarlar.

Kabız olan çocuğun veya bebeğin beslenmesi nasıl olmalı?

Daha önce kabızlık yaşamayan çocuk kabız olmaya başlamış ise ilk olarak beslenmesi gözden geçirilmelidir. Çocuğun beslenmesi makarna, pilav, hazır gıdalar ve çok miktarda inek sütü şeklinde ise bunların değiştirilmesi gerekir. Bol lifli beslenme bütün yaş gruplarında da önemli olduğu gibi çocuklarda da önemlidir. Her yaş grubunda mide ve bağırsak siteminin sağlığı ve ileride kolon kanserinden korunmak için bol lifli beslenme önerilmektedir. Bu alışkanlık çocuklukta başlar ise ileri yaşlarda da devam eder.

Bol lif içeren beslenme şekli derken kasıt, lifli ve sorbitol içeren meyveler (elma, erik, kayısı, üzüm, turunçgiller, kiraz, armut, hurma) gibi meyveler, bol lifli sebzeler (kabak, yeşil fasülye, havuç, brokoli, bezelye, bamya, kereviz, yer elması, pırasa) gibi sebzeler, baklagiller (nohut, kuru fasulye, börülce, mercimek, bakla) gibi ve bol su kabız olmamak için tüketilmesi gereken gıdalardır. Ekmek tam tahıllı ekmekler ile değiştirilmelidir. Makarna, pilav ve hazır besinler gereğinden fazla veriliyor ise azaltılmalıdır. Küçük çocuklarda sıfır karbonhidratlı beslenme olsun denilemez.

Çünkü yetişmekte olan çocuklarda karbonhidrata da ihtiyaç vardır. Mümkün olduğunca kepekli ekmek, kepekli pirinç, kepekli makarna ve bulgur pilavı tercih edilmelidir. Patlamış mısır kabızlık sorununda faydalıdır ve günde bir su bardağı kadar patlamış mısır vermenin bir sakıncası olmaz. Kabızlık çeken çocuklara inek sütü 500 ml'den fazla verilmemelidir. Sebze yemeklerinin zeytin yağı ile pişirilmesi kabızlık probleminde oldukça fayda sağlar. Çocuklarda kabızlık için aktarlarda satılan bitki çayları kullanılmamalıdır. Bol su, ıhlamur çayı, papatya çayı, nane çayı gibi çayların birinden bir yada yarım fincan içirmek faydalı olabilir. Fakat özellikle kabızlık çözücü bitki karışımları veya sinameki bitkisi çocuklarda ve hamilelerde önerilmez.

Çocuklarda Ve Bebeklerde Kalp Deliği Neden Olur

Çocuklarda Ve Bebeklerde Kalp Deliği Neden Olur ?

Bebeklerde ve çocuklarda kalp deliği belirtileri ve tedavisi

Kalp deliği, bebeklerde genelde doğumsal olarak meydana gelir iken, erişkinlik döneminde de kalp krizi sonrası ortaya çıkabilir. Kalbin dört adet bölmesi bulunur ve bu bölmelerin ikisi kulakçık, ikiside karıncık olarak adlandırılır. Kalp deliği kulakçıklar arasında veya karıncıklar arasında delik olmasına verilen addır. Kulakçıklar arasında bulunan deliğin tıp dilindeki adına atriyal septal defekt, karıncıklar arasında bulunan deliğin adına da ventriküler septal defekt denilir. Kalp deliği genellikle bu şekilde iki tip kendi başlarına olabildiği gibi, diğer kalp anomalileri ile birliktede görülebilir.

Bebeklerde ve çocuklarda kalp deliği belirtileri 

Bebeklerde oluşan kalp deliği doğuştan olduğu zaman, genelde bu şekilde en sık görülen bir durum olarak karşımıza çıkar ve belirtileri doğumdan hemen sonra görülebilir veya bebeklik döneminde çocuğun büyümesi aşamasında kendini belli edebilir. Bebeklerde görülen kalp deliğinin en sık görülen şikayetleri, hızlı nefes alıp verme, çabuk yorulma, emmeyi kısa sürede bırakma, nefes alıp verirken morarma, sık öksürme, sık akciğer enfeksiyonu gibi belirtiler görülebilir iken, bebeklik dönemini geçmiş yürümeye başlamış çocuklarda efor sarf etme sırasında çabuk yorulma ve sık sık oturup dinlenme gibi annelerin dikkatine çekebilecek belirtilerdir.

Bebeklerde kalp deliğinin anlaşılması ve tanısı

Doğuştan kalp deliği olan çocuklarda veya bebeklerde belirtiler genelde iki farklı şekilde meydana çıktığı gibi, birincisi sessiz ve hiç bir bulgu vermeyen, ikincisi ise üstte yazılan belirtiler ile meydana çıkar. Bu bebeklerde tanı doğumdan sonra iyi bir muayene yapıldığında duyulan ciddi derecedeki üfürüm ile tespit edilir ve bundan sonra, teşhisin tam konulabilmesi için bazı tetkikler istenebilir. Fakat çocukta hiç bir belirti yok ise muayene esnasında herhangi bir bulguya bazen rastlanmaz. Bu çocuklarda ileri ki yaşlarda sıkıntılar ortaya çıktığında kalp deliği teşhisi konulur. Bebeklerde veya çocuklarda kalp rahatsızlıkları tanısı genelde duyulan üfürümler sonucu konulabilir iken, üfürümün nedenini saptayabilmek için ilk yapılacak test ekokardiyografi testi (kalp ultrasonudur). Çocukların hiç bir sıkıntısı olmasa bile, iki yaşına kadar bir çocuk kardiyolojisi kontrolünden geçmesi erken tanı için oldukça önemlidir.

Anne karnındaki bebekte kalp deliği nasıl anlaşılır?

Bebeğin kalp anomalisi ile doğup doğmayacağını tespit edebilmek amacı ile son yıllardaki teknolojinin geliştirdiği bazı ekokardiyografik yöntemler bulunmaktadır. Fetal ekokardiyografi denilen yöntem ile gebeliğin 16'ıncı haftasından sonra, anne karnındaki bebek muayeneleri esnasında fetal ekokardiyografi görüntüleme sistemi ile bebeğin kalbindeki gelişimin incelemesi yapılır ve herhangi bir anomali var ise bu fetal ekokardiyografi tetkikinde meydana çıkabilir ve bu durum anneye anlatılır. Fakat bu yöntemin başarısı yüzde yüz olmayabilir veya bazen anlaşılmayabilir. Bebeklerdeki bazı kalp anomalileri hamileliğin son dönemlerinde meydana çıkabilir. Bu nedenle fetal ekokardiyografinin hamilelik döneminde bir iki kere yapılması gerekebilir.

Bebeklerde ve çocuklarda kalp deliği tedavisi

Doğuştan kalp deliği olan bebeklerde, iyi bir muayene ve tetkikler ile hastalığın ciddiyeti anlaşalabilir ve bulunan delik bazen hemen kapatılır iken bazende beklemek gerekebilir. Hemen kapatılması gereken deliklerde cerrahi müdahalenin hemen yapılması gerekmektedir. Son yıllarda yeni doğan ve bir yıllık bebeklerde görülen kalp anomalileri oldukça başarılı ve rahat bir şekilde ameliyat edilebilmektedir. Bebeklerdeki kalp deliği zamanında tedavi edilmez ise daha büyük sorunlara neden olabileceğinden bir an önce tedavisinin yapılması oldukça önemlidir.

Bebeklerde ve çocuklarda kalp deliği ameliyatı nasıl yapılır ?

Doğuştan kalp deliği olan bebeklerin bazı durumlarda hemen tedavi edilmesi gerekir. Bazı çocuklarda bazı kalp deliği iki yaşına kadar kendiliğinden kapanabilir. Bu çocuklarda kalp deliği çok fazla sıkıntı yapmaz ve iki yaşına kadar kapanabilmesi söz konusu olan deliklerde ilaç tedavisine ve hemen ameliyat yapılmasına gerek olmayabilir. Fakat bu çocuklarda düzenli aralıklar ile ekokardiyorafi takibi yapılması uygun görülür. Doğuştan kalp deliği olduğu teşhisi konulup illede açık kalp ameliyatı gerektiğinde, çocuk ameliyata hazırlanır ve çocuğun dolaşımı ve solunumu durdurulup tüm bunlar kalp akciğer makinesine bağlanır. Çocuğun göğüs kafesi açılarak kalbe ulaşılır ve kalp içindeki deliği sentetik yamalar ile kapatma işlemi yapılarak hastalığın tedavisi tamamlanmış olur.

Bebeklerde Sarılık Neden Olur

Bebeklerde Sarılık Neden Olur? Yenidoğan Sarılığı Bebeğe Zarar Verir mi?

Sarılık (jaundice) belirtileri ve tedavisi 

Hiperbilirubinemi (sarılık), yenidoğanlarda sık görülen ve genellikle zararsız olan bir sarılıktır. Fakat ciddi ve tedavi edilmemiş hiperbilirubinemi nörotoksik etkilidir. Sarılık bebek doğduktan sonra ilk hafta da zamanında doğan bebeklerin % 60'ında, zamanı tam dolmadan doğan bebeklerin % 80'inde bilirubin pigmentinin ciltte birikmesi sonucunda bebeklerde sarılık meydana gelir. Yenidoğan sarılığı, doğumdan sonra tekrar hastaneye yatmanın en önemli sebebidir.

Günümüzde yenidoğanların hastaneden erken taburcu edilmeleri yenidoğan sarılığının hastanede değil ayakta izlemi durumunu ortaya koymuştur. Bu nedenle yenidoğan bebeklerin izlemini yapan sağlık çalışanlarının, bilirubin metabolizması, fizyolojik patolojik sarılığın ayrımını, izlem ve tedavi kurallarını bilme ve uygulama sorumlulukları vardır. İzlemde amaç, bilirubin düzeylerinin aşırı yükselmesini önlemek ve oluşabilecek nörolojik hasar riskini ortadan kaldırmaktır.

Bebeklerde (yenidoğan) sarılık tipleri ve nedenleri

Yenidoğan sarılığının sınıflandırması, indirekt hiperbilirubinemi ve direkt hiperbilirubinemi (patolojik olmayan fizyolojik sarılık, anne sütü sarılığı ve patolojik sarılık) şeklinde değerlendirilir.

Yenidoğan sarılığının fizyolojik nedenleri, bebekteki alyuvarların aşırı hızlı bir şekilde ve aşırı miktarda parçalanması, bebeğin karaciğerinin, kanındaki aşırı miktarda bilirubin oluşumunu işleyecek kapasiteye sahip olmamasıdır.

Yenidoğan sarılığının patolojik nedenleri, bilirubinin vücutta salınımı ve atılımını engelleyen doğumsal hastalıklardır. Bu hastalıklar, enzim defektleri (glikoz 6 fosfat dehidrogenaz enzim eksikliği gibi), kalıtsal hastalıklar (crigler najjar ve gilbert sendromu gibi), bazı ilaçların yüksek dozda uygulanması (K vitamini sulfanamid diazem gibi), anne karnında bebeğin geçirdiği hastalıklar (Toksoplazmozisi virüsü, rubella virüsü,, Cytomegolo virüsü, Herpes Simpleks virüsü gibi), hepatit, safra yollarını tıkayan hastalıklar, anne sütüne bağlı sarılık, annedeki diyabet hastalığı, bebeğin doğumdan sonra çok kilo kaybetmesi gibi nedenler yenidoğan sarılığının patolojik nedenleridir.

Bebeklerde (yenidoğan) sarılığı belirtileri 

Yenidoğan sarılığı belirtilerinde bilirubin oranı 5 ile 8 mg/dl arasında ise baş ve boyun bölgesi sararır. Bilirubin miktarı 8 ile 10 mg/dl arasında ise gövdenin üst bölümü sararır. Bilirubin miktarı 10 ile 13 mg/dl arasında ise gövdenin alt kısmı sararır. Bilirubin miktarı 13 ile 16 mg/dl arasında ise kol ve bacaklar sararır. Bilirubin miktarı 20 mg/dl civarında ise eller ve ayaklar sararır.

Bebeklerde (yenidoğan) sarılığı tanısı

Yenidoğan sarılığı sık görülmesine rağmen, hangi bebeklerin sekel açısından riskli olduğunu ve hangilerinin tedavi edilmesi gerektiğinin karar verilmesi oldukça önemlidir. Yenidoğan sarılığında bebeğin öyküsü önemlidir. Gebeliğin anne ve bebek için sağlıklı sonuçlanması ve uygun annenin uygun tedavisinin yapılıp yapılmadığının doğum öyküsü alınır. Bebeğin beslenme şekli ve miktarı incelenir. Ailede sarılık öyküsünün olup olmadığı ve annenin hamileliği sırasında geçirdiği hastalıklar sorgulanır.

Muayene esnasında sarılık düzeyi inpeksiyonla ve parmak ile bastırıldığında sarılığın artma gösterip göstermediği bakılır. Transkutanöz bilirubinometreler de aynı amaç için kullanılır. Fakat fototerapi ve kan değişimi kararı için, serumda bilirubin tayini yapılması gereklidir. Bilirubin üretimi ile CO üretimi arasında birebir ilişki bulunması nedeni ile total bilirubin üretiminin incelenmesine, COHb, akciğerden CO atılımı ve Co düzeyinin bırakılması gerekebilir. Yapılan bütün tetkiklere rağmen tanıya varılmayan atipik klinik gidişli veya uzamış sarılıklarda ileri laboratuvar tetkikleri yapılmalıdır.

Bebeklerde (yenidoğan) sarılığı tedavisi   

Yenidoğan döneminde sarılık oldukça sık rastlanan bir bulgu olduğu gibi, erken tanı ve tedavi gelişebilecek komplikasyonların önlenmesinde çok ama çok önemlidir. Yenidoğan sarılığı tedavisinde amaç santral sinir sisteminde bilirubin toksisitesine bağlı gelişebilecek bozuklukları önlemektir. Sarılığın tedavisinde uygulanan üç yöntem vardır. Fototerapi, kan değişimi, farmakolojik ajanlardır.

Bebeğim neden hırıltılı soluyor

Bebeğim neden hırıltılı soluyor

Bebeklerde hırıltılı nefes neden olur?

Çocuklarda hırıltılı nefes erişkinlerde olduğu gibi bronşların daralması sonucu oluşur. Çocuklarda birçok solunum sistemi hastalığı hırıltılı veya hışıltılı nefes almaya neden olabilir. Bu rahatsızlıkların başında astım hastalığı (nöbetler halinde, zaman zaman gelen hırıltılı solunum atakları, bununla birlikte öksürük atakları ve nefes darlığı atakları) astımlı çocuklarda görülen şikayetlerdir. Bunun dışında enfeksiyonel hastalıklarda erişkinlere göre, çocuklarda daha fazla hırıltılı solunum ortaya çıkar.

Bu enfeksiyonlar viral ya da bakteriyel enfeksiyonlar olabilir. Zatürre, bronşit, bronşiyolit denilen akciğer rahatsızlıkları çocuklarda hırıltılı solunuma neden olur. Ayrıca çocuklarda ve bebeklerde yabancı cisim kaçağı hırıltılı solunuma yol açabilir. Çünkü çocuklar etrafında bulunan herhangi bir cismi ağızlarına sokarlar ve yutabilirler. Bu durum çok tehlikeli bir durum olduğu gibi, bebeğin ya da çocuğun ölümüne bile neden olabilir. Bazen de yabancı cisim kaçağı, çocukların hava yollarını tıkayarak nefes darlığına ve hırıltılı solunuma sebebiyet verebilir. Sinüziti, geniz akıntısı, gastroözofagial reflü, kistik higroma, göğüs duvarı yumuşaklığı, bronşiyal kistler, burun tıkanıklığı ve gırtlak kıkırdakları yumuşak olan bebeklerde ve çocuklarda da hırıltılı solunum görülebilir.

Bebeklerde hırıltılı solunum tanısı ve tedavisi 

Akciğer enfeksiyonlarında çocukların sırtında ve göğsünde hırıltı oluşur. Özellikle sık sık bronşit geçiren çocuklarda ya da bebeklerde 6-7 yaşına kadar bu durum sürer ise astım hastalığı şüphesi göz önünde bulundurulmalı ve bu çocukların uzman bir göğüs hastalıkları doktoru tarafından değerlendirilmeleri gereklidir. Bebeğin ya da çocuğun hırıltılı solunumu bir rahatsızlığa bağlı ise doktorun tedavi planı tanıya göre olur. Hırıltılı nefes sorunu olan çocuk ya da bebek için evde bazı önlemler almak faydalı olabilir.

Örneğin, çocuğun doktoru herhangi bir ilaç tedavisi vermiş ise bu ilaçlar düzenli kullanılmalı, evin içinde sigara kullanımı olmamalı, sigara içen kişinin üzerindeki kıyafetler ile çocuğa yaklaşması izin verilmemeli, çocuğun burnunu açık tutmak için evde hazırlanabilecek (1 litre kaynamış soğutulmuş içme suyuna 1 tatlı kaşığı tuz koyarak) karıştırıp bu su ile çocuğun burnu günde iki kez yıkanmalı, çocuğun beslenme güçlüğü çektiği için beslenmesi az ve sık olmalı, bol sıvı içmesi sağlanmalıdır. Yatarken başının altı yüksek tutmak rahat nefes alması açısından faydalı olabilir. Çocuğun odasını nemli tutmak için buhar makinesi kullanmak gerekebilir. Çocuğun odası temiz, tozsuz olmalıdır. Çocuğun odasında toz tutan eşyalar (halı, kilim, yünlü oyuncaklar gibi) olmamalıdır.

Bebeklerde gaz sancısı neden olur

Bebeklerde gaz sancısı neden olur

Bebeklerde gaz sancısı ve kolik gazı neden olur?

Bebeklerin ortalama % 20'sinde 3 hafta 4'üncü ay arasında görülen, sıklıkla akşamları durdurulamayan ağlama nöbetleri şeklinde kendini gösteren, kolik diye adlandırılan durumun gerçek nedeni tam olarak bilinmemektedir. Fakat bu gaz şikayetlerinin bazı sebeplerden olabileceği konusunda teoriler vardır.

Bebeklerde oluşan gaz sancısı anne sütü emen bebeklerde de mama içen bebeklerde de yaklaşık aynı oranda görülür. 0-8 ay bebeklerde ortaya çıkan gaz sancısı ebeveynleri çok fazla tedirgin eder. Bebeklerde gaz sancısı, tüm bebeklerin ve ailelerin ortak derdidir. Aslında gaz sancıları zarar vermeyen, belli bir süre ile sınırlı fizyolojik bir olaydır.

Bebeklerde gaz sancısını önlemek için, annenin stresten uzak durması önemlidir. Uzmanlar, annenin stresli, kaygılı ve umutsuz olmasının bebekte kolik gazı denilen gaz sancını tetiklediğini belirtmektedirler. Özellikle ilk bebek sahibi olan annelerin bebeği nasıl bakarım endişesi ve bunun getirdiği gerginlik bebekte gaz sancısı yapmaktadır.

Stresi önlenen annelerin bebeklerinin sadece % 1'inde gaz sancısının devam ettiği görülmüştür. Bu durum, bebekteki sağlık sorunlarından kaynaklanmaktadır. Ayrıca bebeği beslerken yanlış pozisyonda tutmak, karbonhidrat sindiriminde ki yetersizlikler, bağırsak sisteminin yeteri kadar gelişmemiş olması ve mideden yemek borusuna kaçaklar oluşması gibi nedenler de bebeklerde gaz sancısına neden olur.

Bebeklerde gaz sancısı nasıl önlenir?

Bebek emdikten sonra bebeğin gazını çıkarmak için bebeği omuza yatırıp sırtını ovalamak işe yarayabilir. Bu teknik yıllardan beri uygulanmaktadır. Her beslenmeden sonra yapılması gereken bu işlem “Gark” sesi gelene kadar sürdürülmelidir. Anne, bebekte oluşan gaz problemi için kendi beslenmesine de dikkat etmelidir.

Kendisinde gaz şikayeti hissettiği besinleri tüketmemelidir. Fakat her gaz yapan besin her kişide aynı etkiyi göstermez. Bu nedenle anne kendi vücudunu tanımalı ve bebeği, ne yediğinde huzursuz oluyor ise o besine dikkat etmelidir. Alerjik bünyeli anneler (egzama, saman nezlesi ve astım gibi sorunları olan anneler) süt ve süt ürünlerini (inek sütü, tereyağı, yoğurt ve peynir gibi) dikkat etmelidir.

Bebeğin beslenmesi sırasında 5- 10 dakikada bir veya bir memeden diğerine geçerken ve bebeğin beslenmesi bittikten sonra bebeğin gazı mutlaka çıkartılmalıdır. Bebeğin gaz sancıları tuttuğunda anne ve baba sakin olmalı, bebeği kucaklarında ninniler söyleyip kucakta gezdirmelidir. Evde deli gibi ağlayan bebek arabaya bindiğinde sakinleşebilir.

Sakin müzik sesleri dinletmek iyi gelebilir. Annenin veya babanın göğsünde yatmak bebeğin hoşuna gidebilir. Bebeğin ayaklarına ya da karnına ılık havlu veya ılık sıcak su torbası koymak faydalı olabilir. Bebeği ılık su ile duş aldırmak sancının arttığı saatlerde sakinlik sağlayabilir.

Anne sütü emen bebeklerde başka bir besin önerilmese de bazen rezene veya papatya çayı vermek faydalı olur. Bu çayları emziren annenin içmesi de fayda sağlayabilir. Fakat yinede bebeğin ağlamasının nedeninin kolik sancısı olduğundan emin olmak gereklidir. Bebeklerde gaz sancıları 4-5'inci aylarda kendiliğinden geçmeye başlar.

Bebek Odası Dekorasyonu Nasıl Yapılır

Bebek Odası Dekorasyonu Nasıl Yapılır
Hamilelik döneminin başından itibaren bayanlar bebeklerine hazırlayacakları odaları zihinlerinde tasarlamaya başlarlar. Daha sonra bu bebek odası için gerekli eşyaları almaya başlanır. Bunlardan önce bebek odası dekorasyonu yaparken dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Bebeğinizin sağlıklı, mutlu ve rahat bir uyku çekmesi için oda düzeni de, renkleri de, kullanılan eşyalar da önem kazanıyor.

Çocuk odası kendi yatak odanızın yakınında olursa daha rahat ve kolay bir ulaşımınız olur. Bebeğinize gerekli olmayan, fazlalık eşyalar kullanmaktan kaçının. Bebeğinizin emekleyeceği ve yürüyeceği dönemleri de düşünerek sivri kenar ve köşelere sahip eşya kullanımından kaçınmalısınız. Dekorasyonların önemli bir bölümünü oluşturan boyalar konusuna gelecek olursak, çocuk odasında kullanılacak duvar renkleri sade olan beyaz, sarı gibi ferahlık sağlayan renkler olursa daha iyi olur.

Duvarlarda kullanılacak boyların kokusuz ve anti lerjik özelliklere sahip boyalar olmasına dikkat etmelisiniz. Bunlar, bebeğinize daha sağlıklı bir ortam sağlamanıza yardımcı olur.

Çocuk odalarında oda içi sıcaklık da önemlidir. Bebeğinizi hastalıklardan korumak için, odanın soğuk olmaması gerekmekte ve bunu sağlamak için oda sıcaklığını 20-21 derece arasında sabitlemeniz güzel olacaktır. Bebeğinizin yatağı pencere, kapı yanı gibi soğuk gelebikecek yerlerde ve kalorifer, ısıtıcı gibi sıcak olabilecek yerlerde bulunmamalıdır. Bu durumda ya çok sıcak yada çok soğuk olur ve bu bebeğiniz için büyük bir sorundur.

Yukarıda saydığımız ayrıntıların yanında son olarak da yatak, yorgan ve yastık gibi konulara da değinmeliyiz. Bebeğinize yatak alırken yatağın uzun ya da geniş olmaması gereklidir. Yorgan ve yastıkların da doğal ürünlerden üretilmiş olmalarına ve anti alerjik özellik taşımalarına dikkat etmelisiniz.

Ninnilerin Özellikleri Hakkında Bİlgi – Ninnilerin Çocuklara Faydaları Nelerdir ?

Ninni’lerin özellikleri:
1- Sözlü edebiyat ürünlerindendir.
2- Ölçü kafiye yapısı mısra sayısı her zaman düzenli değildir.
3- Çoğu zaman tek dörtlükten veya birden fazla dörtlükten oluşabilir. 78 veya 9’lu hece ölçüsü ile söylenir.
4- Genellikle mısraların dördü de birbiriyle kafiyelidir.
5- Dili sadedir.
6- Genelde anonimdirler ama söyleyeni belli olan niniler de vardır.
7- Genelde “ninni yavrum ninni” “uyusun da büyüsün ninni” gibi kalıplaşmış sözlere yer verilir.
8- Anne çocuğuna ilişkin isteklerini iyi dileklerini kendi sevincini üzüntülerini anlatır.
Ninni’lerin çocuk için faydaları:
  • Ninniler öğrenme güçlüğü çeken çocuklar için faydalıdır.
  • Çocuğun algılama yeteneğinin geliştirilmesinde faydalıdır.
  • Çocuğun dikkat toplama yeteneğinin geliştirilmesinde yardımcıdır.
  • Aşırı hareketli (hiperaktif) çocukların dengelenmesinde önemli bir rol oynayabilir.
  • Çevresiyle iletişim zorluğu çeken çocukların olumlu ilişkiler kurabilmelerine yardımcı olabilir.
  • Çocuğun rahatlamasını ve gerginlikten kurtulmasını sağlar.
  • Çocuğun çevresine adapte olmasına yardım eder.
  • Çocuğa korunma duygusunu yaşatacak bir ortam sağlar Çocuk ileriki yaşlarında da bu sürecin faydasını görür.
  • Çocuğun kendisini ve başkasını doğru algılayabilmesini sağlar.
  • Kişisel veya bireysel duyguların fark edilmesinde faydalıdır.