Erkek Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Erkek Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çocuk sahibi olmak isteyen erkekler için sperm diyeti

Domates, ceviz, kabak çekirdeği, mercimek, yaban mersini, nar, su, siyah çikolata….

Çocuk sahibi olmak isteyen bir çift misiniz? Unutmayalım ki erkeklerin yaklaşık yüzde 50 sinde sperm sayısı olması gerekenin altında.Yani mililitrede 15 milyondan az. Her altı çiftten biri gebe kalmakta güçlük yaşıyor ve bu olguların yüzde 20'sinde sorun düşük sperm sayısı ve kalitesi.

Yapılan son araştırmalar, sperm kalitesinin sperm sayısından daha önemli olduğunu ortaya koyuyor. Spermler “oksidatif stress” adı verilen serbest radikallerin etkilerine çok duyarlı ve savunmasız. Serbest radikal denilen moleküller ise spermin fonksiyonuna ve canlılığına zarar verebilen, hücresel yıkım ile ilişkili oluşumlardır.

Kötü ve dengesiz beslenme, sigara dumanı,hava kirliliği ve çevresel kirlilik gibi olumsuz yaşam faktörleri,spermde hasara yol açarlar. Normalde semenin içerdiği doğal antioksidanlar bu hasara karşı savunma mekanizması rolünü üstlenirken, yukardaki olumsuz etkiler bu savunma sistemini de etkilediyse, sperm çok fazla hasar görebilir.

Bu konuda esas amacımız hem serbest radikallerin oluşumuna neden olan potansiyel sebepleri ortadan kaldırmak hem de antioksidan gıdalarla hasarı geri döndürmek olmalı. Peki nasıl?

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, nardan, siyah çikolataya uzanan ve sperm kalitesini olumlu etkileyen 10 besin maddesi hakkında şu bilgileri verdi:

Domates
Domates “likopen” adı verilen antioksidan için en iyi kaynaklardan biridir. Yapılan çalışmalarda bu maddenin sperm hareketini ve aktivitesini artırdığını kanıtlamıştır. Likopen pişmiş ya da işlem görmüş domateste daha fazla bulunur. Hele zeytinyağıyla beraber tüketilmesi daha da etkili olmaktadır.

Ceviz
Ceviz, omega 3 açısından zengin bir kaynak olup, her gün tüketilen 1 avuç ceviz sperm sayısı, hareketi ve şeklini olumlu etkiliyor. Besinlerle karıştırılabilir ya da kan şekerinin düştüğü saatlerde de tüketilebilir.

Kabak Çekirdeği
Sperm gelişiminde ve testosteron üretiminde önemli rol oynayan çinko açısından çok zengin bir besindir. Başka vitamin ve mineralleri de içerir. Çiğ olarak salatalarla tüketilebilir.

Mercimek
Hem kadın hem de erkek üremesinde öneme sahip olan “doğal folik asit” kaynağıdır. Özellikle erkekte düşük folik asit düzeyleri, spermin kromozomal anomalilerine sebep olabilir. Vejeteryanlar için de mükemmel bir protein ve lif kaynağıdır.

Yabanmersini
Mükemmel bir anti enflamatuar ve antioksidandır. Sperm parametrelerinin hepsinde olumlu etkileri vardır. Günde bir avuç tüketilmesi yeterlidir.

Su
Sperm sayı ve kalitesini olumlu etkilemenin en basit yolu yeterli su içmektir.

Nar
Adeta süper gıda diyebiliriz “nar” için. İltihap önleyici, kan dolaşımını düzenleyici ve testosteron üretimini artırıcı etkiye sahiptir.

7 hafta boyunca, her gün nar suyu içen sıçanlarda, sperm hasarını önleyen antioksidanların üretiminde artış saptanmıştır. Üstelik bu ülkemiz kaynaklı bir çalışmadır.

Siyah Çikolata
Sperm sayısını ve hareketini düzelten ve de ejekülat volümünü artıran bir amino asit olan L-arginin, siyah çikolatada bol miktarda bulunur. Çikolata daha siyah oldukça, faydası da daha fazla olmaktadır. Özellikle yüzde 85 kakao oranı içerenler tercih edilmelidir.

İŞTE VAZGEÇİLMESİ GEREKEN İKİ ŞEY

Cafein
Yapılan çalışmalarda kafeinin sperm sayısı üzerine olumsuz etkisi olmamakla beraber, şekil ve hareketini olumsuz etkilemektedir.

Diyet İçecekler
Yapay bir tatlandırıcı olan “aspartam” sperm sayısını azaltır ve DNA hasarına yol açar. Bu nedenle yapay tatlandırıcılı içeceklerden de uzak durmak gerekir.

Türk erkeğinin ayrılık klişeleri

Evlenmemek için kıvranan Türk erkeğinin komik ayrılık gerekçeleri.

Dikkat! Bu gerçekleri sıralamaktaki amaç, evlenmeme hakkını kullanan erkeği karalamak değildir. Tek gaye, gerçek duygularını ifade etmek yerine yalan söyleyen, bu yalanları da yüzüne gözüne bulaştıran erkeği en azından biraz yaratıcı olmaya davet etmektir.

Sen daha iyilerine layıksın

Çok merak ediyorum. Ben daha iyilerine layıksam sen kimlere layıksın? Bunca zaman bana layık olmadığını bildiğin halde niye benimle oyaladın kendini? Bırak beni sana yazık olmadı mı?

Ben sana göre değilim

Soru 1: Neden?
Soru 2: Bunu tam olarak ne zaman anladın?

Peki sen kime, kimlere göresin! Bana başka kadınlarla ilgili olan kısmı değil, seninle ilgili olan kısmı anlat. Niye? Akla yakın birkaç sebep sırala.

Benden koca olmaz

Bu cümleyi direkt şöyle çevirmek gerekir: Senden koca değil hiçbir şey olmaz! Benim de seninle işim olmaz!

Evliliğe hazır değilim

Ana rahminden çıkamamış Türk erkeğinin evliliğe hazır olması zaten skandaldır. Hazır hissettiğini söyleyenlere de dikkat etmek gerekir. Zira kendine bir hayat arkadaşı değil yeni bir anne arama ihtimali yüksektir!

Baba olmaya hazır değilim

Hoppala! Evlenmek eşittir çocuk mu? Belki çocuk istemiyor kadın, sadece evlenin istiyor. Olamaz mı? “Seni galiba sevmiyorum, sanki Nazlı daha güzel” diyemiyorsun. “Bu sene de bekâr gezelim” demeye dilin varmıyor. “Annemlerin evinde çok rahatım ya” desen hiç olmaz. Ama böyle de kafasını vitrinin altına saklayınca görünmediğini sanan poposu dışarıda kalmış kediye benziyorsun. Ve bilesin, onun kadar sevimli değilsin!

Maço erkeklerin spermi meğer...

Kaslı ve maço erkeklerin sperm kalitesi maço olmayanlardan daha düşük çıktı

Bu haberden sonra kadınların en kaliteli ve en uygun kişiyi bularak çiftleşmek için kriterlerini yeniden gözden geçirmeleri gerekiyor.

İspanya'da yapılan bir araştırmada yakışıklı erkeklerde sperm kalitesinin daha iyi olduğu rapor edilmişti. Yakışıklı erkekleri üzecek haber Avustralya'dan geldi.

Avusturalyalı erkeklerden yapılan geniş sperm örneklemesinde, erkekteki çekicilikle sperm kalitesi arasında bir korelasyon saptanamadı. Yani görsel çekicilikle üreme potansiyeli ilişkili değil.

Evrimsel Biyoloji isimli bilim dergisinde yayınlanan, 18-35 yaş aralığında 118 erkekle yapılan araştırmanın detayları hakkında bilgi veren Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, sert, erkeksi görünüme sahip erkeklerin diğerlerine göre sperm kalitesinin daha düşük olduğunu kaydetti.

Op. Dr. Betül Görgen, şunları söyledi:

“İnsanda fiziksel çekiciliğin temel mekanizması, üremek için en uygun, en kaliteli üreyebileceği partneri seçmektir. Dış görünüşle üreme kapasitesi arasında bağlantı olduğunu öne süren pek çok hipotez bu temele dayanır. Örneğin kadınlar eş seçerken, erkeğin kendi cinsiyetini ortaya koyduğu davranışlardan güvenilir bilgiler edinirler.

Cinse özgü çekicilik, eş seçimi ve üreme partneri açısından önemli bir kavramdır. Cinsel olarak çekici ve yüksek üreme kapasitesine sahip olan bir partner sağlıklı nesiller oluşması için gereklidir.

Fakat yeni çalışmaya göre maço yüzlü erkekler maço spermlere sahip değiller. Bilim adamlarına göre daha sert yüz hatlarına sahip erkekler, yumuşak yüz hatlarına sahip olanlardan daha kötü sperm kalitesine sahipler.

Daha önce yapılan bazı çalışmalarda ise kalın sesli erkeklerde daha düşük sperm sayısına rastlanmıştı. Bunun muhtemel sebebi yüksek testosteronun sperm yapımını bozması olabilir.
Kalın ses ve gelişmiş kaslar kadınları etkileme konusunda yarışı önde götürebilir fakat cinsel güç söz konusu olunca yarışta geride kalır. Erkeksiliğin göstergeleri ile sperm kalitesi arasında bağlantı bulunamamıştır.”

Babalar da Lohusa Oluyor (mu?)

Bazı araştırmalar doğum öncesinde ve sonrasında erkeklerin de hormonal değişmeler yaşayabildiklerini ortaya koyuyor. 

Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Uzman Klinik Psikolog Yekta Korkmaz, bu nedenle babaların da anneler kadar bu süreçten etkilenebildiğini ve bu yeni duruma uyum sağlamak konusunda zaman zaman sorunlarla karşılaştıklarını anlattı.

Doğum sonrası babalar da anneler kadar şaşkın ve heyecanlıdır. Hayatlarını değiştiren bu mucize, mutlulukla beraber birçok duyguyu canlandırır. Anneler gibi süreçten etkilenen babaların da lohusalık döneminde duygusal durumlarında değişimler ortaya çıkar. Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Uzman Klinik Psikolog Yekta Korkmaz, yapılan araştırmaların yeni babaların yüzde 10'unun lohusalık depresyonu ile karşı karşıya kaldıklarının ortaya koyduğunu kaydetti.

Uzman Klinik Psikolog Yekta Korkmaz, çocuk sahibi olan erkeklerin psikolojilerinde meydana gelen değişiklikleri ve yaşadıkları süreçle ilgili şu bilgileri verdi;

“Ebeveynlerin hayatlarına giren bu yeni üye, bütün duyguların daha uç noktalarda yaşanmasına, davranış ve düşüncelerin değişmesine neden olur. Bebeğin dünyaya gelişiyle birlikte uykusuz geceler, sorumluluklar, hayat tarzları, öncelikler büyük ölçüde değişir. Bu mucizevi oluşum baba olan erkeğin hayatına birçok farklılık katar. Bu yeni üye babasının hayatını daha anlamlı ve düzenli kılar, duygusal olarak çok farklı güçlü hissettirir, sorumluluk duygusu katar. Bu eşsiz ve tarifsiz duyguların yanı sıra değişen hayatına alışma sürecinde olumsuzluklar da yaşanabilir.

BABA OLMAK EŞ OLMANIN ÖNÜNE GEÇER
Babalar da anneler gibi bu büyük değişime ayak uydurmaya çalışırken zorlanabilir. Uykusuz geceler, değişen eş rolleri anne-baba olmanın eş olmanın önüne geçmesi, değişen sosyal hayat, artan sorumluluk duygusuyla beraber kaygılanan babalarda duygu değişimleri görülebilir. Bu bocalama dönemlerinde bazı erkekler daha sinirli, gergin veya içe kapanık olabilir.

Lohusalık dönemi her iki ebeveyn içinde hassas bir dönem olduğundan aile yapısı da etkilenir. Özellikle babaların yaşadığı lohusalık durumu eşi çok etkiler. Bu dönemi yaşayan erkekler kendilerini çoğunlukla geri çeker, eşleri de sevilmediklerini düşünerek kendini terk edilmiş gibi hissedebilir. Bu da aile yapısını sarsacak sorunlar oluşturabilir. Eşlerin bu dönemde birbirine destek olması, anlayışlı olması ve birbirlerini ihmal etmemeleri gerekir. Ebeveynler, anne baba olmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşarken eş olmanın hazzını da yaşamalıdır. Unutulmamalıdır ki; ebeveynler huzurlu olursa çocuklarda huzur bulur, bu nedenle her iki ebeveynin ruh sağlığı, birbirlerine yaklaşımları çok önemlidir.

Bir babanın lohusa döneminde olduğunu nasıl anlarız?
Bu bocalama döneminde babanın davranışlarında da değişmeler görülebilir.
Eşiyle iletişimi azaltıyorsa, sürekli tartışıyor veya karışıyorsa,
Çok gergin veya sinirliyse,
Ruh halinde dalgalanmalar gözleniyorsa,
Diğer zamanlara göre daha içe kapanıksa,
Bebeğe uzak duruyorsa,
Mutsuz, hayattan zevk almıyorsa,
Arkadaş ve aileden uzaklaşma varsa bu kişilerde babalık lohusası düşünülebilir.

LOHUSA DÖNEMİ YAŞAYAN BABALAR NE YAPMALI?
Bu dönemde en önemli faktör şüphesiz eşlerin birbirine yardımıdır. Her iki ebeveyn de bir alışma sürecinden geçerken korkuların olması, iniş çıkışlı duyguların yaşanması çok normaldir. Bu dönemde özellikle erkeklerin daha sabırlı davranması, anneye yardım etmesi, bebeğin ihtiyaçlarını gidermeye yardımcı olması, birbirlerine zaman ayırmaları çok önemlidir. Dünyanın en güzel duygusunu yaşarken birbirine destek olmak, sevgi ve şefkatle yaklaşmak hem eşleri hem bebeği birbirine bağlayarak ilişkiyi güçlendirir.

LOHUSALIK UZARSA UZMAN DESTEĞİ ŞART
Doğum sonrası ilk süreçlerin bocalama dönemi olduğundan bahsetmiştik. Bu dönemde paniğe kapılan baba, "Eyvah, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” psikolojisine kapılabilir. Bu ilk aşamada normal kabul edilir. Ancak bu durumun uzamasıyla beraber lohusa babalık belirtileri görülüyorsa bir uzman desteğine ihtiyaç var demektir. Bebeğin dünyaya geldiği ilk dönemler ebeveynlerle ilişki kurma ve güven duygusunun aşılanması için çok önemlidir. Bu dönemde yoğun olumsuz duygulara kapılan baba, uzun süre bunu yaşarsa bebeğiyle güvenli ilişki kuramayabilir. Bu nedenle yaşanan kaygının bebekle ilişki kurmayı etkilediğini düşündüğü an bir uzman desteği almak sorunu kısa sürede çözecektir.“

Sağlıklı andropoz için günde en az 2 bardak süt

Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Oğuz Özyaral kadınlar için tavsiye edilen sütün, erkekler için de çok önemli olduğunu, düzenli süt içen erkeklerin andropoz dönemini rahat geçireceğini söylerken, sütün gece yatmadan iki saat önce içilmesi gerektiğinin de altını çizdi…

Süt kadınlar için olduğu kadar erkekler için de önemli…
Doç. Dr. Oğuz Özyaral “İnsanlarda kemik yoğunluğunun gelişimi en fazla 20'li yaşlara kadar devam eder. Çocukluk ve gençlik yıllarında yeteri kadar süt tüketimi, kalsiyum ve fosfor açısından kemik mineralizasyonunu sağlar. Bu yaşlarda eğer yeteri kadar süt ürünleri tüketilmez ise 30'lu yaşlardan sonra kemik deformasyonları ve kemik erimesi ortaya çıkma riski artar. Erkeklerin andropoza girmeden önce ileri yaşlarda güçlü bir kemik yapısına sahip olabilmeleri için derhal süt tüketimine başlamaları gerekir. Günde 2-3 bardağı sütün yanı sıra sabah kahvaltıda 2 kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynir ve ara öğünlerde bir kâse yoğurt tüketimi osteoporozla beraber gelişebilecek olan kemik erimesi ve doku kayıplarını önlenebilecektir.” dedi.

Süt kalp hastalıkları ve diyabet riskini azaltıyor…
Sütün ana yapısının insanın sağlıklı yaşamsal ihtiyaçlarına cevap verecek olan karbonhidrat, yağ, protein, vitamin, mineraller ve % 87 sinin sudan oluştuğunu belirten Doç. Dr. Oğuz Özyaral “Hayvansal yağ olmasına rağmen 100 ml. sütteki kolesterol oranı 12 gramı geçmez. Bir karbonhidrat olan ve süt şekeri olarak tanımlanan laktoz ciddi bir enerji kaynağıdır. Böylelikle içeriğindeki kalsiyum, D vitamini ve fosfor ayrıca mangan sayesinde süt kemik kitlesini korur ve dişleri güçlendirir.

Protein yapısı ayrıca önemli bir enerji kaynağıdır, kas dokusunu oluşturur ve güçlendirir, böylelikle büyüme ve gelişmeyi hızlandırır. Bunun yanı sıra potasyum kan basıncının düzenlenmesini sağlar ve kemikleri korur. Sütün yapısında yer alan Vitamin B12 ise kırmızı kan hücreleri ile sinir dokularını korur. Vitamin zenginliği açısından A C ve K vitaminlerine sahiptir. Bunlar vücudun bağışıklık sistemini korur, güçlendirir. B2 vitamini olarak da bilinen Riboflavin tüketilen gıdaları enerjiye çevirir, uçuk gelişimini önler. Niacin ise şeker ve yağ asitlerini metabolize eder. İngiltere'de yapılan bir çalışmada Galler bölgesinde devamlı ve düzenli süt tüketen erkeklerin tüketmeyenlere oranla daha az kardiyovasküler hastalıklarla karşılaştığı gösterilmiştir.

Yapılan bilimsel çalışmalarda az yağlı süt ve/veya süt ürünü tüketen erkeklerin tükettiği süt miktarı arttıkça diyabet gelişim riskinin hızla düştüğü gösterilmiştir.” diye konuştu.

Baba olmayı ertelemeyin

Kısırlık, Dünya Sağlık Örgütü'nün dünya nüfusunu tehdit eden hastalıklar sıralamasında kanser ve kalp-damar hastalıklarından sonra üçüncü sırada yer alıyor.

Kısırlık denilince aklımıza ilk olarak kadın kısırlığı geliyor. Oysaki erkek kısırlığı da hiç de küçümsenmeyecek oranlarda karşımıza çıkıyor. Kısırlık vakalarının yaklaşık %30'unda erkekte, %30'unda kadında ve %30'unda ise hem erkekte hem de kadında problem vardır. Ailelerin %10'u ise ‘açıklanamayan kısırlık’ grubundadır. Yani erkek kısırlığı ile kadın kısırlığının görülme oranları aynıdır.

Bugüne kadar hep kadınlara uyarılar yapıldı. 'Kariyer uğruna anneliği ertelemeyin’ denildi. Peki ya erkekler?

Onların da baba olmayı ertelememesi gerekmiyor mu?
Erkek üreme sağlığını etkileyen pek çok sebep var. Geçirilen enfeksiyonlar, kabakulak, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, antibiyotikler ve kemoterapi; erkeklerde kısırlığa neden olabilir.

Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, “Kısırlık sorununu sadece kadınlar yaşamıyor. Erkekleri de etkileyen kısırlığı hafife almayın, 'Erkek adam kısır olur mu?’ demeden önce mutlaka bir uzmana başvurun” diyerek erkekleri uyarıyor.

Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Seval Taşdemir, erkek kısırlığı hakkında bilgi verdi:

Erkek üreme sağlığını; hormonlar, sperm üretimi, sperm kanallarında spermin taşınması ve cinsel fonksiyonlar etkiler. Bunlardan herhangi birindeki bozukluk, infertiliteye (kısırlık) neden olur.

AKDENİZ ANEMİSİ VE KİSTİK FİBROZ OLUMSUZ ETKİLİYOR
Cinsiyet kromozomlarındaki birçok bozukluk infertiliteye neden olur. Bu vakaların birçoğunda testisler ve sperm üretimi olumsuz etkilenmiştir. Cinsiyet kromozomlarını etkilemeyen genetik bozukluklar da infertiliteye neden olabilir.

Bazı kas hastalıklarında, orak hücreli anemide, Akdeniz anemisinde ve mesaneye ait bozukluklarda infertilite sık görülür. İnfertilitenin eşlik ettiği diğer bir hastalık olan kistik fibroz vakalarında ise meni miktarı ve sperm sayısı azdır. Bu vakalarda sperm kanalları gelişmemiştir.

SİGARA, ALKOL VE İLAÇLAR ZARAR VERİR
Sigara; sperm sayısını, hareketini ve yapısını olumsuz etkiler. Sigara içen erkeklerin eşlerinde düşük ihtimalinin arttığı belirlenmiştir.

Alkol, sperm üretiminin bozulmasına neden olur. Kronik alkolizm vakalarında testisler küçülür ve testosteron üretimi bozulur.

Uyuşturucu maddeler sperm kalitesini ve üretimini olumsuz etkiler. Bu maddeler hormonal dengesizliklere de yol açar.

Antibiyotiklerin birçoğu, parazit ilaçları, depresyon, mide ülseri, hipertansiyon ve alerjik hastalıkların tedavisinde kullanılan bazı ilaçların, erkek üreme sağlığını olumsuz etkilediği gösterilmiştir.

KEMOTERAPİ ÖNCESİ SPERM DONDURULABİLİR
Kemoterapi ve kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar, sperm üretimine zarar verir. Bu ilaçların bir kısmının etkisi kalıcı olabilir. Kemoterapi öncesinde bu hastalardan, ileride kullanılmak üzere sperm örnekleri alınarak dondurulabilir.

Testislerde sperm üreten hücreler radyasyona çok duyarlıdır. Radyoterapi gören hastalarda sperm üretimi üç-beş yıl içinde tekrar başlayabilir. Yüksek ısı, sauna ve sıcak su banyoları sperm üretimini olumsuz etkiler.

ÜREME HORMONLARIN KONTROLÜNDE
Üreme hormonlarının üretimi ve salınması hipotolamus, hipofiz bezi ve testisler tarafından kontrol edilir. Hipofiz bezinden LH (Luteinize edici hormon) ve FSH (Folikül stimüle edici hormon) salgılanır. Bu hormonların salınımını hipotalamustan salınan GNRH adı verilen hormon kontrol eder. Testislerde testosteron üretilir ve testosteron genital organlar dışındaki dokularda androjenlere (erkeklik hormonu) ve östrojenlere (kadınlık hormonu) dönüştürülür. Hipogonadotropik Hipogonadizm, Kalman Sendromu, İzole LH eksikliği, Hiperprolaktinemi veya Postpubertal Gonadotropin eksikliği de erkek kısırlığına neden olabilir.

Erkeklerde en sık karşılaşılan kısırlık sebepleri:
Kriptorşizm (inmemiş testis)
Testis tümörleri
Testiküler travma (Testislerde meydana gelen yaralanmalar)
Varikosel (Yumurtalık torbası ve testislerin etrafında oluşan varisli damarlar)
Enfeksiyonlar
Sistemik hastalıklar
Üreme kanallarında tıkanıklık
Geriye boşalma

Karın kası estetiği ile fit bir görünüm

Estetik cerrahi ve medikal uygulamalar sadece kadınların tekelindeymiş ve çoğunlukla kadınlar bu uygulamalardan yardım alıyormuş gibi gözükse de, son yıllarda değişim yaşanıyor. Artık erkekler de bakımlarına ve estetik duruşlarına son derece önem veriyorlar

Ülkemizde erkeklerin estetik cerrahiye artan taleplerini ve en fazla hangi prosedürü talep ettiklerini Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur anlattı:

“ Ülkemizde erkeklerin estetiğe ilgisi hızlı bir şekilde artıyor. Sağlık turizmi ile gelen yabancı erkeklerin sayısı da aynı ölçüde artış gösteriyor. Bunun en büyük nedeni bana göre kadınlar. Çünkü kadınlar artık son derece bakımlı, estetik duruşlarından kesinlikle taviz vermiyorlar. Kadınlar hem eşlerini teşvik ediyor, hem de erkekler bu denli bakımlı eşlerinin yanında kendilerini de iyi hissetmek istiyorlar. İkinci neden ise, tabii ki iş hayatı… Artık herkes eğitimli, herkes kalifiye, bir üst levela geçebilmek iyi görüntüyle doğru orantılı. İş dünyası taze, dinamik, genç ve fit bir çalışan veya patron görmek istiyor. Erkek hastalarımızın mesleklerine bakarsak, mali müşavirlerden, avukatlara, emlakçılardan profesyonel sporculara kadar geniş bir yelpazede bizden yardım alan bireyler olduğunu görüyoruz.

Kliniklerimizde sadece erkek hastalarımız için tasarlanmış, geniş bir hizmet yelpazesi sunuyoruz. Bunların içinde cerrahi yaklaşımlar, lazer ve ışık tedavileri, saç ekimi, cilt gençleştirme tedavileri gibi pek çok seçenek bulunuyor. Erkeklere en fazla uyguladığımız operasyonlara bakacak olursak, birinci sırada saç ekimini görüyoruz. Karın kası estetiği veya vücut şekillendirme operasyonları, jinekomasti, liposuction, erkek cinsel organ estetiği(penis büyütme), göz çevresi estetiği gibi uygulamalar yine en fazla talep edilen prosedürlerdir.

Erkeklerde meme büyüklüğü-jinekomasti

Jinekomasti ameliyatları, erkeklerde meme dokusunun büyümesiyle oluşan estetik sorunun çözümlenmesine fayda sağlayan operasyonlardır. Gelişen teknolojiyle birlikte artık son derece konforlu jinekomasti operasyonları yapabiliyoruz. Kendi geliştirdiği teknikle kesi yapılmadan, sadece mikro deliklerle yağlı dokuya ulaşıyoruz. Yağ dokusunu çözen bu yöntem ayrıca işlemi yaparken de kesinlikle sinirlere ya da damarlara zarar vermiyor. Bu şekilde işlem tamamlandıktan sonra minimal şişlik ya da morlukla karşılaşılır ve ya hiç gözlemlenmez.

Organik Saç ekimi- kök hücrenin avantajları

Organik Saç ekimi yurt dışından gelen erkek hastalarımızın da en fazla tercih ettiği uygulamalar arasında yer alıyor. Estetik International laboratuvarlarında yaklaşık 2 senelik bir Arge çalışmasının ürünü olarak, saç ekiminin değer taşı kıl köklerinin, tamamına yakınının sağlıklı bir şekilde çıkmasını sağlayan bir tekniktir. Hastanın bölgesel yağı alınır, kök hücreden zengin hale getirildikten sonra saçsız deriye yani kel alana enjekte edilir. Bunun sonrasında saç ekimi prosedürü gerçekleştirilir. Kök hücre tüm avantajlarını bu alanda gösterir ve saçların tamamına yakını yeni nakledildiği alanda tutunur, iyileşme süresi kısalır ve daha dolgun, gür saçlar ve doğal bir görüntü elde edilir.

Karın kası estetiği ile fit bir görünüm

Üzerinde yağlanma olsa da, herkesin karın bölgesinde kasları var sadece yağ tabakası görünmelerini engelliyor ve ayrıca çalışılmamışsa belirgin değiller. Karın kası estetiğinde, liposculpture tekniğini kullanarak, kasların kıvrım yerlerine uygulama yapıyor ve bu alandaki yağları inceltiyoruz. Bu şekilde kasların kıvrım yerleri incelince kaslar belirgin hale geliyor ve baklava dilimi olarak tabir edilen görüntüye kavuşuyor. Eğer yağlanma fazla ise, karnın tamamından yağ alımı yapılıp, sonrasında yine kıvrım yerlerine bir heykeltıraş gibi şekil veriyoruz. Uygulama son derece etkili ve pratik. Ülkemiz ve İngiltere başta olmak üzere tüm Avrupa'dan gelen sınır ötesi hastalar da son zamanlarda karın kası estetiğini çok fazla tercih ediyorlar.