Kadın Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadın Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Jinekolojik kanserden korunmanın yolları!

Kadınların korkulu rüyası jinekolojik kanserlerden korunmanın ve tedaviden istenen sonucu almanın en etkili yolu teşhiste geç kalmamak! Erken teşhis ise ancak uygun taramalarla mümkün olabiliyor. Bu nedenle yıllık jinekolojik muayeneleri, ultrason, pap smear testi, menopoz sonrası gerektiğinde yapılacak biyopsiler, ailesel riski olanların tümör marker'larının yakın takibe alınması hayati önem taşıyor.

Türkiye İş Bankası iştiraki Bayındır Söğütözü ve Kavaklıdere Hastanesi'nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Başkanı Doç. Dr. Ömer Nicat Çobanoğlu, jinekolojik kanserlerden korunmada ve etkin tedavide en önemli faktörün erken teşhis olduğunu vurgulayarak uyarılarda bulundu:

EN ETKİN KORUNMA ERKEN TEŞHİS
Kadınlarda en sık görülen genital sistem kanserleri; rahim (endometrium), rahim ağzı (serviks) yumurtalık (over), dış genital organlar (vulva) ve hazne (vajen) kanseri olarak sıralanabilir. Endometrium kanseri, kadınlarda meme, akciğer ve kolorektal kanserden sonra en sık görülen kanserdir ve jinekolojik kanserler arasında ilk sırayı alır. Hazne (vajen) ve dış genital organlar (vulva) kanserleri; tüm kadın genital sistem kanserlerinin yüzde ikisini ve yüzde beşini oluşturur. Görülme sıklığında üçüncü sırada yer almasına rağmen yumurtalık (over) kanseri ölüm sebebi olmada ilk sırada yer alır. Ne yazık ki tüm yumurtalık kanserli olguların üçte ikisi ancak hastalığın ileri evrelerinde tespit edilebiliyor.

HASTAYA ÖZEL TEDAVİ
Jinekolojik kanserlerin tümünde, hastaya özel en uygun tedavi modeli uygulanmalı. Bunun için de hastalığın evresinin doğru belirlenmesi gerekir. Doğru yapılan evreleme, hastanın en doğru primer tedaviyi almasını sağladığı gibi hastalığın seyri ve takibi açısından da doğru tıbbi platformda kalınmasını sağlar. Evreleme sayesinde, tedavide doğru protokol uygulanması mümkün olur. Doğru evreleme, aynı zamanda cerrahi yaklaşımın seviyesi ve yeterliliğini sağlayabildiği gibi hastanın gereksiz agresif bir radikal yaklaşımdan korunmasını da sağlar.

DOĞRU EVRELEME ŞART
Gerek evrelemede gerekse uygulanan tedavilerin etkinliğinin takibinde, uzak metastazların saptanmasında, nükslere ait erken gözlemlerde kullanılan yöntemler büyük önem taşır. Bunun için de CT, MRI ve PET gibi görüntüleme yöntemlerinden yaygın bir şekilde yararlanılır.
Jinekolojik kanserlerin tedavisinde cerrahi yaklaşım, radyoterapi, kemoterapi veya immunobiyolojik seçenekler kullanılır. Tedavide, hangi seçeneğin veya hangilerinin öncelikli olarak kullanılacağına doğru karar vermek önem taşır.

CERRAH TECRÜBELİ OLMALI
Cerrahi yaklaşım; doğru insizyon (kesi) seçiminden başlayıp, laparaskopik girişim, robotik cerrahi, radikal cerrahi ve pelvik ekzenterasyona kadar uzanan geniş bir yelpazeyi içerir. Cerrahi yaklaşımda, rutin jinekolojik operasyonlardakinden daha farklı bilgi, yetenek ve birikime sahip jinekolog onkologlara ve deneyimli merkezlere ihtiyaç vardır. Kanser cerrahisi, böyle ekipler tarafından ve yeterli altyapıya sahip merkezlerde yapılmalı

JİNEKOLOJİK KANSERLERDE RİSK FAKTÖRLERİ
Jinekolojik kanserler, riskler açısından kendilerine özgü kriterler içerir:

Serviks kanserinde; erken yaşta başlayan seksüel aktivite, çoklu partner ilişkisi, HPV (Human papilloma virus) enfeksiyonu en başta gelen risk artış nedenleridir. Ayrıca artan doğum sayısı ve sigara alışkanlığı serviks kanser olasılığını artırır.
Endometrium kanserinde; erken yaş döngüsel kanamalarının başlaması, ileri menopoz yaşı (52 yaş ve sonrası), kısırlık ve doğum yapmama (3 misli artırıyor) menopozal dönem öncesinde ve sonrasında karşılıksız (Progesteron olmaksızın ) östrojen kullanımı (altı misli arttırıyor), aşırı kilo (obezite) ve diyabet önemli risk faktörleri olarak gösterilir.

TİRYAKİLER RİSK ALTINDA!
Over kanserinde genetik profildeki yoğunluk (ailesel hikayede over, endometrium ve meme kanseri varlığı ), sigara kullanımı, kısırlık, genetik mutasyonların varlığı, pudra kullanımı görülme sıklığını arttırır.
Vajen ve vulva kanserlerinde ise HPV rolü ön plana çıkar.

İDEAL KİLONUZU KORUYUN AİLEDE VARSA DİKKATLİ OLUN
Jinekolojik kanserlerden korunmada bazı faktörlere dikkat etmek ve önlemler almak, bu hastalıkları tamamen engellemese de fayda sağlar:

Serviks kanserinde HPV aşılarının faydası tartışmasızdır. Kullanımda olan üçlü ve dörtlü kombine aşılara ilaveten 2015 yılından itibaren dokuzlu kombine HPV aşısı ABD'de kullanıma geçmiştir. Ayrıca sigara tüketiminden uzak durulması, B vitaminleri, B (beta) ve folat içerikli diyetler, serviks kanser riskini azaltıyor.
Endometrium kanserinin önlenmesinde ise; ideal vücut ağırlığını korumak, aşırı yağlı besinlerden uzak durmak ve karşılıksız östrojen kullanımından kaçınmak ilk uygulanabilecek tedbirler olarak öne çıkıyor.
Over kanserinde; ailesel profili riskli, genetik mutasyonlara sahip ( BRCA1, BRCA2 ) kadınlarda, doğurganlık tamamlandıktan sonra tüp ve overların alınması ile koruyucu ameliyat etkili oluyor.

DOĞRU ZAMANDA DOĞRU TEŞHİS OLMALI
Jinekolojik kanserlerden korunmada beslenme, yaşam tarzı gibi faktörler önem taşımakla birlikte en önemli korunma ve tedavi yöntemi erken teşhis! Hastalığın erken evrede tespiti hayati önem taşıyor. Ancak tedavi edilebilir evredeki teşhisler sayesinde kanser nedenli ölümler engellenebiliyor. Kadın genital sistem kanserlerinin erken evrede teşhis edilebilmesi ise ancak uygun taramalar ile mümkün olabiliyor:

Yıllık jinekolojik muayene ve pelvik ultrasonografinin yanında servikal sitolojik tetkik (pap smear) yaptırılmalı.
Menopoz sonrası oluşan, renginden ve miktarından bağımsız kanamalar incelenmeli, gerek görülürse endometrial biyopsiler (endometrium kanserinin erken evrede yakalanmasını sağlar) yapılmalı.
BRCA1 ve BRCA2 genetik mutasyona sahip kadınlardaki yüksek over kanser riski nedeniyle; 6 aylık ve yıllık transvajinal ultrasonografi ile CA 125, CA 19-9, alfa foto protein, CEA gibi tümör markerler yakın takibe alınmalı

BU TARAMALAR RADYASYON ALDIRMAZ HAYAT KURTARIR!
Poliklinik seviyesinde ayaktan tetkiklerin yapılabilmesi ve radyoaktif etkiye maruz kalınmaması sayesinde, aşağıdaki rutin taramaları rahatlıkla yaptırmak mümkün olabiliyor:

Rutin genital muayene ve transvajinial utrasonografi
Servikovajinal sitolojik tetkik (pap smear)
HPV tarama ve tiplemesi
Kolposkopik gözlem ve kolposkopik biyopsiler
Endometrial biyopsi

Kadın sağlığını tehdit eden noktalar

Amerikan Hastanesi ve Koç Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanları, üreme çağı ve menopoz döneminde kadın sağlığını tehdit eden noktalara ve tedavilerine dikkat çekti.

Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Tonguç Arslan, menopozda hormon tedavisinin tedavi tipine, nasıl alındığına ve başlama zamanına göre farklı yararları ve yan etkileri olduğuna değinirken, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Sertan Aksu yumurtalık kapasitesine bağlı olarak gebe kalabilme şansının 35 yaşından itibaren düşmesine, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ayşen Boza ise kadının üreme kapasitesinde azalma riski yaratabilecek her durum için üremenin korunması adına yumurtaların veya yumurtalık dokusunun saklanmasının önemine değindi.

Koç Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Selim Mısırlıoğlu da smear taramasının 21 ila 29 yaşları arasında 3 yılda bir yapılması ve taramanın 65 yaşından sonra bırakılması konularına vurgu yaptı.

Menopozda Hormon Tedavisinin Güncel Konumu

Dr. Tonguç Arslan - Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Hormon tedavisi, sıcak basmaları ve gece terlemeleri gibi yaşam kalitesini bozan menopoz semptomlarının tedavisinde halen en etkili tedavi yöntemidir. Women’s Health Initiative (WHI) çalışmasının üzerinden geçen 10 yılı aşkın sürede yapılan değerlendirmeler, menopozda hormon tedavisinin -tedavinin tipine göre (yalnızca östrojen ya da östrojen ve progesteron birlikte) nasıl alındığına ve başlama zamanına göre (erken veya geç menopozda)- farklı yararları ve yan etkileri olduğunu göstermiştir. Günümüzde anahtar nokta, tedavinin bireyselleştirilmesidir. Her kadına, yaşam kalitesini etkileyen menopoz şikayetleriyle koroner kalp hastalığı, meme kanseri, inme ve venöz tromboz gibi risk faktörlerini birleştiren bireysel bir kâr-zarar profili oluşturulması gereklidir. 50 ile 59 yaşları arasında sağlıklı kadınlarda hormon kullanımının riski düşüktür. Buna karşın, ileri yaşta başlanılan veya önerilenden uzun süre devam eden tedavi de yüksek riskle ilişkilidir. Yalnızca östrojen 7 yıl süreyle verilebilirken, östrojen ve progesteron beraber kullanımı, artmış meme kanseri riski nedeniyle 3-5 yılla sınırlıdır. Erken menopoza giren hastalar osteoporoz (kemik erimesi) ve kalp damar hastalığı açısından artmış riske sahiptirler ve menopoz şikayetlerini çok daha şiddetli yaşarlar. Bu nedenle bu kadınlarda doğal menopozun ortalama yaşı olan 51 yaşına kadar hormon tedavisi önerilir. Yalnızca vajinal şikayetler olduğunda ise düşük doz vajinal östrojen en etkili tedavidir.

Üreme Farkındalığı

Dr. Sertan Aksu - Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Kadınlar tarafından bilinmesi gereken en önemli fizyolojik değişikliklerden biri, yaşa bağlı olarak gebe kalabilme şansının azalmasıdır. Yumurtalık kapasitesi ve dolayısıyla gebe kalabilme şansı 35 yaşından itibaren düşmekte ve 40 yaşından sonra iyice azalmaktadır. 44 yaşından sonra kadının gebe kalabilme olasılığı ise ihmal edilecek kadar azalmaktadır. Yakın akrabalarında (anne, abla, teyze) erken menopoz olan ve yumurtalık kapasitesini azaltabilen kemoterapi, radyoterapi, yumurtalık cerrahisi gibi öyküsü olan kadınlarda yumurtalık kapasitesi ultrason ve gerektiğinde kan testleriyle değerlendirilmelidir. Bu, özellikle değişik nedenlerle gebe kalmayı daha ileri yaşlara erteleyen kadınlar için çok daha önemlidir.

Üreme Potansiyelinin İleri Yaşlarda Korunması İçin Yumurta Dondurulması

Dr. Ayşen Boza - Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Üremenin korunması, üremenin devamlılığını sağlayabilmek amacıyla yumurtaların veya yumurtalık dokusunun saklanmasıdır. Kadının üreme kapasitesinde azalma riski yaratabilecek her durum üremenin korunması için bir gerekliliktir. Dünyada bu konuda bilinçlenmeyi artırmak amaçlı birçok organizasyon yapılmaktadır, ancak yapılan anket çalışmaları hastaların ve hatta doktorların üremenin korunmasıyla ilgili yeterli düzeyde bilgiye sahip olmadıklarını göstermektedir. Ülkemizde ise elimizde veri olmamakla birlikte, üremenin korunmasıyla ilgili genel bilginin yetersiz olduğu aşikârdır. Üreme fonksiyonlarının kaybedilmesine veya azalmasına yol açacak tedaviler (kanser tedavileri, yumurtalık cerrahileri), yumurtalık kapasitesini azaltma riski taşıyan durumlar (genetik nedenler, ailede erken menopoz öyküsü, endometriozis hastalığı vb.) üremenin korunmasına yönelik önlemlerin alınmasını gerektirmektedir. Hastalık harici başka bir önemli neden ise sosyal nedenlerle doğurganlığın ertelenme isteğidir. Sosyal nedenlerle doğurganlığını ertelemek isteyen kadınlarda “yumurta dondurma”, üremenin korunması için çok önemli bir seçenektir. Daha önceden deneysel olarak kabul edilen yumurta dondurma, 2013'den bu yana artık deneysel değil, doğurganlığını korumak isteyen hastalara rutin olarak sunulması gereken bir yöntem olarak kabul edilmiştir. Başarı oranını etkileyen en önemli faktör, yumurta dondurulurken hastanın kaç yaşında olduğu ve kaç yumurtasının dondurulduğudur. Çözülen yumurta sayısı ve dondurma yöntemine göre her yaş için canlı doğum oranları farklıdır. Bugüne kadar yumurta dondurulması sonrasında 5.000'in üzerinde canlı doğum bildirilmiştir.

Rahim Ağzı Kanseri İçin Smear Testi

Dr. Selim Mısırlıoğlu - Koç Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Rahim ağzından alınan yayma -servikal smear, Pap smear veya servikal yayma olarak da bilinir- ile ilgili kurallar Dünya Sağlık Örgütü (WHO - World Health Organisation) tarafından düzenlenmiş ve 26 yıl boyunca uygulanmıştır. Ancak 2012 yılında Amerikan Kanser Cemiyeti (ACS - American Cancer Society) ve Amerikan Obstetrisyenler ve Jinekologlar Birliği (ACOG - American College of Obstetricians and Gynecologists) arka arkaya yeni kılavuzlar çıkarmışlardır. Rahim ağzı kanseri artık HPV mikrobu tarafından oluşturulan ve cinsel yolla bulaşan bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Buna göre taramanın başlangıcı, tarama aralığı, taramanın kesilmesi ve özel durumlarda uygulanacak yöntemler belirlenmiştir. Smear taramasının başlangıcı 21 yaşından sonra olmalıdır. Tarama aralıklarının 21-29 yaş aralığında, 3 yılda bir olması yeterlidir. Daha sık alınması rahim ağzı kanserine karşı korunma olasılığını artırmaz. 30-65 yaş arasında ise smear tek başına yapılıyorsa yine 3 yılda bir, HPV testi ile birlikte yapılıyorsa 5 yılda bir tarama yapılması yeterlidir. HPV testiyle birlikte smear taraması kansere karşı korunmada daha duyarlıdır. Taramanın 65 yaşından sonra sonlandırılması konusunda tüm otoriteler fikir birliğine varmıştır. Daha ileri yaşlarda smear taraması gereksizdir. Gebelerde tarama ilk üç ayda yapılmalıdır. İlk üç ayda yapılan smear testinin gebelik kaybına yol açmadığı kanıtlanmıştır.

Mutlu menopoz dönemi için sihirli ipuçları

Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Özgür Öktem menopoz konusunda bilinmeyenlere dikkat çekiyor. Doç. Dr. Özgür Öktem “Menopoz, yumurtalık rezervinin yani barındırdığı yumurta hücrelerinin tükenmesi sonucu oluşur. Yumurtlama işlevi kaybolduğundan artık hasta adet göremez. 

Doğal menopoz yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak gelişir. Doğum yapmış olan kadınlarda yapmamış olanlara ve doğum kontrol hapı kullanmış kadınlarda kullanmamış olanlara oranla menopoz daha geç olur. Ateş basması, hafıza zayıflığı, bilişsel fonksiyonlarda azalma ve cinsel isteksizliği menopoz belirtisi olarak söylemek mümkün. Menopoza geçiş döneminde ve sonrasında bazı metabolik değişimler olmaktadır.”

Gelişmiş ülkelerde doğal menopoz yaşının 51 ila 54 olduğunu söyleyen Doç. Dr. Özgür Öktem, az gelişmiş ülkelerde 40'lı yaşlarda kendini gösterdiğini belirtiyor.

Doğal menopozdan farklı olarak 40 yaşından önce kadınların erken menopoza girebildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Özgür Öktem “Erken menopoza sebep olan faktörler doğal menopozdan farklı olduğunu belirtti. Bazı genetik hastalıklar (Turner sendromu, galaktozemi hastalığı, FMR-1 gen mutasyonları), kanser hastalarının maruz kaldığı kemoterapi ilaçları ve radyasyon tedavisi de yumurtalık dokusundaki yumurta hücrelerinin erken ve kitlesel ölümüne sebep olarak erken menopoza yol açabilmektedir. Ancak tüm bu sebepler erken menopoz olgularının sadece %5-10'nunu açıklar. Kalan %90-95 olguda sebep belirsizdir.

Aile öyküsü çoğu hastada mevcuttur. Anne ve anneannelerinde erken menopoz hikâyesi vardır. Annesi erken menopoza giren kadınlarda erken menopoz riski daha fazladır. Bu nedenle aile öyküsü bulunan genç kadınların yumurtalık rezervlerinin belirlenmesi amacıyla bu konuda uzman hekimlere başvurmaları önemlidir.

Doğum yapmış olan kadınlarda yapmamış olanlara ve doğum kontrol hapı kullanmış kadınlarda kullanmamış olanlara oranla menopoz daha geç olur. Günde 10 veya daha fazla sigara içen kadınlarda menopoz yaşı 1,5 yıl erkene çekilmektedir. Ayrıca cerrahi müdahale sonucunda yumurtalıklardan birinin kaybı ve endometriosis hastalığı da menopozun daha erken gelmesine neden olan etkenlerdendir” dedi.

Doğal menopozun normal yaşlanmanın bir sonucu olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Özgür Öktem sözlerine şöyle devam etti: “Genel vücut sağlığını olumsuz etkileyebilecek bazı değişimlerle beraberdir. Bunlar içinde kalp damar sisteminde yaşlanma ve buna bağlı kalp krizi riskinde artış ile kemik erimesi olarak bilinen osteoporoz, menopozun getirdiği en önemli sağlık sorunlarıdır. Bunlara ek olarak ateş basmaları, hafızada zayıflama, zihinsel fonksiyonlarda azalma ve cinsel isteksizliğe de sebep olmaktadır.

Menopoza geçiş döneminde ve menopoz sonrası bazı metabolik değişimler olur. Kan yağlarında yükselme, karın bölgesinde yağlanmada artış, gizli şeker ve damar kireçlenmesi olarak bilinen ateroskleroza bağlı olarak kalp damar hastalığı riski artar. Menopoz öncesi kadınlarda kalp krizi ve buna bağlı ölüm erkeklere nazaran çok daha nadir görülürken menopoz sonrası risk artar ve 70 yaşından sonra erkeklerle aynı olur. Menopozun getirdiği bir diğer olumsuzluk kemik erimesidir.

Yoğunluğunu kaybeden kemik dokusu daha kırılgan hale gelir ve küçük bir travma ile kırıklar oluşabilir. Kalça kemiği, el bileği ve omurga kırıkları kolaylıkla oluşabilir ve sağlığı ciddi tehdit eder. Hem kalp hastalığı hem de kemik erimesi erken menopoz olgularında daha şiddetli seyreder ve mutlaka tedavi edilmelidir. Artık görevini yapamayan yumurtalık dokusunun kadınlık hormonu olarak bilinen östrojen hormonunu üretememesi bu olumsuz tabloların ortaya çıkmasında en büyük paya sahiptir. Ancak ne var ki doğal menopozda yani 50'li yaşlarda gelişen menopozda östrojen hormonunun dışarıdan verilmesi kalp hastalığı riskini düşürüp düşürmediği hala tam netliğe kavuşmamıştır.

10 sene ve üzerinde östrojen kullanan hastalarda (hormon replasman tedavisi) yapılan çalışmalar göstermiştir ki kalp hastalığı, damar içi pıhtılaşma, pıhtı atması, inme ve meme kanseri riskinde artış olmaktadır. Kemik erimesi östrojen tedavisine çok iyi yanıt verir ve düzelir. Ancak östrojen tedavisi bırakıldığında tekrar eski düzeyine iner yani tekrar başlar. Tüm bu nedenlerle östrojene alternatif tedaviler geliştirilmeye çalışılmaktadır.

Erken menopoz hastalarında durum farklıdır. Bu hastaların doğal menopoz yaşı olan 50 yaşına kadar hormon replasman tedavisi almaları gerekmektedir. Bu dönemde östrojen tedavisi kalp damar sisteminde erken yaşlanma, kalp krizi riski, ateş basmaları, kemik erimesine karşı koruyucudur.”

Gebelikte lazer epilasyon yapılır mı?

Önümüz yaz. Deniz ve havuz sezonu geldi. Anne adaylarının kafasında istenmeyen tüylerden kurtulma konusunda şüphesiz pek çok soru işareti var.

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, gebelikte istenmeyen tüylerden kurtulma yöntemlerini ve risklerini anlattı:

LAZER METODU: Lazer epilasyon, tüylerdeki koyu pigmenti hedef alır ve termal ya da mekanik olarak kıl folikülüne hasar verir. Lazer epilasyonun gebelik süresinde kullanımının güvenli olup olmadığına dair yapılmış çalışma yoktur. Bu nedenle çoğu sağlık merkezi, işlemin fetüs üzerine etkileri hakkında bilgi olmadığı için kaçınılmasını önerir.

ELEKTRİKLE YAKMA / İĞNELİ EPİLASYON (ELEKTROLİZ): Bu yöntemin de fetus için güvenilirliği hususunda yeterli bilgi yoktur. Yine de elektroliz yaptırmayı tercih ederseniz ve bebeğinizi emzirmeyi düşünüyorsanız, son üç ay içinde göğüs bölgesine uygulama yaptırmayın. Gebeliğin sonlarına doğru karın bölgesi de hassaslaşacağından, bu bölgedeki tüyler için de işlem çok can yakıcı olabilir.

TERMOLİZ: Yüksek frekansa sahip elektrik akımı ile gerçekleştirilen iğneli epilasyondur. Diğer bir adı “flash iğneli epilasyon” dur. Akımın şiddetini cihaz otomatik olarak ayarlar, kullanıcı tarafından ekstra ayar yapılamaz. Aynı zamanda diatermi olarak da söylenebilir ya da radyofrekans, kısa dalga veya yüksek frekans şeklinde de.

Galvanik elektrolizde ise iletken olarak kimyasal maddeler kullanılır. İğne kıl köküne elektrik enerjisi aktarır ve kıl kökünün “sodyum hidroksit” üretmesini sağlar. SH ısınınca kıl kökü parçalanır. Yavaş, ağrılı ve yanıklara yol açabilen bir yöntemdir. Bu yöntem gebelikte önerilmez çünkü gebe ile cihaz arasında elektrik akımı dolaşır ve bebeğin etrafını çeviren amniotik sıvı yoluyla akım bebeğe de ulaşır. Çünkü amniotik sıvı elektrik akımını iletir. Bu nedenle galvanik işlem asla gebelik sırasında önerilmez.

AĞDA: Gebelik sırasında cildiniz dış etkenlere daha duyarlı ve reaksiyonel olabilir. Bu nedenle ağda öncesi ve sonrası antiseptik losyon kullanmayı unutmamak gerekir. İdeal koşullarda yapılırsa ağda hem ucuz hem de güvenilir bir yöntemdir.

KREM VE TÜY DÖKÜCÜLER: Tüy dökücülerde endişe yaratan husus; bunların içinde baryum sülfid tozu ve kalsiyum tiyoglikolat gibi kimyasalların bulunmasıdır. Ancak bunların kullanımı konusunun güvenli ya da zararlı olabileceği konusunda yapılmış çalışma bulunmamaktadır.
Herhangi bir kozmetiği uygulamadan önce cildinizin küçük bir alanına sürüp, tepki oluşup oluşmadığına bakın. Havayla temas edince keskin koku veren kimyasallar alerjik reaksiyon oluşturabilir.

TIRAŞLAMA: Gebelik esnasında uygulamak için en kolay alternatif olmasa da, jilet kullanarak tüylerin tıraşlanması hem ucuz hem de güvenilir bir yöntemdir. Üstelik eşinizin yardımıyla bu işlemi eğlenceli bir hale dönüştürebilirsiniz. İşlem sonrasında cildinizi yumuşak tutacak bir nemlendirici kullanmayı ihmal etmeyin. Üstelik E vitamini içeren nemlendiriciler tüylerin daha uzun sürede çıkmasına neden olarak tıraş yapma sıklığınızı da azaltır.

Kadınlar hakkında bilinmesi gereken 7 şey

Günümüzde, kadın cinselliği, daha seksi olma tüyoları internette karşımıza ne kadar sık çıkarsa çıksın “vajina” kelimesi hala bir tabu olarak kalmaya devam ediyor. Tabu olarak kalmaya devam ettikçe de eksik ve kulaktan dolma hatalı bilgilerle karşı karşıya kalmamak imkansız. Bu yüzden gerçekle masalı, kurguyla kanıtlanmış bilgiyi ayırt etmek önemli.

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, vajina hakkında bilinmesi gereken yedi gerçek hakkında önemli bilgiler verdi.

VAJİNA KADINA AİT ÖZEL BÖLGELERDEN BİRİDİR
“Bazen kadının genital bölgesinden tümüyle vajina diye bahsedilmektedir. Gerçekte vajina sadece genital sistemin bir parçasıdır. Bu sistemin dış kısmı "vulva” adını alır. Vulva bölgesinde dış dudaklar, iç dudaklar, klitoris, kilitoral başlık, üretra ve vajina açılımlarını içerir.

Gerçekte vajina iç kısma aittir ve kadın üreme sistemine ait diğer organlarla devam eder.

KEGEL EGZERSİZLERİ SADECE ORGAZM KONUSUNDA İŞE YARAMAZ
Bu egzersizler, orgazma ulaşma problemi olan kadınlara yardımcı olduğu gibi pelvik kasları güçlendirerek istemsiz idrar ve gaz kaçırmaya da engel olur. Üstelik bu egzersiz idrar yapma esnasında yapıldığı için yeri ve zamanı yoktur. İdrar yaparken birkaç saniye idrarı tutup sonra devam etmek şeklinde yapılmaktadır. Aynı zamanda pelvik organların sarkması açısından çok önem taşır.

PROBİYOTİK DESTEKLER DENGENİZİ KORUMAKTA FAYDALIDIR
Probiyotikler, bilinen adıyla “dost bakteriler” vücudumuza zarar veren kötü bakterilere karşı popüler tedavi seçeneğidir. Bu bakteriler barsak enfeksiyonlarına, ishale karşı koruyucu ve sindirime yardımcıdır.

Bazı çalışmalar probiyotiklerin vajinal enfeksiyonlara özellikle de mantar enfeksiyonlarına karşı koruyucu olduğunu öne sürmektedir.

ENDİŞE EDİLMESİ GEREKEN AKINTILAR
Vajina kendi kendini temizleyebilen bir organdır ve bazı akıntılar doğaldır. Ancak akıntı aşırı, ağrılı ve kokuluysa mutlaka doktora gözükmek gerekir. Çünkü bazen basit bir mantar enfeksiyonu olabileceği gibi cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon belirtisi de olabilir.

SEKS VAJİNAL SAĞLIK İÇİN ÖNEMLİDİR
Kadın yaşamında gebelik, emzirme ve menopoz gibi farklı hormonal dönemler vardır. Bu hormonal değişikliklerin yansıması vajinada belirgindir. Özellikle hormonal değişimler özellikle östrojen eksikliği cinsel ilişkide ağrıya neden olur.

Düzenli seks yaşamı vajinanın ince ve gergin hal almasına mani olur. Ancak konforlu bir ilişki için kuruluğun önlenmesi şarttır. Bu hormonal destekle olabileceği gibi kayganlaştırıcılarla da sağlanabilir.

İYİ VE KÖTÜ BAKTERİLER
Normal olarak vajinada bakteriler bulunur. Bu bakterilerden bir bölümü zaten doğal vajinal ortamı devam ettirmek için şarttır. Fakat arada iyi ve kötü bakteriler arasındaki denge bozulabilir. Bu da kokulu akıntılara ve iritasyona neden olur.

Son zamanlarda sıkça kullanılan vajinal duşlar, ortamdaki yararlı bakterileri ortadan kaldırarak enfeksiyonu kolaylaştırmaktadırlar. Hele sabun ve genital bölge şampuanlarının sadece tüylü kısımlara uygulanması şarttır. Diğer bölgeler için su en güzel temizleyicidir.

KLİTORİS PENİSİN İKİ KATI…
Klitoris cinsel doyumu sağlayan 8 bin sinirin sonlanma noktasıdır. Uzmanlara göre bu sayı penistekinin iki katıdır. Klitoris vajinaya doğru uzanır ve G noktasıyla bağlantı kurar. Başka bir deyişle görünen kısım klitorisin sadece küçük bir bölümünü oluşturur. Çünkü içeri doğru bir ağacın kökleri gibi yayılım gösterir.“

Ani kilo kaybı ve halsizliğe dikkat

Kanser son yıllarda her iki kişiden birinin hayatına kendisi ya da bir yakını nedeniyle giriyor. Kanser türlerinin pek çoğunda ortak belirtiler; nedensiz kilo kaybı, geçmeyen halsizlik ile yorgunluk ve yüksek ateş olarak karşımıza çıkıyor ancak bu hastalık bazen sessizce de gelebiliyor. 

Ülkemizde her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen kanserin başarıyla tedavi edilmesinde, erken teşhis ve doğru tedavi planlaması önemli rol oynuyor. Memorial Ankara Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Kübra Aydın, “kanser hastalığının tanı ve tedavisi ile korunma yöntemleri” hakkında bilgi verdi.

Vücudunuzun verdiği sinyallere kulak verin
Kanser, vücudun bir veya birden çok organ veya bölgesini etkileyen 200'den fazla hastalık grubunu tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Belirli bir doku veya organdaki hasarlı hücrelerin kontrolsüz bir biçimde üreyerek, bir kitle veya tümör oluşturmasıdır. Kansere neden olan kesin bir etken olmasa da, kanser riskini artıran birçok faktör bulunmaktadır. Bu risk faktörlerinden en önemlileri; sigara, obezite, sanayileşmenin getirdiği bazı kimyasal maddeler, hareketsiz yaşam, UV ışınları ve bazı enfeksiyonlar olarak sıralanabilir. Birçok hastalığı taklit edebilen kanserin belirtileri de farklı hastalıkların belirtileriyle benzerlik gösterebilmektedir. Çoğu kanser türü oldukça sinsi ilerlemekte ve ancak son evrede belirti vermektedir. Bazı kanserler de bulundukları organa göre bulgularla ortaya çıkmaktadır. Bunların yanı sıra kanserin, hangi organa yerleşmiş olursa olsun, vücutta neden olduğu genel şikayetler de bulunmaktadır. Bunlar hemen her kanser tipinde görülen; halsizlik, ani kilo kaybı, iştahsızlık, ateş gibi belirtilerdir.

Düşük doz toraks tomografisi sigara içenler için hayat kurtarıcı olabilir
Kanserin erken teşhis edilmesi için yapılan taramalar sayesinde erken evrede tespit edilen çoğu kanser türü, hayati kayıplara neden olmadan tedavi edilebilmektedir. Yaygın olarak yapılan tarama testleri; serviks yani rahim ağzı kanseri için yıllık smear testleri, meme kanseri için yıllık mamografi, kolorektal kanserler için gaitada gizli kan, endoskopi, kolonoskopi, akciğer kanseri için düşük doz toraks tomografisi ve prostat kanseri için PSA testidir. Çok sık görülen bir kanser türü olan akciğer kanseri için yapılan düşük doz toraks tomografisi özellikle sigara içen veya akciğer kanseri açısından riskli grupta bulunan kişilere yapılması oldukça faydalı olan bir taramadır.

Kanser tedavisi kişiye özel planlanmalı
Kanser birçok bölümün işbirliğiyle, multidisipliner bir yaklaşımla tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Medikal onkoloji, kanserin ilaçla tedavisi ile ilgili olsa da hastanın cerrahiye, radyoterapiye ya da başka bir bölüme yönlendirilmesinde de aktif rol almaktadır. Cerrahi yöntemler kanser için önemli birer tedavi seçeneğidir. Bununla birlikte radyoterapi de kanser tedavisinde başarılı sonuçlar elde etmenin anahtarıdır. Sistemik tedavi kısmını oluşturan; kemoterapi, akıllı ilaçlar ve son 5 yılın öne çıkan tedavi yöntemi immunoterapi de tedavide oldukça önemlidir. Tedavilerin kanser türüne ve evresine göre farklı uygulanması gerekmektedir. Bazı hastalarda tam iyileşmenin amaçlandığı küratif denilen tedaviler, bazı hastalarda ise sadece palyatif yani hastanın sağ kalım süresini uzatmaya ve kansere bağlı şikayetlerini azaltmaya yönelik tedaviler uygulanmaktadır. Kanserle mücadelede en önemli nokta, tedavinin kişiye özel olarak planlanması ve uygulanmasıdır.

Tedavi başarısında psikolojik desteğin etkisi büyük
Tedavide başarılı sonuçlar elde etmek için medikal uygulamaların yanı sıra; hasta ve hasta yakınlarının olumlu düşünmeleri ve tedaviden vazgeçmemeleri de büyük önem taşımaktadır. Kemoterapi sonrası bulantı kontrolünde bile hasta psikolojisi çok önemlidir. Örneğin; “beklenti bulantısı” oldukça sık görülmektedir. Bu durumda hasta hastaneye gelip kemoterapi aldığında midesinin bulanacağını düşündüğü anda daha hastaneye gelmeden bulantı yaşamaktadır. Psikolojik destekle hastanın ve hasta yakınlarının tedavi sürecine olumlu yaklaşması, tedaviden vazgeçmemesi, tedavinin devamlılığına ve başarılı olmasına büyük katkı sağlamaktadır. Kanser tedavisinde başarıyı olumlu yönde etkileyen bir diğer etken, hasta-hasta yakını ve onkoloji ekibinin iletişiminin kuvvetli olmasıdır. Doktorun hastanın merak ettiği tüm soruları cevaplandırması, tedavi süresince nelerle karşılaşacağını anlatması hastanın tedaviyi daha çok sahiplenmesini sağlamaktadır.

Akdeniz tipi beslenmeye özen gösterin
Kanser, sağlıklı yaşam kurallarına uyulduğu sürece önlenebilir bir hastalıktır. Kanserden korunmak için dikkat edilmesi gerekenlerin başında, dengeli beslenmek ve hareketli bir yaşam tarzına sahip olmak gelmektedir. Bu amaçla; Akdeniz tipi beslenme alışkanlığının kazanılması önemlidir. Kırmızı eti azaltıp haftada 2 porsiyonla sınırlamak, daha çok balık, zeytinyağlı yemekler ve sebze yemekleri tercih etmek, meyve, baklagiller, süt ve süt ürünlerinden zengin bir beslenme programı oluşturmak gerekmektedir. Günde en az yarım saat hafif tempolu yürüyüş gibi egzersizlerle hayata hareket katılmalıdır. Bunların yanı sıra sigaradan tamamen uzak durulmalı, alkol tüketimi ise sınırlandırılmalıdır. Enfeksiyonlardan, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan ve güneşin zararlı etkilerinden korunmak için önlem alınmalıdır. Güneşten çok daha zararlı olan solaryumdan ise kesinlikle kaçınmak gerekmektedir.

Güçlü kadınları yürüyüşünden tanırsınız!

Kim, sırtını güvendigi bir omuza yaslama imkani varken, omuz omuza carpismaya ya da sicacik bir kucakta huzur bulabilecekken kendini ateşlere atmaya gönüllü olur?Gördüğünüz o güçlü kadınların kaçı yaradılıştan güçlü, kaçı hayatın içinde tek basina dimdik olmaya mecbur bırakılmıştır acaba?

Onları bir çırpıda tanımak, en kalabalık ortamda bile çok zor değildir. Duruşları farklı, bakışları kendinden emindir. Yüzlerinde hüzünlü bir gülümseme, bazen de tüm acılara inat kahkahaları vardır. Sorumluluk, insana kudretli olma zorunluluğunu da yanında getirir. Hepsinin ortak yanı yorgun ve (d)üzgün kadın olmalarıdır.

Rimellerini silip, saçını başını düzeltip, yüzüne gülümseme maskesini takmakta üzerlerine yoktur. İçinde fırtınalar kopsa da belli etmemek onlar için hayat oyununun en kolay sahnelerindendir.Çünkü provasını en çok yaptıkları bölüm buralarıdır.

Farklıdır ve her şeyin farkındadırlar bu kadınlar. Kendisine kur yapıldığını, yalan söylenildiğini, kandırılmaya çalışıldığını ve çok sevildiğini anlaması hiç zor değildir. Bilir kimin onu sevip sevmediğini. Değersizliğini hemen fark eder, ardına bakmadan kaçmışlığı çoktur. Artık ne istediğinden çok ne istemediğini daha iyi bilir ve bunu hemen ayırt etmesi de hiç zor olmaz.
Bu kadınların en güzel tarafı, sevildiğini hissettikçe güzelleşmeleridir. Sevildikçe sevmeyi çok iyi becerebilir ve hiç kimsenin sevemeyeceği kadar güzel severler. Şefkatleri sıcacıktır.

İyi ki varlar hayatlarımızda.Varlıkları rahatsız etmez ama yoklukları çok rahatsız edicidir.İş hayatının tuttuğunu koparanları,her soruna hızlı çözüm getirenleri ve fedakar annlerdir aynı zamanda.

Bu kadınlar kendilerini güldüren soylu ve ciddi adamları severler, soytarıları değil. En sık duydukları söz “Seni taşıyan erkek zor bulunur."dur. Ağır gelen dürüstlükleri, mertlikleri, kariyerleri, beceriklilikleri ve zekalarının toplam hacmidir oysa ki! Güçlü kadınların aklında ve beyninde olabilirsiniz ama kalplerinde hele gözbebeklerinde olabilmeniz güçtür. Vaatlere karınları toktur. Canına okuyanlar çok olduğundan hariçten gazel okuyanlara eyvallahları zerre yoktur.

"Zor kadın” da diğer tanımlamaları… Zor, bir şeyin nasıl olduğunu bilmemektir. Bir erkek için ütü yapmak, bir kadın için tır kullanmak neden daha zordur? Çünkü ne yapacaklarını bilmezler, tecrübeleri yoktur. Zor, bu yüzden ne/nasıl olduğunu bilmemek haline denilir. İşte bu kadınların dünyaları ve dillerini bilen az olduğundan" zor kadın" olarak çıkmıştır adları. Doğru aslında ama tanımda bir kelime eksik… Koca hayatlarını ortaya koyunca “zor hayatlı kadınlar” denilmesi daha hakkaniyetli olur.

Ne kadar zorsa o kadar kırılmıştır, ne kadar ağır başlı ise o kadar hayalleri yıkılmıştır.
Yüreklerine mangal demek hafif kalır. Koca bir yanardağ gibidir cesaretleri ve dürüstlükleri. O yüzdendir ya şaklabanlar tarafından sevilmemelerinin nedenleri. Çünkü onlar rol yapanları hemen anlarlar ve oyuna uymaz, oyunun kurallarını öğretirler.

Didem Tınarlıoğlu
Bu kadınların en sert görünen taraflarının yanında merhametleri koca bir dağ gibidir. İnsan neyin eksikliğine zaaflı ise işte bundandır. Omuzlarından öpülmelidirler, yılların yükünü hafifletmek için.

Sevmekten vazgeçmeyi çoktan öğrenmiştir bir kısmı, soğumuştur kalbi. Kırılmaktan, hayal kırıklığına uğramaktan “aşk yok” derken gözlerini kaçırdığını fark ederseniz, anlarsanız kendisinin bu yalana inanmadığını. İçindeki umudunu söylemeyecek kadar gururludur da, kolay kolay almazlar yüreklerine kimseyi. Varla yok arası duvarları vardır. Yaş onlar için sadece bir sayıdır. Çoğu yetmiş yaşına üç kere gidip gelmiştir. Yalnızlığın asaletine inanarak avuturlar kendilerini. Mutlu aileleri gördükçe içlerinin sızladığını hissedemezsiniz. Gülümseyerek bakar aşık çiftlere, içinden dua ettiğini bilemezsiniz!

Bu kadınları üzebilirsiniz ama yıkamazsınız. O bilir ne zaman gideceğini, ne kadar kalacağını.
Sorsan bu kadınlara güçlü olmayı sen mi istedin diye? Güçlü değil" pamuklara sarılmış mutlu kadın olmak varken, deli misin sen neden isteyeyim ?“ diye gülümser ve ardına bakmadan gülümseyerek gider.Karışır kalabalığın içindeki yalnızlığına.

Yürüyüşünden tanırsınız…