Oruç Tutabilir mi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oruç Tutabilir mi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sedef Hastaları Ramazanda Nasıl Beslenmeli

Sedef Hastaları Ramazanda Nasıl Beslenmeli

Sedef hastaları oruç tutabilir mi?

Sedef hastaları için, uzmanlar ramazan ayına özel beslenme önerilerinde bulunmuşlardır. Ramazan ayı son yıllarda yaz aylarına denk gelmekte ve oldukça uzun süre (yaklaşık 17 saat) aç ve susuz kalınmaktadır.

Oruç tutan ve kronik hastalığı olan kişilerin bu sıcaklarda ve uzun günlerde dikkatli olmaları gerekmektedir. Bu kronik hastalıklardan olan sedef hastalığı bağışıklık sistemi ile direkt ilişkili olduğu için beslenme büyük önem taşımaktadır.

Uzmanlar, sedef hastalığının tedavisinde beslenme ve vücudun nem dengesinin korunmasının önem taşıdığı ve beslenme için bazı önerilere dikkat etmeleri gerektiği konusunda uyarılarda bulunmaktadırlar. Sedef hastalığını tetikleyen en önemli etkenler arasında stres ve beslenme vardır.

Sedef hastaları nasıl beslenmeli?

İnsanların günlük yaşamında oldukça sık tüketilen buğday içerikli besinlerde bulunan glüten, sedef hastaları tarafından dikkatli tüketilmesi gereken bir besin maddesidir. Ramazan ayı dışında da glütensiz diyet uygulayan sedef hastalarında düzelmeler görülmüştür. Bu nedenle ramazan süresince de sedef hastaları glütensiz veya glütenli besinleri kontrollü tüketerek beslenmeye özen göstermelidirler.

Sedef hastası olan bazı bireylere mayalı gıdalar salça, turşu, acı biber sosları, sirke ve pastahane ürünleri gibi besinler de yaralarda kötüleşmeye neden olmaktadır. Ramazan ayında oruç tutanların beslenme düzeninde dengesizlikler olduğu için bu tip gıdalar hastaları olumsuz etkileyebilir.

Bu nedenle sedef hastalarına iftar ve sahur yemeklerinde mayalı gıda tüketiminde dikkatli olmaları önerilmektedir. Omega 3 içeren besinlerin (ceviz, balık, avokado, keten tohumu, yulaf ezmesi, susam tohumu, soya fasulyesi, havuç, ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler gibi) ramazan ayında sedef hastaları tarafından sık ve yeterli tüketilmesi önemlidir.

Antioksidan bakımından zengin beslenme (fındık, tam tahıllar, sebze ve meyveler gibi) besinlerin tüketilmesi de oldukça faydalıdır. Yemeklerde hamur işlerinden uzak durup, tam tahıllı gıdalar ve sebze yemekleri, havuç, karpuz gibi sebzeler ile de tatlı ihtiyacını gidermek sedef hastalarının ramazanı rahat geçirmesi açısından yardımcıdır.

Sedef hastaları iftardan sahura kadar oruçsuz geçen dönemde bol su, siyah çay ve kahve yerine bitki çayları ile sıvı ihtiyacını karşılamalıdırlar. Bitki çayı olarak rezene çayı, papatya çayı, karabaş otu çayı, yeşil çay, melisa çayı gibi rahatlatıcı çaylar aşırıya kaçmadan içilebilir. Ayrıca sedef hastaları sahurda ve iftarda semiz otu salatası tüketebilirler. Semiz otu sedef hastalarında faydalı olduğu bilinen bir sebzedir.

Orucu bozmayan şeylerin listesi

Orucu bozmayan şeylerin listesi

Onbir ayın sultanı Ramazan ayında akla gelen ilk soru “Neler orucu bozmaz?” oluyor. İşte bu sorusunun cevabı…

ORUCU BOZMAYAN ŞEYLER NELERDİR ?

1- Oruçlu olduğunu unutarak yiyip içmek,

2- Ağza gelen kusuntunun geri gitmesi,

3- Oksijen tüpüyle ilaçsız suni hava vermek,

4- Orucu bozmaya niyet edip de bozmamak,

5- İstemeyerek ağız dolusu kusmak,

6- İsteyerek, zorlayarak biraz kusmak,

7- Sahurda tokluk veren ilaçlar kullanmak,

8- Göze katı veya sıvı ilaç koymak veya ıslak lens takmak,

9- Gıybet etmek,

10- Rüyada ihtilam olmak,

11- Diş çukuruna ilaç koymak,

12- Çiçek, kolonya veya parfüm koklamak,

13- Morfinsiz, iğnesiz diş çektirmek,

14- Yutmadan yemeğin tadına bakmak,

15- Sakındığı halde toz ve dumanın boğazdan veya burundan içeri girmesi,

16- Diş çektirince gelen tükürükten az kanı yutmak,

17- Ağzını yıkadıktan sonra kalan yaşlığı tükürükle yutmak,

18- Dişler arasında kalan, nohuttan küçük olan şeyi yutmak,

19- Hacamat olmak, kan aldırmak, akupunktur kullanmak,

20- Kulağa su kaçması,

21- Misvak kullanmak, macunsuz diş fırçalamak (Macunlu fırçalamakla da oruç bozulmaz fakat mekruh olur. Macun yutulursa oruç bozulur, kaza gerekir.),

22- Gusletmek, banyo yapmak,

23- İdrar yoluna pamuk koymak (Şâfiî’de bozar.),

24- Sağlam deriye ilaç, krem sürmek, her çeşit yakı, sigara bandı, tokluk bandı koymak,

25- Yaraya imsak vaktinden önce konan sıvı ilacın, imsak vaktinden sonra emilmesi,

26- Yaradan çıkan kan, irin ve benzerlerinin tekrar içeri girmesi,

27- Arı sokması,

28- Dudaktaki yaşlığı yutmak,

29- Banyoda oluşan su buharını teneffüs etmek,

30- Ele iğne batıp kırığının içinde kalması,

31- Kulağa pamuklu çubuk sokmak (Şâfiî’de bozar.),

32- Kanayan yere, kanın durması için kan taşı sürmek,

33- Ağza gelen yemeği, balgamı, kusmuğu veya baştan buruna gelen akıntıyı yutmak,

34- Bel soğukluğu hastalığından dolayı akıntı gelmesi,

35- Evi haşere için ilaçlayan, ister istemez ilacı teneffüs etse de orucu bozulmuş olmaz; çünkü sakınmak zordur,

36- Kulağa sabunlu su kaçırması,

37- Ağza su alıp çalkalamak veya ağzı yıkadıktan sonra ağızda kalan yaşlığı tükürükle yutmak,

38- Hanımını öpenin orucu, meni gelse de bozulmaz. Öperken şehvetlenip cünüp olursa bozulur (Cünüp olma ihtimali varsa, hanımını öpmesi mekruh olur. Orucu bozacak derecede çok öperse haram işlemiş olur. Çünkü orucu mazeretsiz bozmak haramdır. Ama öperek cünüp olunca kaza gerekir, kefaret gerekmez.),

39- Akupunktur kullanmak orucu bozmaz. Akupunkturun sadece iğnesi giriyor, vücudun içine bir şey zerk edilmiyor,

40- Çatlak dudağa veya eldeki yarığa krem, tentürdiyot, kolonya veya oksijenli su sürmek (Açık yaraya sürülen merhemin, içeri sızdığı iyi bilinmedikçe orucu bozmadığı, S. Ebediyye'de bildirilmektedir. İyi bilmek, zanla olmaz. Kesin bilmek gerekir. Kesin bilinmeyince bozar denilemez.),

41- İğneli epilasyon yaptırmak orucu bozmaz. İçeriye ilaç gibi bir şey girmedikçe, vücuda iğne batırmak orucu bozmaz. İğneli epilasyonda içeriye ilaç girmiyor. Sadece iğne, kıl folikülüne sokularak akım veriliyor,

42- Kaş, bıyık aldırmak, etek tıraşı olmak ve epilasyon orucu bozmaz,

43- Oruçlunun ağzına gözyaşı veya ter girerse, bir iki damla gibi azsa, orucunu bozmaz, çünkü bundan korunmak zordur. Çok olur da tuzluluğunu ağzının her yerinde duyar ve yutarsa orucu bozulur. Yutmayıp tükürürse bozulmaz,

Gün boyu tok tutan besinler

Gün boyu tok tutan besinler

Oruç tutarken tok kalmak için beslenme önerileri

Sağlığı normal olan insanlarda orucun, ruh ve beden sağlığı üzerinde olumlu etkileri ve vücut sağlığı bakımından faydalı sonuçları tıbben de kanıtlanmıştır. Pek çok hikmetleri olan oruç emrinin bu yönünde de Peygamber Efendimiz dikkatimizi çekerek şöyle buyurmuştur : Oruç tutunuz ki sağlık bulasınız. Oruç nimetlerin kıymetini öğretir. Oruçlu sabırlı olmayı öğrenir. Oruç, şefkat, merhamet, sevgi ve yardım hissiyatını arttırır. Toplumun birlik ve beraberlik, yardımlaşma ve dayanışma içerisinde olmasını sağlar.

Ramazan ayında günlük alınması gereken enerji ve besin öğeleri değişmesine rağmen ramazan ayı süresince kırmızı et, makarna, pilav, tatlı, hamur işleri ve ekmek tüketimi artmaktadır. Bu nedenle yetersiz sıvı alımı, sebze ve meyve tüketimi azalır. Uzmanların önerdiği gibi ramazan ayında da yeterli, sağlıklı ve dengeli beslenme ile halsizlik, depresyon, mide ağrısı, hazımsızlık, tansiyon yükselmesi ve düşmesi, şeker düşmesi ve yükselmesi gibi birçok sağlık problemi önlenebilir.

Ramazanda tok kalmak ve sağlıklı oruç tutmak için nasıl beslenmeli?

Ramazan ayında yapılan en önemli yanlışlardan biri, gece yatarken yemek yiyerek sahurda sadece su içip yatmaktır. Sahurda mutlaka kalkılıp iyi bir kahvaltı yapılması önemlidir. Tok kalmayı sağlayacak bazı öneriler vardır.

Ramazanda akşam yemeklerini hafif ve doyurucu bir çorba ile başlanıp, yarım saat sonra ana yemek yenmelidir. Ana yemekte ağır, yağlı ve tatlı yemekten kaçınılmalıdır. Yemeklerden 2 saat sonra sulu meyvelerden bir porsiyon yemek hem susuzluğu önlemede hemde alınması gereken bazı vitaminleri almada yararlıdır.

Sahurda da ağır yağlı ve hamur işleri gibi besinleri tüketmekten kaçınılmalıdır. Mümkün olduğunca tok tutacak ve sağlıklı besinler ile ramazan ayı tamamlanmaya çalışılmalıdır. Her gün mutlaka sahurda ve iftarda olmak üzere en az iki litre su içmeye özen gösterilmelidir. Uykusuzluk çekmemek için iftardan en geç 4 saat sonra yatılmalı sahurda kalkılmalıdır. Sağlık problemleri var ise mutlaka doktora danışarak oruç tutmaya karar verilmelidir. Akşam yemeğinden 1 saat sonra egzersiz ya da yürüyüş zinde kalmak ve yenilen yemekleri hazmetmek için oldukça faydalıdır.

Ramazanda açlığı önleyen besinler

Süt : Süt önemli bir kalsiyum ve D vitamini kaynağıdır ve sahurda içilen bir bardak süt tok tutmaya yardımcıdır.

Yumurta : Uzmanlar ramazan ayında ve sahurda her gün yumurta yemenin hem tok tutmada hemde protein ihtiyacını karşılamada çok yararlı olduğunu belirtmektedirler. Sahur kahvaltısında yumurta tüketilir ise gün içinde iştah seviyesinde düşüklük olur.

Tarçın : Tarçın için yapılan tüm çalışmalar, bir tutam tarçının bile yemek sonrası insülin direncinde etkili olduğunu ve açlığı önlediğini göstermiştir. Sahurda yenilecek bir kase yoğurdun üzerine tarçın serperek yemek veya tarçınlı su içmek oldukça faydalı olur. Tarçın her gün bir çay kaşığı tüketilebilir.

Esmer buğday : Esmer buğday magnezyum B vitamini ve mangenez açısından zengin bir besindir. Esmer buğday tüken kişilerde vücut yağ yüzdelerinde düşüş ve sağlıklı yağ oranlarında doğru yol aldıkları görülmüştür. Esmer buğday ramazanda salatalar, ekmeklere eklenerek hem iştah kontrolü hemde kolesterol seviyesi için faydalıdır. Sahurda esmer buğdaylı az tuzlu salata tüketmek tok kalmada yardımcı olur.

Kefir : Kefir sindirimi ve hazmı kolay bir içecektir. Kefir, yoğurt gibi sindirim sitemi üzerinde olumlu etkisi olan bir süt ürünüdür. Kefirde bulunan yoğun probiyotik içeriği sayesinde bağırsaklarda bulunan iyi bakterilerin artmasına yardımcı olur ve kötü bakterilerden korur. Kefir, tok tutma özelliği ile sahur ve iftar için uygun bir içecektir.

Yeşil çay : Yeşil çay uyarıcı özelliği bulunan, yorgunluğu gidermede ve beyin fonksiyonları üzerinde olumlu etkiye sahip bir içecektir. Yeşil çayın içerisinde bulunan kateşin sayesinde kilo kontrolünde ve vücut yağını azaltmada önemli olduğu görülmüştür. Yeşil çayın kalbin endotel fonksiyonu üzerinde de olumlu etkisi vardır. Sahurda içilecek yeşil çayın hem susuzlukta hemde açılık hissini bastırmada faydası olur.

Çörekotu : Çörekotu birçok faydasının yanında doygunluk hissi vermesi ile de ramazanda ramazan tüketilmesi önerilen bir tohum veya baharattır. Çörekotu sahurda öğütülerek ya da bütün olarak salatalara, yoğurda eklenerek tüketilebilir. Çörekotu doygunluk hissi vermenin yanı sıra zindelik vermesi ile de tanınır.

Kuru fasulye : İyi bir beslenme kılavuzu olan kuru fasulyenin haftada 3 su bardağı tüketilmesini önermektedirler. Kuru fasulye tok tutmasının yanı sıra ramazan kilo kontrolünü sağlamada da yardımcıdır. Yapılan çalışmalar baklagil tüketiminin kan şekeri seviyesinde kontrolü sağladığını göstermiştir. Yapılan araştırmalar sonucu kuru fasulye tüketen bireylerin tüketmeyenlere göre kilo kontrolünü daha iyi sağladıkları ortaya çıkmıştır. Ramazanda kuru fasulye iftarda ana yemek olarak ya da salata olarak tüketilmelidir.

Meyve : Sahurda bol miktarda meyve tüketmekte fayda vardır. Yapılan araştırmalara göre yapısında triptofan aminoasidi bulunan besinlerin iştahı azalttığı bilinmektedir. Muz, avokado, yulaf ve süt triptofan açısından zengin gıdalardır.

Ayrıca ramazanda tuzsuz peynir, sütlü yulaf ezmesi, fıstık, ceviz, bezelye, taze fasulye, ısırgan otu, haşlanmış tavuk, meyan kökü çayı, aşurelik buğday salatası, lor peyniri ve maydanoz, dereotu, nane gibi yeşillikler ile yapılacak yumurta salatası sahur için güzel ve doyurucu bir kahvaltı olur.

Kalp Hastaları Oruç Tutabilir mi

Kalp Hastaları Oruç Tutabilir mi

Oruç tutmak kalp hastalarına zarar verir mi?

Dünyada var olmanın güzellikleri arasında, Yaratanı tanımak ve ona ibadet etmek vardır. İbadet, inanan insanın inandığı Yaratıcısı ile iletişimidir. İbadet, Allah'a olan sevgi, saygı ve bağlılığın bir göstergesidir. Geçmişten günümüze Müslüman'lar, oruç ibadeti ve Ramazan ayına layık olduğu şekilde geçirmeyi bir görev bilmişlerdir. Ramazan ve oruç ibadetinin kültürümüze bıraktığı izler yüzyıllardan bu güne varlığını sürdürmüştür.

Oruç tutmak sağlığı normal olan kişiler için zevkli, sağlıklı ve mutluluk veren bir ibadettir. Fakat oruç tutmanın imkansız veya çok meşakkatli, zor veya sakıncalı olduğu bazı özel durumlar vardır. İslam dininde kolaylık temel hedeftir. Dini kuralların yerine getirilmesi sırasında insan takatinin sınırları zorlanmaz. Ramazan ayı içerisinde oruç tutamayacak şekilde hasta olanlar ya da oruç tuttuğunda hastalığı ilerleyecek olanlar oruç tutmayı ertelemeli ya da imkanı var ise oruç fidyesi vermelidir.

Kalp hastalıkları ve oruç

Kalp hastalıkları belirti vermeden de seyredebileceği gibi, kişinin günlük yaşamını etkileyecek kadar ciddi de seyredebilir. Kalp hastalıklarının derecesine ve tipine göre kontrol altında tutulabilen ve kişinin doktorunun izin verdiği, hastalığı hafif seyirli olan kalp hastaları doktorlarının kontrolü altında oruç tutabilirler. Fakat bu kişiler oruç tutmaya karar vermeden önce mutlaka doktorlarına danışmalıdır.

Son bir sene içinde kalp krizi geçiren kişiler, kalp hastalığı nedeni ile şikayetleri kontrol altına alınamayan kişiler, Çoklu ilaç kullanmayı gerektiren kalp yetmezliği hastaları, tansiyonu kontrol altında tutulamayan yüksek tansiyon hastaları, Kalp kapak protezi veya inme riski yüksek olup, kan sulandırıcı ilaç kullananların oruç tutmaları doğru değildir.

Son bir yıl içinde stent tedavisi uygulanmış ve kan sulandırıcı ilaç kullanmaya devam eden kalp hastaları da oruç tutmamalıdır. Fakat stent tedavisinin üzerinden 1 sene geçmiş ve hastanın şikayetleri kontrol altına alınmış ise bu hastalar doktorlarının kontrolü altında oruç tutmasında belkide sakınca olmayabilir.

İnme riskini azaltmak için kan sulandırıcı ilaç kullanan kalp hastalarının oruç tutmaları önerilmez. Kronik kalp damar hastalığı olan ve hastalığı kontrol altında olan ve sadece koruyucu amaçlı düşük doz aspirin kullanan hastalar doktor kontrolünden geçtikten sonra ve doktorları izin verir ise oruç tutabilirler.

Oruç tutan kalp hastaları nelere dikkat etmeli?

Ramazan ayı çok uzun ve sıcak mevsimlere denk geldiğinde, uzun aç ve susuz kalmak dayanılmaz olabilir. Bu nedenle bu hastalar dayanma güçlerine göre hareket etmelidir.

İftarda hızlı ve çok yemek yemekten mümkün olduğunca sakınılmalıdır.

Akdeniz mutfağı diye tabir edilen sebze ve salata ağırlıklı, et olarak ta tavuk veya balık tercih edilmelidir.

Yağlı, tuzlu ve ağır yemeklerden kaçınılmalıdır. Eğer yağlı ve hızlı yemek yenilir ise kalp krizi riski artar.

Günlük ihtiyaç duyulan besin miktarı az ve sık olacak şekilde bölünmelidir. Mümkün ise diyetisyen yardımı alınmalıdır.

Doktor, başka bir şekilde tarif etmedi ise günlük 2 litre suyu azar azar tüketmek önemlidir. Özellikle hipertansiyon hastalarının ve bilinen kalp damar hastalığı olan kişilerin beslenme ve su tüketme konusunda daha dikkatli olmaları gereklidir. Eğer zorlanılıyor ise oruç aralıklar ile ya da daha kısa ve daha serin aylarda kaza yapılarak tutulabilir. Maddi imkanı rahat olanlar oruç fidyesi, gerçekten ihtiyaç sahiplerine verebilir.

Şeker Hastaları Oruç Tutabilir mi

Şeker Hastaları Oruç Tutabilir mi

Oruç tutmak şeker hastalarına zarar verir mi?

Oruç, güneşin doğmasından batışına kadar, Allahu Teala'ya ibadet niyeti ile, hiçbir şey yememek, içmemek, cinsi mübaşerette bulunmamak ve orucu bozan diğer şeylerden uzak durmaktır. Ramazan orucu İslamın şartlarından biridir.

Şeker hastalığı ve oruç 

Şeker hastalığının görülme sıklığı tüm dünyada artmıştır. Şeker hastalığı tip 1 şeker hastalığı ve tip 2 şeker hastalığı olarak iki ana grupta değerlendirilir. Ti 2 şeker hastalığının görülme sıklığı son yıllarda 2 kat artmıştır. Şeker hastalığı, gözleri, böbrekleri, sinirleri ve büyük damarları etkiler. Şeker hastalığı, körlüğe, böbrek yetmezliğine, ayak yaralarına ve ayakların kesilmesine, kalp krizine ve inmeye neden olabilir.

Diyabet (şeker) hastalarının oruç tutması konusunda genel yasaklama ya da genel izinler yerine hastaya özel kararlar verilmesi gereklidir. Şeker hastaları oruç tutarlar ise bazı ciddi sorunlar ile karşılaşırlar.

Kan şekeri sık sık normalin altına (60-70 mg/dl) düşenler, hipoglisemilerini fark etmeyen hastalar, kan şekeri düzeyleri iyi ayarlanmamış hastalar, ramazan ayından öncesi diyabet koması atlatmış hikayesi olan hastalar, tip 1 diyabet hastaları, mide ya da on iki parmak bağırsağında ülseri olan hastalar, kronik böbrek yetmezliği ve /veya diyaliz tedavisi gören hastalar, gebe diyabetliler, yalnız yaşayan diyabet hastaları, yaşlı diyabet hastaları gibi hastaların oruç tutmaları yüksek risk taşıyan hasta grubuna girer.

Yüksek riskli diyabet hastaları oruç tutarlar ise, özellikle ciddi derecede kan şekeri düşüklüğü (hipoglisemisi), diyabetik koma (ketoasidoz), vücutta ciddi susuzluk (dehidratasyon) ve damarlarda pıhtılaşmaya meyil (tromboz) riskine maruz kalabilirler.

Diyabetik koma riski, özellikle ramazan ayı öncesinde kan şekeri kontrollerinin sonuçları iyi olmayan tip 1 diyabet hastalarında belirgin düzeyde daha fazla görülmektedir. Uzun süre susuz kalmak, hem tansiyon düşmesi, bayılma, düşme ve kırık oluşma riskinin artmasına hemde pıhtılaşma bozukluklarına yol açabilir. Şeker hastalarının belli beslenme aralıkları ve düzenleri vardır. Fakat Ramazan ayında oruç tutmaya çalışan şeker hastalarının bu beslenme düzeni bozulur ve bu nedenle riskler ile karşı karşıya kalabilirler. Tip 1 ve tip 2 diyabet hastalarının oruç tutmaları önerilmez. Düşük riskli şeker hastaları da oruç tutmaya karar vermeden önce mutlaka doktorlarına danışmalıdır.

Oruç Tutarken Susuzluk Önlenebilir mi

Oruç Tutarken Susuzluk Önlenebilir mi

Ramazanda ayında susuzluğu önleme yöntemleri

Oruç, Kuran'a göre niyetlenip, gün doğumundan önceki alaca karanlıktan (tan yeri ağarmaya başlamasından) gün batımından sonraki alaca karanlığa değin katı - sıvı hiçbir şey yememek, içmemek ve cinsel ilişkide bulunmamak demektir. Ramazan, hayır ve bereket ayıdır. Allah bu ayı birçok faziletler ile donatmıştır. Bunlardan birisi de, Allah'ın Kuran'ı bu ayda insanların hidayeti için indirmesidir.

Oruç tutarken susamamak için ne yapılabilir?

Ramazan ayında oruç tutarken, özellikle yaz aylarına denk gelen ramazan ayında susuzluk dayanılması en zor olan kısımı dır. Yaz aylarında aşırı sıcaklar ile birlikte oruç tutarken daha çok susuzluk olur.

Ramazan aylarında susuzluğu gidermek için ne yapılabilir denildiğinde, bazı püf noktalarına dikkat edilir ise daha rahat oruç tutmak mümkün olabilir.

Örneğin, çok tuzlu, çok yağlı, çok şekerli besinlerden uzak durarak oruç tutmayı kolaylaştırmak mümkün olabilir. Aşırı tuzlu besinler, tuzlu zeytin, tuz miktarı fazla olan hazır besinler, turşu, salamura besinler yüksek miktarda tuz içerdikleri için gün içerisinde susuzluğa neden olur. Oruç tutulduğu için su içilemez ve bu durum baş ağrısı ve bazı sağlık sorunlarını ortaya çıkarır.

Sahurda kızarmış besinlerden, tatlılardan, hamur işlerinden uzak durmak gerekir. Sahurda mutlaka 4-5 bardak su içmeye dikkat edilmeli ve gün ışığının direkt vurduğu saatlerde çok fazla dışarı çıkmamak önemlidir. Oruçluyken sabah serinliğinde ve akşam serinliğinde dışarı çıkmak daha doğru olur. Spor ya da yürüyüş gibi aktiviteleri de akşam iftardan 2 saat sonra yapmak gerekir.

Yaz aylarında oruç tutarken ne kadar su içilmeli?

Yaz aylarında artan sıcaklar ile birlikte sıvı kaybı da artmaktadır. Dolayısı ile sıcak olduğu için su ihtiyacı da artar bu nedenle daha fazla su içmeye özen göstermek gerekir. Bir yetişkinin normal şartlarda günlük su ihtiyacı 2 litre civarıdır. Fakat oruç tutarken günlük su tüketme miktarı yaklaşık 2 buçuk 3 litre olmalıdır.

Bu su miktarının en az bir litresi sahurda, iftarda ve iftar sonrasında da ortalama 8-10 bardak su tüketilmesi önemlidir. Orucu açarken büyük bir bardak oda sıcaklığında su ile açıp, ardından bir saat ya da yarım saat aralar ile, orta büyüklükteki bardaklar ile ortalama 8-10 bardak su tüketmeye özen gösterilmelidir. Çay, kahve gibi içecekler su ihtiyacını gideren içecekler olmadığı gibi sıvı ihtiyacında ek destek sağlayabilir.

Bu tip içecekleri içerken de şeker oranı olmamalı ya da mümkün olduğunca az şekerli olmalıdır. Yan içecekler olarak asitli ve gazlı içeceklerden uzak durulmalı ve mümkün olduğunca süt, ayran bitki çayları, şekersiz yapılan kompostolar, evde yapılmış limonatalar, sahurda ve iftarda yoğurt, cacık, salatalık, domates, karpuz, kavun, şeftali, bol salata gibi yiyecekler ve içecekler tercih edilmelidir. Oruç tutarken ağır yiyeceklerden uzak durmak ve mümkün olduğunca proteinli ve yağsız besinleri ( haşlanmış yumurta, balık, tavuk, yoğurt ve tuzsuz peynir, lor peyniri gibi) tercih etmek hem susuzluğu hemde açlığı gidermek için oldukça önemlidir.

Oruç tutanlarda az su içmek sağlık sorunlarına neden olur mu?

Ramazan yaz aylarına denk geldiğinde günler çok uzun ve su tüketimine daha fazla ihtiyaç olduğu için yeterli su tüketmek mümkün olmayabilmektedir ve çok uzun saatler susuz kalınır. Özellikle sahura kalkmayan kişiler sahurda yeterli su tüketemez ve sadece iftarda ve iftar sonrası kısa süre su içebilirler.

Sahura kalkmadan ve yeterli su tüketmeden oruç tutmak, özellikle yaz aylarında oldukça yanlış ve vücut sağlığını olumsuz etkileyen bir durumdur. İnsan vücudunun % 70'i sudur ve bu nedenle yeterli miktarda su içmeye özen gösterilmelidir. Ramazanda az su içildiğinde migren atakları, baş dönmesi, halsizlik, titreme, depresyon gibi sorunlar görülebilir.

Bunun dışında az su içme nedeni ile en çok etkilenen organ böbreklerdir. Yetersiz su tüketimi sonucu böbreklerde harabiyet oluşur ve böbrek yetmezliğine bile sebep olabilir. Bu nedenle oruç tutarken yeterli su içmeye dikkat edilmelidir. Az su içildiğinde vücut bünyesindeki suyu tutmaya çalışır ve bu durum ödeme neden olur. Yeterli su içmek metabolizmanın hızlanmasında da etkilidir. Yeterli su içmek ideal kiloyu korumada da fayda sağlar. Özellikle yaz aylarına denk gelen ramazan ayında oruç tutarken mutlaka 2 buçuk, 3 litre su tüketmek çok ama çok önemlidir.

Kronik Böbrek Hastaları Oruç Tutabilir mi

Kronik Böbrek Hastaları Oruç Tutabilir mi

Oruç nedir? Oruç ve böbrek yetmezliği 

Oruç, ibadetin temel hedefi insanları doğru yolu iletmektir. Bu durum Kuran'ı Kerim'de “Ey iman edenler Allah'a karşı gelmekten sakınmak için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılınmıştır.” şeklinde ifade edilmektedir.

Oruç, uzmanlar tarafından midenin dinlenmesi ve vücutta detoks etkisi yapması nedeni ile faydalı bulunduğu gibi, kronik hastalığı (şeker hastalığı, yüksek tansiyon hastalığı, kalp hastalığı, panik atak hastalığı, ilerlemiş derecede Akdeniz ateşi hastalığı olanlar, kronik gastrit ve reflü hastalığı, sara (epilepsi) hastalığı, karaciğer yetmezliği hastalığı olan hastalar ve benzeri ağır kronik hastalığı) olanlarda hastalığın daha fazla şiddetlenmesine neden olabileceği için kronik hastalığı olan kişilere önerilmemektedir. Birinci derece böbrek hastalığı olan kişiler bol su içmeye özen göstererek ve doktorlarına danışarak oruç tutabileceği gibi, riskli de olabilir.

Kronik böbrek yetmezliği ve oruç 

Böbrek yetmezliği tedavisinde en temel yöntem bol su tüketilmesidir ve bu nedenle kronik böbrek hastalarının oruç tutması önerilmez. Böbrek yetmezliği genellikle tedaviye rağmen ilerleyici bir hastalıktır. Düzenli beslenmemek ve düzenli sıvı tüketmemek hastalığın ilerlemesine yol açar. Ramazan ayında böbrek hastaları, iftar ile sahur arasındaki sürede su içme ihtiyaçlarını gideremez.

Ramazan ayı sonrası hastalığını bilmeyen birçok kronik böbrek hastası ramazandan sonra bazı şikayetler ile hastaneye baş vurduklarında kronik böbrek hastalığı varlığı saptanır. Ayrıca böbrek ve idrar yollarında taş şikayeti olan hastalarında susuz kalması sonucu böbrek yetmezliği gelişebilir. Özellikle ramazan ayı yazın sıcak ve uzun dönemlerine denk geldiği zaman susuzluk ve zamanın uzun olması bu sıkıntıyı daha da arttırır. Kronik böbrek hastalarının ilaçları düzenli kullanmaları gereklidir.

Bu nedenle zaten oruç tutmaları imkansız hale gelir. Bu hastaların her şeye rağmen oruç tutmaları kendilerine ve ekonomiye zarar vermeleri anlamına gelir. “Allah” zaten insanların bilerek kendi bedenlerini ve sağlıklarını zarar vermelerini istemez. Böbrekleri normal çalışmayan kişilerin oruç tutması durumunda diyaliz tedavisine kadar gidebilen bir sonuç ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle böbrek fonksiyonlarını etkileyen hastalık varlığında ve böbrek taşı şikayeti olanlarda oruç tutmak önerilmemektedir. Bu hastalar iyileşme şansı var ise iyileştikten sonra doktor izin verir ise oruçlarını kaza edebilirler ya da maddi imkanları olanlar oruç fidyesi verebilirler.