Şifalı Bitkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şifalı Bitkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

AFAT OTUNUN ÖZELLİKLERİ VE FAYDALARI

Bugün sizlere ülkemizin doğu ve güneydoğusunda yetişen ve özellikle o bölgedeki aktarlarda yoğun olarak satılan afat otu ve afat otunun faydaları hakkında kısaca bilgi vermeye çalışacağım. Afat otu 20-30 cm boylarında kök saplı mavi çiçekler açan otsu yapıda bir bitkidir. Özellikle doğu ve güneydoğu aktarlarında çok fazla satılan bitkilerin başında gelmektedir.
Bugün afat otunun an fazla satıldığı bölge olan Şanlıurfa’da ki aktarlar sattıkları birçok doğal faydalı bitkinin yanında sattıkları afat otunun da birçok yararı olduğunu ve şifa dağıttığını ifade ediyorlar. Hem Şanlıurfa ve çevresinde yetiştirilen hem de bölgeye Gaziantep ve Kahramanmaraş’tan geldiğini belirttikleri bu otun en fazla şeker hastalığına iyi geldiğini söylüyorlar. Şeker hastalığının yanında tansiyon ve kolesterol rahatsızlıklarına da çok iyi geldiğini belirtiyorlar.  Aktarlık mesleğini yapan kişiler Afat otunun şeker, tansiyon, kolesterol vb. fiziksel rahatsızlıkların yanında psikolojik ve sinirsel rahatsızlıklara da iyi geldiğini belirtiyorlar.  Bu nedenle korkulu rüyalar gören, yine karanlık bölgelerde kalamayan ve kafasında kurduğu olumsuz düşünceler yüzünden korkuya kapılan kişilere de afat otunu verdiklerini ve bu kişilerin bu otu içtikten sonra korkularıyla çok daha kolay mücadele ettiklerini hatta zamanla bu korkularının üstesinden geldiklerini belirtiyorlar.

Ama tabi ki birçok hem doğal hem de tıbbi ilaçlarda olduğu gibi afat otunun da kullanımının doğru olarak yapılmasının fayda sağlaması açısından çok önemli olduğunu belirtiyorlar. Bu nedenle özellikle şeker hastalığı için kullanacak olanların sabah, öğle ve akşam olmak üzere bir çay bardağının içerisine bir tutam koyarak içildiği takdirde şekeri dengeleyip sağlıklarına kavuştukları gözlenmiştir. Yine bunun dışında diğer bir kullanımda akşamdan çok az miktarda suyla ıslatılan afat otunu kişi sabah kalktığında direk tüketiyor. Ve bu şekilde bitkinin faydasını sağlamış oluyor. Gelişigüzel kullanımın her ilaçta olduğu gibi afat otunda da istenilen sonucun alınamayacağını belirten aktarlar bunun önemine dikkat çekiyorlar.

Kullanıldıkça yararının görülmesine üzerine talebin arttığı afat otuna kişilerin günden güne ilgisinin arttığının belirten aktarlar bu konuda kendilerinin de insanları bilinçlendirmeye çalışarak sağlıklarına kavuşmalarını sağlamaya çalıştıklarını belirtiyorlar.

KAUÇUK AĞACI ÖZELLİKLERİ, YETİŞTİRİLMESİ VE BAKIMI NASIL YAPILIR?

Kauçuk bitkisi evimizden tutunda işyerlerimize kadar çok rahat bir şekilde yetiştirebileceğimiz güzel ve geniş yapraklara sahip oldukça alımlı bir süs bitkisidir. Her ortama çok kolay uyum sağlayan bu bitki belli zaman aralığında kendini yenilemektedir. Hemen hemen her toprakta yetişebilen ve aynı toprakta uzun bir süre kalan bitkiye yılda bir kere toprak ilavesi yaparak uzun süre yetiştirmeye devam edebilirsiniz. Fakat gösterişli halini koruyabilmek için belirli aralıklar içerisinde mineral ve vitamin desteği yapmanız çok önemlidir.

Gelelim ağacın yetiştirilmesi ve bakımına

•    Kauçuk bitkisi iyi ve rahat bir şekilde büyüyebilmek için güneş ışığına ihtiyaç duyar. Hatta güneş görmeyen taraftaki yaprakları güneşe doğru bir eğim gösterir. Bu yüzden belli aralıklarla bulunduğu yeri çevirmek gerekmektedir.

•    Bitkinizin durumuna göre sararan ve çürüyen yapraklarını belirli zamanlarda budamanız gerekmektedir.

•    Bulunduğu yerin sıkışık olmaması ve yapraklarının herhangi bir cisimle temas etmemesi çok önemlidir.

•    Hava akımlarının bulunduğu ortamlardan birçok bitkinin olduğu gibi kauçuk bitkisi de olumsuz etkilenmektedir. Bu nedenle bitkinizi hava sirkülasyonunun olduğu bölgede tutmamalısınız.

•    Bitki yetiştirmekte diğer bir önem taşıyan nokta da sulama biçimidir. Bitkinizi sularken her noktaya eşit miktarda su dökmeye çok dikkat etmelisiniz.

•    Sulama kabınızın ve sulama günlerinizin aynı olması da yine diğer bir önemli detaydır. Çünkü farklı kaplar ve farklı günler çiçeğinizin denge kuramamasına ve bozulmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle belki önemsiz gibi görünse de bu detaylara önem vermenizi tavsiye ediyorum.

•    Kauçuk bitkisinin sulama ile diğer bir detayda yaz ve kış dönemlerinde farklılık göstermesidir. Yaz döneminde bulunduğu yerin sıcaklığına ve toprağın kuruluğuna göre haftada bir veya iki defa sulama gerekebilmektedir. Kış aylarında ise soğuk su ile sulamamaya özen göstermek gerekir. Bu nedenle çeşmeden doldurduğunuz suyu bir süre dinlendirip ılımasını bekledikten sonra çiçeğimize vermeliyiz. Aksi halde çiçeğimizin üşümesine ve bu nedenle çürümesine bile neden olabilirsiniz.

•    Yine kış aylarıyla ilgili dikkat edilmesi gereken diğer bir noktada kauçuk bitkisinin bulunduğu ortamın sıcaklığının 12 °C altında olmaması gerektiğidir.

Sizin de gördüğünüz çok küçük detaylara dikkat ettiğiniz sürece bakımı oldukça kolay bir bitkidir.

SARIMSAĞIN FAYDALARI VE ZARARLARI NELERDİR?

Sarımsak, Alliaceae bitki ailesinden, Allium türünden soğanlı yapıdaki bir bitki türüdür. Yılın her mevsiminde görülen bir bitki olan sarımsak 25 ile 100 cm arası uzunluğunda yetişebilmektedir. Sarımsak bitkisinin saplarında, yapraklarında ve toprak altında kalan soğan kısmında kokulu bir yağ bulunmaktadır.

Türk mutfağında lezzet amaçlı çok fazla kullandığımız bu bitkinin en bilinen özelliği doğal bir antibiyotik olmasıdır. Kokusundan dolayı bazılarımız yemekten kaçınsa da biraz sonra bahsedeceğimiz faydalarından sonra sanıyorum bu konuda fikirleri değiştirecektir.
Yüzyıllardır sağlık için kullanılan sarımsak yüksek kolesterol, damar sertliği, kalp hastalığı ve yüksek tansiyon gibi hastalıklar için özellikle kullanılmaktadır. Bunun yanında bağışıklık sistemini de güçlendirdiği kanıtlanmıştır.

Gelelim faydalarına,

Solunum yolu enfeksiyonları : Yapılan bu konudaki deneylerde solunum yolu enfeksiyonlarına karşı düzenli olarak sarımsak tüketen kişilerin ilaç alarak korunmaya çalışan kişilere göre daha az hasta oldukları gözlenmiştir. Bu nedenle kışın daha az hasta olmak için daha fazla sarımsak tüketmek bağışıklık sisteminizi güçlendirerek daha az hasta olmanızı sağlayacaktır.

Kanser : Daha öncede bahsettiğim gibi sarımsağın bağışıklık sistemini güçlendirmesi vücudun kanser gibi hastalıklarla da mücadelesini arttırmaktadır. Ayrıca sarımsak üzerinde yapılan araştırmalar sarımsağın anti kanser özellikler içermektedir. Bu konuda yapılan araştırmalar sarımsağın özellikle mide ve kolon kanserine karşı oldukça etkili olduğu gözlenmiştir.

Kalp hastalığı : Sarımsağın damar sertliğini %7 ile %8 arasında düşürdüğü ve kalp hastalığını önlemek de oldukça etkili olduğu bilinen bir özelliğidir. Yapılan araştırmalar sürekli olarak sarımsak tüketen kişilerde damar sertliğinin düştüğü gözlenmiştir. Bunun dışında yine düzenli tüketmek kan inceltici özelliği nedeniyle kalp krizini ve felç geçirme riskini de azaltmaktadır.

Sarımsağın zararları

Yukarıda yararlarından bahsettiğimiz bu bitkinin ne yazıkki bir takım yan etkileri bulunmaktadır. Yukarıda mide kanserine karşı etkili olduğunu söylediğimiz bu bitki aynı zamanda bazı kişilerde mide ragatsızlığına neden olmaktadır. Ayrıca şişkinlik, kaşınma, tansiyon düşürücü, ağız kokusu ve kaşınma gibi yan etkileri bulunmaktadır. Bunun dışında zaman zaman bazı kişilerde iştah kaybı, yorgunluk, baş dönmesi, baş ağrısı ve kas ağrıları gibi şikayetler görülmesinede neden olabilmektedir.

Sarımsağın bir diğer zararı da biraz önce yararlarında bahsettiğimiz kan inceltici görevi ile ilgilidir. Evet kan inceltici özelliği kalp sağlığına iyi gelmektedir. Fakat bu durum özellikle ameliyat öncesi veya sonrasında aşırı kanamaya neden olabilmektedir. O nedenle bilinen bir ameliyat öncesinde sarımsak tüketmemek ya da en azından azaltmakda fayda vardır.

Son olarak sarımsağın güçlü etkisi birtakım ilaçların vücutta etkileşimini azaltmaktadır. Bu nedenle ülser, tiroid, kan inceltici ve doğum kontrol hapları kullanan kişiler bu hapların yanında sarımsak yemeden önce kesinlikle doktora danışmalı veya çok fazla tüketmekten kaçınmalarında fayda vardır.

ANDIZ PEKMEZİ TARİFİ VE FAYDALARI NELERDİR?

Andız aslına bakarsanız Akdeniz bölgesinde ve Toros dağlarının etrafında yetişen bir çam cinsidir. Özellikle Tarsus, Mersin, Anamur, Aladağlar ve Gülnar da çok fazla görülmektedir.

Andız ağacının meyveleri fındık boyutunda ekim ayında olgunlaşmaya başlar. Olgunlaşan andız meyveleri esansiyel yağlar bakımından oldukça zengin bir içeriğe sahiptir. Bu esansiyel yağlar andız meyvesinin antioksidan içermesine neden olurlar.
Acımsı bir tada sahip olan andız pekmezinden yarar sağlamak için yetişkinlerin günde iki kere bir yemek kaşığı, çocukların ise günde iki kere bir tatlı kaşığı içmeleri yeterlidir. Son yıllarda pekmezin yararının duyulmasının ardından bu işten kazanç sağlama amacının artması sayesinde bu pekmeze artık birçok marketin rafında rastlamak mümkündür. Ayrıca yine internetten de satışı yapılmaktadır.

Gelelim andız pekmezinin faydalarına,

Andız pekmezinin bilinen en büyük yararı öksürüğü kesmesidir. Bunun dışında,

•    Kanın temizlenmesini sağlayarak karaciğeri korumaya yardımcı olur.

•    Gut hastalığına karşı önleyici özelliği vardır.

•    Kalbi ve kalp damarlarını korur.

•    Ağızda oluşan aft olarak bilinen yaraları giderir.

•    Egzama, alerji, kaşıntı ve sedef hastalığına çok yararlıdır.

•    Cilt sağlığımız içinde oldukça faydalı olan andız ağacının meyvesi cildimizde oluşan iltihaplara ve çıbanları gidermek için krem şekline getirip sürüldüğünde toplar ve iltihabın vücuttan atılmasını sağlar.

•    Saç dökülmesini önleyerek saçın daha da canlı görünmesini sağlar.

•    Kan yapıcı organımız olan dalağı koruyucu özelliğe sahiptir.

•    Balgam söktürücüdür. Bu sayede bronşite çok iyi gelmektedir.

•    Bağırsak sistemi için oldukça yararlıdır. Özellikle bağırsaklarda oluşan   parazitlerin etkisiz hale gelmesini sağlayarak, ishal ve basur oluşumu da engellemektedir.

•    Ateş düşürücü özelliği bulunur.

•    Vücudumuzdaki oluşan toksinlerin dışarı atılmasına yardımcı olur.

•    İdrar yolları için son derece yararlı bir bitkidir. Andız pekmezi idrar yollarında oluşan iltihabı temizlemektedir. Bununla birlikte idrar tutukluğu ve böbrek taşlarına da iyi gelmektedir. Ayrıca yine yetişkinlerde yaşanan altını ıslatma soruna karşı da çok faydalı bir bitki olduğu bilinmektedir.

ANDIZ PEKMEZİNİN YAPILIŞI VİDEO
Sizlerin de gördüğünüz gibi andız pekmezinin birden çok yararı bulunmaktadır. Üstelik bu pekmezin her gün tüketilmemesinde de hiçbir sakınca yoktur. Yukarıda da bahsettiğim gibi sabah akşam kaşıkla tüketilebildiği gibi kahvaltıda da yenilebilir. Bunun dışında isteyenler belirtilen miktarı sıcak suyun içerisine ilave ederek de tüketebilirler.

KİMYON NEDİR? FAYDALARI NELERDİR?

Türk mutfağının özellikle et yemekleri için vazgeçilmez baharatlarından biri olan kimyonun yemeklere kattığı lezzet dışında aynı zamanda sağlığa da birçok faydası vardır. Bilinen hiçbir yan etkisi olmayan kimyon yaklaşık 2000 yıldır bilinip kullanılan bir baharattır.
Maydanozgiller ailesinden gelen kimyon bilim insanları arasında Cuminum cyminum adıyla bilinmektedir. Şemsiyeye benzeyen çiçekleri 3 - 5 parçadan oluşan ufak, beyaz veya pembe renktedir.

Kimyon tohumları dikdörtgenimsi bir yapıya sahip olup dereotu ve maydanoz gibi sarı- kahverengi renge sahiptir. 30-50 cm kadar uzayabilen kimyon bitkisinin kökleri dallanma özelliği içeren bir yıl boyunca yaşayabilen bir bitkidir. Hindistan’ın doğu kısmında yetişen bitki sert, acı ve keskin tadı ile özellikle et yemeklerinin vazgeçilmezidir. Kimyon yetişmek için en az 3-4 aylık sıcak hava koşullarına ihtiyaç duyar. Bu yüzden de genel olarak Akdeniz İklimlerini tercih eden bir bitkidir.

Kendine özgü zengin bir bileşime, tada, güçlü bir kokuya ve aromaya sahip olan kimyon bitkisinin bu yapısının nedeni içeriğinde bulunan esansiyel yağlardan kaynaklanmaktadır.

Bunun dışında içerisinde A vitamini, K vitamini, C vitamini, kalsiyum, Demir, B6 vitamini, Magnezyum, Riboflavin (B2 Vit.), diyet lifi, su, yağ, şeker, Folat (Vit. B9), Fosfor, karbonhidrat, E vitamini, B12 vitamini, Niasin (B3 Vit.), Çinko, Sodyum ve Potasyum bulunan kimyon buradan da anlayacağınız gibi sadece yemeklerimize lezzet değil sağlığımıza da birçok katkı sunar.

Gelelim kimyonun sağlığımıza faydalarına,

    Kasılma ve krampları gidererek kas gevşetici gibi işlev görür.

    Karın içerisinde oluşan gazları giderir.

    Uyarıcı etkiye sahip olduğu bilinmektedir.

    Ses kısıklığına iyi gelmektedir.

    Kimyon iştahı uyarıcı etkiye sahiptir.

    Hazımsızlık ve sindirim güçlüklerinde kişiyi rahatlatıp şifa verme özelliğine sahiptir.

    Şişkinlik gidericidir.

    Kadınların regl dönemlerini düzene sokup düzensizliklerin giderilmesinde yardımcı olmaktadır.

    Hamilelikte mide bulantısını azaltır. Ayrıca anne sütünü arttırıcı etkisi vardır.

    Terleticidir.

    Kas ağrılarını giderir.

    Meme boyutunu arttırmada kullanılmaktadır.

    Büzücü bir etkiye sahip olan kimyon bu nedenle canlı dokularda, görülür bir şekilde, fibriler sıkışma oluşturur. Bu sayede yara olan bölgeden salgı akmasını kılcal damarlardaki kanamalarının azalmasına etki eder.

KİVİNİN FAYDALARI NELERDİR? KİVİ NELERE İYİ GELİR?

Tropikal özellikli meyvelerden biri olan kivi egzotik tadının yanında oldukça da yararlı bir meyvedir.
İçeriğinde bulunan A, E, K vitaminleri ve kalsiyum, magnezyum, potasyum gibi birçok zengin mineral ve elementler oldukça fayda sağlamaktadır. Ayrıca, içerdiği yüksek orandaki lif, sindirim sistemi sağlığı için hayati önem taşımaktadır. Bu lifler özellikle mide sağlığı için oldukça yararlıdır.

Kivinin sağlığa faydaları

    Kivi Kan Basıncını Dengeler: Kivinin içeriğinde bulunan elementler sayesinde kan basıncı seviyesini de sağlıklı bir seviyede tutmayı sağlar. Bu sayede kalp fazla zorlanmaz ve olası kalp krizi, inme ve felç geçirme oranlarını azaltmaktadır.
    Kivi Sindirim Sistemini Kuvvetlendirir: Yüksek miktarda lif içeren kivi bu sayede sindirim sistemini desteklemektedir. Ayrıca yine kivinin içeriğinde bulunan lifler mide sağlığı için de çok yararlıdır. Bu lifler sayesinde ortaya çıkabilecek olan mide asidine karşı mide duvarlarının korunmasını sağlar.

    Kivi Kalp Sağlığı İçin Faydalıdır: Günde ortalama olarak 3-4 kivi yemek kan pıhtılaşma oranını %18 oranında azaltmaktadır. Bu nedenle kan sulandırıcı yerine hiçbir yan etkisi olmadan bu meyveyle bu sorunumuzu çözümleyebiliriz. Tabi düzenli tüketim sağlanırsa kan pıhtılaşması ile ilgili sorun çözüme ulaştırılabilir.

    Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Doğal bir antibiyotik olan kivi aynı zamanda C vitamini deposu olması sayesinde bağışıklık sitemini kuvvetlendirmek ve saldırılara karşı vücudu korumak anlamında oldukça etkilidir.

    DNA Hasarlarından Korur: Antioksidan özelliği bulunan kivi bunun yanı sıra içerdiği besinler sayesinde DNA hücrelerinin korunması ve hasarlı DNA hücrelerinin onarılmasını sağlayan eşsiz bir besin kaynağıdır.

    Zayıflamaya Yardımcı Olur: Sindirim istemine büyük desteği olduğu belirttiğimiz kivi bu sayede çalışmayan bağırsakları hareketlendirdiğinden dolaylı olarak zayıflamaya da katkı sağlar.

    Diyabet Hastaları İçin  Kivi: İçinde şeker oranı az olduğundan diyabetli hastalarında rahatlıkla tüketebildiği bir besin maddesidir.

     Doğum Öncesi Beslenme İçin İyi Gelir: Bazı besin kaynakları hamilelik öncesi risk yaratırken kivi tam aksi yönde bir yarar sağlamaktadır. Kivinin doğumu kolaylaştırıcı özelliği vardır. Ayrıca yine hamilelik ve doğum sonrası meydana gelebilecek kabızlık sorunlarına da çözüm olmaktadır.

    Kivi Serbest Radikallerin Düşmanıdır: Serbest radikaller, kanserden kalp damar hastalığına, bağırsak enfeksiyonundan cilt hastalıklarına kadar birçok hastalığın ortaya çıkmasının ana sebeplerindendir. Kivi içeriğindeki özellikler sayesinde bu serbest radikallere karşı vücudun savaşma gücünü arttırır.

    Kivi Cilt Sağlığı İçin Faydalıdır: Bol miktarda C vitamini bulundurduğu için vücudun bu sayede daha genç görünmesini sağlar. Ayrıca mantar, enfeksiyon ve cilt hastalıklarına karşı da oldukça etkilidir.

    Astım ve Bronşit Hastalığına İyi Gelir: Kivinin diğer bir yararı da solunum yolu hastalıklarına karşı oldukça etkili olmasıdır. Astım ve bronşitin dışında kronik astım hastalarına da iyi gelmektedir. Çünkü kivi bir şekilde akciğerlerin sağlıklı çalışmasını desteklemektedir.

     Makula Dejenerasyonu ve Diğer Göz Sorunlarına Karşı Koruyucu Özelliği Vardır: Makulo dejenarasyonu, yaşlılarda ortaya çıkan bir görme kaybı hastalığıdır. Yapılan araştırmalar düzenli kivi tüketen kişilerin bu hastalığa daha zor yakalandığını göstermektedir. Ayrıca kivi genel anlamda da göz sağlığına iyi gelmektedir.

DEVE DİKENİ TOHUMUNUN FAYDALARI NELERDİR?

Devedikeni, papatyagiller ailesinden gelen birtakım dikenli bitkilere verilen genel addır. Halk arasında Deve kengeli, meryemana dikeni, sütlü kengel ve şevkülmeryem olarak da bilinir. Bakımlı olmayan yol kenarları, kaya dipleri ve taş diplerinde bol miktarda yetişmektedir. Otsu bir bitki olan deve dikeninin ortalama ömrü 2 yıldır. Deve dikeni en fazla 1 metre kadardır. Baharın gelişiyle birlikte yeşil ve top şeklinde bir görüntüye sahip diken topluluğu şeklindedir. Büyüme aşamasında mor renkli çok güzel bir çiçek açar. Beyaz renkte açan bir türü daha vardır. Kırmızı ve pembe tonda renklerde açan çiçekleri ile fark edilirler.
Özellikle peyzajcıların zararlı ot olarak kabul ettiği ve düzenlenen hiçbir bahçede görülmeyen deve dikeni aslına bakarsanız vücudu toksinlerden arındıran oldukça faydalı ve insan sağlığına yararı tescillenmiş bir bitkidir.

Devedikeni tohumu; 13.03.1986 yılında Alman resmi gazetesinde yayınlanarak çağdaş bitkisel bir ilaç tanımıyla yürürlüğe girmiştir. Ve o tarihten günümüze kadar modern tıbbın vazgeçilmez bir unsuru olarak yer almaktadır. O tarihte çıkarılan yasaya göre devedikeni tohumu doğal bileşiminde kullanılır, herhangi bir madde katılamayacağı veya bileşimindeki maddelerden bazılarının ayrılamayacağı önemle belirtilmiştir.

Çok sayıda firma tarafından hazır ilaç olarak da üretilmektedir. Örnek vermek gerekirse Alepa, Cefasilymarin, Legalon, Phytohepar, Silibene, Silicur vb. olarak ifade edilmektedir.

Deve dikeni tohumu karaciğer hastalıklarına karşı modern tıpta en fazla yararı görülen tohum olarak kullanılmaktadır. Hazımsızlık, siroz, hepatit ve karaciğerde yağlanma gibi hastalıklara karşı deve dikeni bitkisinin sadece tohum olan bölgesi, yani dış çevresindeki tüyler ve sert yapılardan uzaklaşmış olan bölümü kullanılmaktadır. Karaciğere zarar veren çok fazla etkiyi ortadan kaldırmakla birlikte var olan sorunlarında hafiflemesi hususunda oldukça büyük bir etkiye sahiptir. Bunların dışında bağırsak ve mide sorunu yaşayan kişilerde deve dikeni tohumu kullanarak bu sorunlarına çözüm bulmaktadırlar.

Daha öncede belirttiğimiz gibi deve dikeni tohumu kullanılırken yanında başka bir şey kullanılmamalı tedaviye uygun herhangi bir madde daha eklenmemelidir. Deve dikeni tek başına yeterli olacaktır. Deve dikeni tohumu iki şekilde kullanılmaktadır.

Deve dikeni tohumu karaciğer hastalıkları için eczanelerde satılan tabletlerle alınmaktadır. Mide ve bağırsak için ise deve dikeni tohumu çayı olarak bilinen ezilmiş tohumun demlenerek içilmesi tedavi için uygun olan şeklidir. Bitkiden günde 15 gr kullanmak yeterli olmaktadır. Fazla tüketmek artı bir yarar sağlamayacaktır. Bugüne kadar tespit edilmiş bir yan etkisi olmamakla birlikte nadir olarak bazı kişilerde düşük düzeyde ishale neden olmaktadır.