aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sağlıklı bir kalp için 10 öneri

Sağlıkla atan bir kalp için bu yıl sigara ve sağlıksız beslenme gibi zararlı alışkanlıklarınızdan kurtulup yeni adımlar atabilir, yeni başlangıçlar yapabilirsiniz. 

Memorial Şişli Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, kalp sağlığını korumak için atılması gereken önemli adımları 10 maddede özetledi.

2017'de mutlaka sigarayı bırakın
Akciğerleri olumsuz yönde etkileyerek koroner kalp hastalıklarını hızlandıran sigara, özellikle kalp ameliyatları sonrası kullanımı sürerse ciddi sorunların kapısını aralamaktadır. Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla tahribat yaratan sigara, östrojeni parçalayarak erken menopoza neden olmaktadır. Ayrıca sigara kullanan bütün hastaların ameliyat sonrası iyileşme süreleri de ciddi anlamda uzamaktadır. Menopoz dönemindeki kadınların ve diyabetik hastaların sigara içmesi koroner kalp hastalıklarına davetiye çıkarır.

Harekete geçin!
Hareketsiz yaşam kalp sağlığı başta olmak üzere tüm vücut sağlığını olumsuz yönde etkiler. Durağan bir yaşantınız varsa, yeni yılda hareketli bir yaşam tarzı benimseyebilirsiniz. Bunun için; asansör yerine merdiven kullanabilirsiniz. Toplu taşıma araçları ile bir yere gidiyorsanız, bir durak önce inip yürüyebilirsiniz. Ev-iş yeri mesafeniz yakınsa araçla gitmek yerine yürümeyi tercih edebilirsiniz. Haftada en az üç kez bir saat veya 45 dakika yürüyüş yapabilirsiniz. Soğuk havalarda kalp sağlığı için evdeki koşu bandından ziyade alışveriş merkezleri tercih edilebilir.

Kendinize sorun: “Acaba benim kalbim nasıl?”
Kalp sağlığınızı kontrol ettirmek için uzun zamandır bir test ya da tetkik yaptırmadıysanız yeni bir planlama yapılabilir. Eko ile kalp kapaklarının durumunu öğrenebilir, ayrıca kalbinizi görebilirsiniz. Efor testi ile kalbin koroner damarları kontrol edilebilir. Bu süreçte, kan yağları ve şekerin incelenmesinde de fayda var. Menopoza giren kadınlarda koroner kalp hastalıkları çok hızlı ilerlediği için kardiyak kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiği unutulmamalıdır.

Kalp yaşınızı öğrenin ve hep genç kalmasını sağlayın
İnsanların iki türlü yaşı vardır; biri takvim, diğeri de damar yaşıdır. Yeni doğmuş bebeğin hem takvim hem de damar yaşı sıfırdır. Ancak bunlar birlikte ilerlemez. Yanlış yaşam alışkanlıkları kişiden önce kalbini ve damarlarını yaşlandırır. İnsanların 1 yaşından itibaren kalp ve damar yaşı hızla büyümeye, fiziksel yaşın onlarca yıl önüne geçmeye başlar. Sigara kalp damar yaşını 15, sınav stresi 5, obezite ise 30 yıl ilerletmektedir. 7-8 yaşlarında obez bir çocuğun damar yaşı ise en az 28'dir.

Bel ölçünüzü ve vücut kitle indeksinizi iyi takip edin
Yağların karın çevresinde toplanması, özellikle kalp-damar hastalığı riskini artırmaktadır. Karın çevresi erkeklerde 94 cm, kadınlarda 80 cm ise kesinlikle kilo alınmamalıdır. Karın çevresi erkelerde 102 cm, kadınlarda da 88 cm'den fazlaysa kesinlikle kilo vermeleri tavsiye edilir. Vücut kitle endeksinin 30'un altında olması önemlidir. Bunun için öğün aralarında atıştırmalara ve hızlı yemek yemeye son verilmelidir. Yavaş ve istikrarlı kilo vermek daha sağlıklı ve kalıcı olmalıdır. Kilo kaybı sağlıklı bir yaşam için ilk adımdır. Kilo vermek; kan basıncını, kan şekerini, kan yağlarını ve erken ölüm riskini azaltır. Yo-yo şeklinde inişli çıkışlı kilo alıp vermeler kalp sağlığı açısından oldukça tehlikelidir.

Beslenme programınızı hem renklendirin hem çeşitlendirin
Beslenmede sadece sebze ağırlıklı ya da protein ağırlık beslenmek doğru değildir. Sebze ve meyve tüketimine dayalı, çeşitliliği olan bir beslenme programı benimsenmelidir. Gün aşırı bir yumurta tüketilmelidir. Ayda birkaç kez kalp sağlığı için sakıncalı olarak adlandırılan yiyecekler tadılarak yani retoks yapılarak biyo-denge korunabilir. Yemekler tüketilirken kalori hesabı yapılarak ölçülü olunmalı, bünye tipine göre olmak üzere ortalama günlük 2500 kalori aşılmamalıdır.

Kalbiniz için yoğun efor içeren sporlardan kaçının
“Spor kalbe iyi geliyor” denilerek aşırı tempolu sporlar yapmak, kalp sağlığı için tehlikeli olabilir. Özellikle uzun yıllar önce spor yapmış veya hiç spor yapmamış bir kişinin 40 yaş sonrası ağır bir spora başlaması deyim yerindeyse felaket olabilir. 30 yaş sonrası yoğun efor içeren bir spora başlanacaksa gizli kalp riskine karşı mutlaka kapsamlı bir kalp kontrolünden geçilmelidir. Yarışma içerikli sporlar yerine düzenli egzersiz, hızlı yürüyüşler, yüzme gibi sporlar yapılması kalp hastalıkları ve kalp krizi riskine karşı koruyucudur. Egzersiz sırasında nabzın 120'nin üzerine çıkmamasına dikkat edilmelidir.

Yaşam ritminizi yavaşlatın
Üzücü olaylardan mümkün olduğu kadar sıyrılmanız kalbinizdeki yükü hafifletecektir. Huzurlu, uyumlu, barışçıl ve stressiz bir yaşam tarzı benimsenmelidir. Sürekli kendi içinizde bir gerilim halindeyseniz iç dünyanızla barışın. Evliliğinizde ve çocuklarınızla olan ilişkinizde daha yapıcı ve uyumlu bir tavır sergileyin. Hızlı bir yaşantınız varsa yavaşlayın. İş ve mesleğiniz konusunda beceri ve olanaklarınızı zorlamayın. Meditasyon-derin gevşeme yöntemlerini öğrenmek için bir psikolog veya yoga uzmanından yardım alabilirsiniz.

İşinizi daha sıkı sarılın
Çalışan kişiler günün önemli bir bölümünü iş yerinde geçirmektedir. Sevilen bir işi yapmak, iş ortamında huzurlu ve mutlu olmak ruh-beden sağlığının bütünlüğü açısından çok önemlidir. İşe sadece para kazanma gözüyle bakılmamalı, aynı zamanda bilgi, gelişim ve mutluluk da aranmalıdır. Kontrolsüz hırs ve rekabet duygusundan uzak durulmalıdır. Ofiste aşırı kahve tüketilmemeli, çalışma arkadaşlarının sigara içmesine izin verilmemelidir. Ofis egzersizleri yapılmalıdır. Genç bireylere yüklenen aşırı sorumluluk ve beklentinin çok yüksek olması kalp krizi riskini artırmaktadır.

Sevgi dolu olun
Aşık olmak kalbe iyi gelen endorfin hormonu ve phenylethylamine yani çikolatada bulunan kimyasalın salgılanmasını sağlar. Her ikisi de keyif ve mutluluk verir. Sevgi dolu bir yaşam kalp sağlığı için çok gereklidir. Mutlu yaşamayabilmek için sağlıklı bir aşk hayatına ihtiyaç vardır. Düzenli aşk hayatı olan insanların yaşam kaliteleri de artmaktadır.

Aranızda gerçekten aşk var mı

Birlikte olduğunuz kişiyle aranızdaki gerçekten ‘aşk mı?’ İşte bu sorunun cevabını bulabileceğiniz bir kaç ipucu…

Aşık…

Yaptıklarınızla ilgileniyorsa…
Eğer işinizin nasıl gittiğini merak ediyor, onunla daha az zaman geçirebilmenize neden olacak bir terfiyi bile kabul etmenizi istiyorsa, köpeğinizin nasıl olduğunu soruyor, ders programınızı ezberliyorsa… Size aşık…

Değil…

Planları hep belirsiz ise…
Arkadaşlarıyla beraber olmak için sizinle yaptığı planları değiştiriyor ya da iptal ediyorsa… Size aşık değil…

Aşık…

Hobileri paylaşıyorsa…
Çok ilgi duymasa da, sadece sizi mutlu etmek için üç Saat süren bir operaya geliyorsa, sizinle beraber olabilmek için yaptığınız aktivitelere katılıyorsa… Size aşık…

Değil…

Hasta olduğunuzda ilgilenmiyorsa…
Morali bozuk olduğu için cumartesi öğleden sonra köpeğini veterinere siz götürüyor ve Saatlerharcıyorsanız, ama o sizin için aynı şeyi yapmıyorsa… Size aşık değil…

Aşık…

Sizi sık sık arıyorsa…
Bazen sadece ne yaptığınızı merak ettiği için, bazen işiniz, arkadaşlarınız, yaşamlarınız ya da dünyada olan bitenlerden konuşmak için, bazense sadece sizi özlediğini söylemek için arıyorsa… Size aşık…

Değil…

Gelecekten hiç konuşmuyorsa…
Bir sonraki buluşmanızdan sonrası hakkında hiç konuşmuyor, beraber bir gelecekten bahsettiğinizde konuyu değiştiriyorsa… Size aşık değil…

Aşık…

Ailesine ve arkadaşlarına hep sizden bahsediyorsa…
Ailesine ve arkadaşlarına sizi, okulunuzu, işinizi, başarılarınızı, yeteneklerinizi ve arkadaşlığınızı anlatıyorsa… Size aşık…

Değil…

İlişkinizi bir sır olarak saklıyorsa…
Sizi iş arkadaşlarıyla gittiği toplantılara çağırmıyor, arkadaşlarını hiç tanımıyor, ailesinin sizin farkınızda olduğundan emin değilseniz… Size aşık değil..

Aşk acısı silinebilir mi

‘Sil Baştan’ filmi gerçek mi oluyor? Tıpkı o filmdeki gibi anılar siline biliyor mu?

İşte bu acı yaşanmışlıkların beyinden silinip silinemeyeceği yıllardır bilim adamlarının en önemli araştırma konularından biri. Uzman Nörolog Mehmet Yavuz, geçmişteki acı hatıraların etkisini azaltma konusunda tüm merak edilenleri anlatıyor…

Ön bellek ve ana bellekten oluşan beynimizde, önemli olmayan bilgiler ön bellekte kayıtlanır. Örneğin bir defaya mahsus gerekli olan bir telefon numarasını ön bellek 10 dakika için depolar ve daha sonra bu bilgi bir daha hatırlanmaz. Önemli bilgilerse ana bellekte depolanır. En son bilgiler en üstte, ilk öğrenilenlerse en altta kayıtlanır ve böylece hafıza katmanları oluşur. En üst katmanda depolanan en son bilgiler daha kolay hatırlanır.

TRAVMATİK OLAYLAR DEPOLANIYOR
Yaşanan acı hatıralar hem ana belleğe hem de sosyal hafızaya kayıtlanır. Sol prefrontal bölge psikolojik dünyamızın da merkezidir. Acı hatıralar aynı zamanda sosyal hafızaya da kayıtlandığı için, psikolojik ruh hallerimizi ve davranış tarzlarımızı da yakından etkiler. Bu nedenle travmatik olaylar depresyon, panik atak ya da diğer psikolojik bozukluklara neden olabilir. Bazen de sosyal hafızaya kayıtlanan acı olaylar, ana bellekte çoktan hafıza katmanlarının arasında kaybolup unutulduğu halde bedensel dille hatırlanır. Kişi, geçmişindeki acı travmayı tamamen unutsa bile sosyal hafıza zaman zaman hatırlayabilir. Böylece panik atak ya da diğer psikosomatik bozukluklar ortaya çıkar.

ACI ANILAR DAVRANIŞ BOZUKLUĞU YARATIYOR
Sadece ana belleğe kayıtlanan acı hatıralar, zamanla etkisini kaybedip unutulur ancak sosyal hafızaya da kayıtlanmışsa bilinçaltı dünyamıza da yerleşmiş olur. Olumsuz sosyal hafıza kayıtları ya sürekli bilinçli üzüntü haline ya da bilinçaltının yönettiği çeşitli davranış bozukluklarına neden olur.

PSİKOPATLARDA SOSYAL HAFIZA ZAYIF
Anti sosyal kişilik bozukluğu (psikopat) olanlarda sosyal hafıza çok zayıf olduğu için travmalardan psikolojik etkilenme yaşamazlar. Bu nedenle korkusuz ve duygusuzdurlar.

AŞK ACISI SİLİNEBİLİR Mİ?
Eğer tıbbi olarak ön frontal lobdaki sosyal hafızayı silmek mümkün olabilirse, travmatik hatıralar hatırlansa bile acı ve üzüntü tablosu yaşanmayabilir. Olay sadece hafızada olmasıyla kalır ve rahatsızlık vermez. Bu başarılabilirse, aşk acıları da tarihe karışmış olacak. Ancak burada unutulmaması gereken husus, acı hatıraların tamamen hafızadan silinmesi değil, acısız hale getirilmesidir.

ANILAR ACISIZ HALE GELİR Mİ?
Bu kısmen de olsa mümkündür. Günümüzde bilinç altını temizlemek için hipnoz, EFT, NLP, meditasyon gibi birçok yöntem kullanılıyor ancak bunların etkinliği şüphelidir. Kuantum olumlama tekniklerinin daha etkili olduğunu belirten Dr. Yavuz, bu yöntemlerin hiçbirinde beyne dışarıdan herhangi bir müdahale olmadığını vurguladı. Bilinçaltını temizlemede en etkin yöntemin Manyetik Stimülasyon, yani TMS uygulaması olduğunu hatırlatan Dr. Yavuz, bu teknikle acı hatıraları kısmen de olsa yatıştırabildiklerini belirtti.

TMS TEDAVİSİ BEYNE ZARAR VERİR Mİ?
Beynin sol ön bölgesine uygulanan TMS seansları, sosyal hafızayı resetleyerek psikolojik olarak kişiyi rahatsız etmeyecek pozisyona getirmektedir. TMS tedavisinin somut bir tedavi olup, manyetik bir aparat aracılığı ile direkt baş bölgesine uygulandığının altını çizen Dr. Yavuz bu tedavinin beyne zarar vermediğini belirterek sözlerini tamamladı.

HABERTURK.COM

İlk Cinsel Deneyim Korkusu Nasıl Aşılır ?

Korku dolu ilk gece hikayeleri, ilk cinsel deneyimi kabusa çevirebilir. Korkunun nedenlerini bilerek ilk ilişki korkusunu yenebilirsiniz…
Cinsellikle ilgili korku dolu hikayeler, dini ve sosyal kurallar, insanları cinsellikten korkar hale getirebildiğinden, çoğu kişi ilk ilişki endişesi yaşıyor.

İlk cinsel deneyim, kadınlarda kızlık zarının parçalanacağı, çok büyük acı duyulacağı, oluk oluk kan fışkıracağı ilk cinsel deneyim hikayeleri, erkeklerde ‘milli olma’ mertebesine ulaşmaya, ‘erkek’ olma önemi atfedilmesinden dolayı, her iki cins için de bir korku unsuru olarak ortaya çıkıyor.

Erkekler neden korku yaşar?
Ataerkil düzenin sürdüğü her toplumda erkekler ilk cinsel deneyim korkusu yaşarlar. Çünkü bu kültür, erkeğin cinsel ilişkisine ‘erkek olma’ anlamı yükler. Erkeklerin ‘milli olması’ gerektiği, fazla sayıda kadınla cinsellik yaşamasının beklenen bir şey olduğu, yani skora dayalı bir cinsellik anlayışının hakim olduğu kültürde, cinsellikle güç birleşiyor.
Erkeklerin kadına karşı hoyratlığı, bir kadına ‘sahip olma’ yaklaşımı, bu güç kanıtlama isteğinin uzantısı niteliğindeki fanteziler aslında.

Dolayısıyla ilk ilişki, yaşanması gereken doğal bir cinsellikten ziyade, aşılması gerek bir sınav erkekler için. Akıllarına yerleşen düşünce, kendilerine verilecek olan ‘milli’ makamına ulaşma isteği sadece. Erkekler, bunun içini nasıl dolduracakları ve sürdüreceklerine ilişkin de çok büyük endişe taşırlar.

Kadınlar neden korku yaşar?
Toplum, erkeklerin evlenmeden önce pek çok kadınla birlikte olmasını olumlu karşılarken, kadınların cinsel deneyim yaşamasını evlilikten önce yasaklar. Dolayısıyla pek çok kadın için evlenmek, ilk gece korkusunun da başlaması anlamına gelir.

Çünkü o güne kadar duyduğu cinsel ilişki hikayeleri, cinsel birleşmede büyük bir acı yaşanacağı inancı, kızlık zarının yırtılmasının vajinanın parçalanması olarak algılanması; kadınların evlendiği halde cinsel ilişkiye girememelerine, vajinismus ya da cinsel soğukluk sorunu yaşamalarına yol açıyor.
Bu korku nasıl aşılabilir?
Cinsellikle ilgili kaynaklar, hep erkeklerin ne yapacağı konusunda bilgi içeriyor. Sakin olmalı, kadına yol gösterici olmalı, kadının cinsel organına, göğüslerine dokunarak onu uyarmalı gibi birtakım bilgiler veriyor. Burada kadının ancak evleneceği erkekle birlikte olması onaylanırken, bir taraftan da erkeğin yaşadığı korku görmezden geliniyor. Çünkü korku, ‘erkeklik’ kavramının içine yakıştırılamıyor aslında.
Erkeklere yol gösteren bilgiler işe yarayabildiği gibi tam tersi, kadını rahatsız edici etki de doğurabiliyor. Çünkü asıl bilinmesi gereken, cinselliğin karşı tarafla birlikte yaşandığı gerçeği. Birisinin reçetesi bir başkasına uymayabilir. Kadın ve erkek, birbirlerine göre kendilerini ayarlamayı, birbirlerini nasıl rahatlatacaklarını yaşayarak fark etmekle işe başlamalılar.

Cinsellik doğal bir olay olduğuna göre, bunu unutmadan her şeyi kendi haline bırakmak, dokunuşlardan haz almaya odaklanmak, ilk deneyimi yaşamak için rahatlamanın bir yoludur.
Cinselliği sadece cinsel organa indirgemeden, ilk deneyimini yaşayacak olan tarafa dokunuşlarla zevk vermeye çalışarak, belki cinsel birleşmeyi daha sonraya bırakarak, korkunun üstesinden gelmek mümkün.
Ne zaman tedavi gereklidir?

İlk ilişki aklınıza geldiğinde elleriniz, ayakları titiriyorsa, korkudan bayılacak gibi oluyorsanız, bu nedenle birisiyle tanışmaktan, görüşmekten, birinin size dokunmasından irikiliyorsanız, kimsenin sizinle tensel temas kurmasını istemiyorsanız, bu şekilde cinsellik yaşamanız mümkün değil. Çünkü korku, cinsellikten çok daha büyük bir sinyaldir beyne gönderilen.

İlk ilişki korkusu nedeniyle ereksiyon problemi yaşayan erkekler ya da ilişkiye hazır hale gelmeyen, vajinismus olan ve cinsel soğukluk yaşayan kadınların sayısı oldukça fazla.

Kendinizde ilk ilişkiye dair yüksek endişe belirtileri görüyorsanız ve sürekli ilişkiden kaçma eğilimindeyseniz, bir uzmandan yardım almanız yerinde olur. Psikoterapi ile ya da pskikoterapiyle eşzamanlı olarak ilaç tedavisiyle bu korkunuzun üstesinden gelebilirsiniz.

Kadınlar hangi durumlarda erkeği kıskanır

Yapılan bir araştırmaya göre kadınların erkekleri cinsellik yönünden kıskandığı ortaya çıktı.

Uzmanlara göre, çoğu kez kadınlar az veya çok, erkeğin cinselliğine karşı kıskançlık duyguları besliyor. Yine uzmanlar, erkeğin boşalması ve bununla ilgili refleks hareketlerinin kadının kendi orgazmından çok daha fazla zevk verici bir şey olduğuna inandığını ifade ettiler.

Kadının cinsel soğukluğunun nedeni
Derlenen bilgilere göre, bazı psikoanalizciler, dişinin karakter özelliklerini, kadının erkek cinselliğine karşı duydukları kıskançlıkla bağdaştırıyor. Bunlar çok fazla belirgin duruma geldiğinde, kadının cinsel soğukluğunun nedenini bu kıskançlıkta buluyor.

Çoğu kez ortalama kadının az veya çok, erkek cinselliğine karşı kıskançlık duyguları beslediğinin belirlendiğini anlatan uzmanlar, “Bazıları ise erkeği cinselliği yüzünden kıskanır. Çünkü erkek cinselliğinin cinsel ilişkide daha büyük avantajları vardır” dediler.

Bununla birlikte erkeğin boşalması ve bununla ilgili refleks hareketlerinin kadının kendi orgazmından çok daha fazla zevk verici bir şey olduğuna inandığını kaydeden uzmanlar, “Birçok kadının cinsel organları birleşmiş durumda cinsel birleşim sırasında hareketsiz kalmaları ve eşlerinin boşalmasından sonra orgazma ulaştıklarında, kocalarının uzun zaman içlerinde kalmalarına direnmeleri işte bundandır. Daha deneyimli kadınlar, bu bilinçaltı isteklerini leğen kaslarını ustaca hareket ettirmekle tatmin eder” diye konuştu.

KUMRU KUŞU HAKKINDA BİLGİ ? ÇİFTE KUMRULAR SÖZÜ

Kumru dediğimizde bazı insanlara ilçelerinin ismini, bazılarına cadde ve sokak isimlerini, bazılarına da sevgiliyi
 anımsatır. Yaşanılan çevredeki kullanımına göre, insanlardaki algılayış şekli de farklılık gösterir. Kumru ismi, çok farklı anlamlarda kullanılmıştır. Tabi ki bunlardan bir tanesi de; Kumrugiller familyasından olan, çeşitli tonlarda gri, kahverengi ve kızıl renkleri bulunan, az-çok karışık tüylü bir güvercin türüdür.



Kumru dediğimizde bazı insanlara ilçelerinin ismini, bazılarına cadde ve sokak isimlerini, bazılarına da sevgiliyi
 anımsatır. Yaşanılan çevredeki kullanımına göre, insanlardaki algılayış şekli de farklılık gösterir. Kumru ismi, çok farklı anlamlarda kullanılmıştır. Tabi ki bunlardan bir tanesi de; Kumrugiller familyasından olan, çeşitli tonlarda gri, kahverengi ve kızıl renkleri bulunan, az-çok karışık tüylü bir güvercin türüdür.
Kumru kuşunun boynunun yanında siyah ve beyaz benekleri bulunur. Kuyruğu oldukça uzun, kuyruk ucu genellikle siyah ve beyaz renktedir. Türk Kumrusu adı verilen cinsinin ise uzunluğu 31 cm civarındadır. Mavi- kül rengi olup başı ve boynu genellikle şarap rengindedir. Küçük Kumru denilen bir türü daha vardır. Bu türün uzunluğu 26 cm’dir.

Kumru, kuşlara biraz ilgi duyan veya duymayan, hemen hemen herkesin bildiği ve sevdiği güzel bir kuş türüdür
. Kumrular, muhabbetin sembolü olmuş bir kuş türüdür. Muhabbeti, aşkı çağrıştırırlar. “Kumrular gibi sevişmek” deyimi; iki sevgilinin birbirine duydukları derin muhabbeti, aşkı, sevgiyi anlatmak için kullanılır. Aşık ve Maşuk ikilisi için genellikle “ çifte Kumrular” tabiri kullanılmıştır.
Kumrular, genellikle Afrika ile Anadolu parklarında yaşamaktadırlar. Avrupa’da da Kumrular son zamanlarda büyük bir ilgi görmeye başlamıştır. Gülen Kumru veya evcil Kumru ise, beyaz renklidir ve genellikle bunlara halk arasında Kumru denilmez daha çok güvercin diye tabir edilirler. Kumrular, eylül sonlarına doğru ılıman bölgeleri terk ederler ve sıcak bölgelere doğru göç ederler.
Kumrular, aşkın, muhabbetin sembolü oldukları için şiirde de kendilerine çok büyük yer edinmeyi başarmışlardır. Eski divan şiirinde aşık kendisini, sevgilisi için dem çeken bir Kumru’ya benzetmiştir. Aşıklar kendi gönüllerini bir Kumruya benzetirler ve sevgilinin göz çukurlarını Kumrunun yuvasına benzetirler. Kumru da tıpkı bülbül gibi aşkın sembolü olmuş durumdadır.




Yunan Aşk Tanrısı Eros Hakkında Bilgi

Yunan Aşk Tanrısı Eros                                                            

Eski Yunancada aşk veya sevgi için kullanılan dört ayrı sözcük vardı: Agape, Eros, Philia, Storge. “Storge” aile sevgisini, “philia” arkadaşça sevgiyi, “agape” gerçek aşkı, “eros” ise tutkulu aşkı ifade ediyordu. “Eros"un (Eρως) "agape"den farkı, ilk görüşte duyulan aşkı, tensel çekimi, karşıdakini arzulamayı ifade etmesidir ki dilimize de yerleşmiş "erotik” sözcüğünün kökeni de odur. İşte Eros, Yunan mitolojisinin herhangi iki karakteri arasında bu çekimi ansızın oluşturabilen Yunan aşk tanrısıdır. İlk mitolojik kaynaklarda evren meydana gelmeden önceki madde içermeyen boşluktan (Khaos) türeyen ilk tanrılardan biri olarak geçen Eros, daha sonraki dönemlerde güzellik tanrıçası Afrodit ile savaş tanrısı Aresin oğlu sayılmıştır. Ilyada şairi Homeros, Eros'tan bahsetmez, gelgelelim filozof Parmenides, Eros'un geri kalan tüm tanrılardan önce meydana geldiğine inanır. Eros hep kanatlı hayal edilmiştir, ama elinde ok ve yay olan küçük, muzip, tombul suratlı bir çocuk (cupid) olarak tasvir edilmesi, sonradan, bazı satirik şiirlerin etkisiyle gerçekleşmiştir. Roma mitolojisinde Cupido ve Amor adıyla bilinen aşk tanrısı Eros‘un Yunan mitolojisinde çocuğu olmadığı gibi, Psyche'yi saymazsak, kendi başından geçmiş bir aşk hikayesi de yoktur.


Eros-Psykhe



Eros-Psykhe



Aşk ve ruh ayrılmaz bir bütündür. Tüm aceleciliği ve merakı sayesinde Erosu kaybetmiş olan Psykhe uzun sıkıntılı bir arayıştan sonra yine bulur onu. Hikaye uzundur. Eski zamanlarda bir kralın üç kızı vardı en güzelleri ise en küçüğü idi. Güzelliği dillere destan olan bu kız Aphrodite’nin tepkisini çekmişti.


 Çünkü artık kimse ona tapmıyor ve sunu sunmuyordu. Eros’tan ona okunu atıp dünyanın en çirkin yaratığına vurulmasını sağlamasını istedi. Ama Eros’un ona aşık olabileceğini unutmuştu. Görünce yüreğine kor düştü Eros’un. Annesine görevimi yaptım dedi günler geçiyor ama kız değil aşık olsun tek bir talip bile çıkmıyordu. Bu sefer Apollon’a gitti. Ondan kızın anne ve babasına kızlarını kurban etmezlerse bir felaket getireceğini söylemesini istedi. Eros daha önce davranmıştı.

 Apollon rüyasını girdi kızın ebeveynlerinin, onlarda irkilerek kahine danışmaya gittiler. Kahin onlara “kızlarını siyahlar giydirip bir tepeye bırakmalarını ve kanatlı bir yılanın gelip onu yiyeceğini” söyledi. Denilen yapıldı aile ağlıyordu kız ise “artık kurtuluyorum başıma bela olan bu güzellikten dedi” onlara. Oturup beklemeye başladı bir uyku bastırdı aniden, tatlı bir yel alıp onu başka bir yere götürdü. Uyandığında bir sarayın önünde idi. İçeri girdi bir ses ona”Hoş geldiniz evinize biz sizin uşağınız” dedi.

 Ortalıkta kimseler yoktu. İçeri girdi ve yıkanıp kokular süründükten sonra sofraya oturdu. Yemek yerken ses “Gece yarısı kocanız yatağınıza gelecek” dedi. Sevindi demek evliydi. Tam denilen saatte birisi uzandı yatağa ama ışık olmadığı için göremedi.

 Günler böyle geçiyordu. Bir gece kocası “bak kardeşlerin senin bırakıldığı tepeye tırmanıyor” dedi. Kız onları görmek istediğini söyleyince “olur ama dedikleri hiçbir şeyi yapmayacaksın” der. Kız kabul eder. Hoş karşılar ablalarını hediyeler verir onlara dönerken. Kısa bir süre sonra yine aynı şeyler olur fakat bu sefer kıskanç ablalar baskın gelir. 

Ona bir çırağı ve hançer vererek kocası olan canavardan kurtulmasını isterler. Kız gece yarısı çırağı yakar ve bakmak arzusu duyar öldürmeden önce yüzüne yaklaştırır ışığı yakışıklı ve güzel bir delikanlı yatmaktadır. 

Heyecanlanır, sıçrayan bir damla yağ omzuna düşer delikanlının hemen uyanır ve kaçar gider arkasından bir ses “Güvenin ve sadakatin olmadığı yerde aşk yaşayamaz” der. Anlar ki kocası aşkın kendisidir. Ardına düşer arayıp bulmak için ama boşunadır.

 Sonunda Aphrodite tapınağına sığınır ve yardım ister, hiç kaçırır mı bu öç fırsatını Aphrodite. Sayısız zor işe koşar ama her seferinde kız yardım görür üstesinden gelir işlerin. Sonunda Eros kaçar kapatıldığı yerden karısını alır ve Zeus’un huzuruna çıkar. Evlendirir onları Zeus ve ölümsüz yapar Psykhe’yi Aphrodite de sever bundan böyle gelinini ve aşk ile ruh ayrılmaz bir bütün olurlar.